GÜNDEMİ YAKALAMAK
Yusuf Yerli

GÜNDEMİ YAKALAMAK

GÜNDEMİ YAKALAMAK VE GÜNCELİ ES GEÇMEMEK

 

İlk gençlik yıllarımdı. Televizyon günlük hayatımıza siyah beyaz olarak henüz adım atmıştı. Adım atar atmaz tüm gündemimizi o oluşturmaya, güncelimizi o tespit etmeye başlamıştı. Akşam altı-oniki saatleri arası adeta sokağa çıkma yasağı ilan ediyor, bizleri ekranı başına tutukluyordu. Yığınların tek eğlence ve haber aracıydı.

 

Bir Cuma günüydü. Küçük Mustafa mahallesinde oturuyorduk.  Osmanlı’dan kalma küçük bir mescit vardı. Cuma namazı için bu mescite yolum düşmüştü. İmam ateşli bir vaaz vermeye başlamış, anlatıyor anlatıyordu. Toplumun çürüdüğünden dem vuruyor, bozulmanın nedenlerine parmak basıyordu. Düşman aşikardı. Her evi istilaya başlamıştı bile. Aile mahramiyetine, edep ve ahlak kurallarına aldırış etmesi bir yana her görüntüsü ile milli, dini ve manevi değerlerimize saldırıyordu. Hoca cemaatini bu “şer kutu”sundan sakındırmak istiyordu.

 

Televizyon izleyenlerin ileri sürdükleri “mahcup ve makul” mazeretleri vardı. Hoca bu “mahcup ve makul” mazeretlerinin “hikaye”den mazeret olduğunu anlatmak istiyordu. Televizyon “izlemek”ten vazgeçmelerini, Kur’an’a yönelmelerini öğütlüyordu.

 

Hoca bunu yapmaya çalışırken bir örnek vermişti. Bu örnek benim için “kulakta küpe” kıvamında oldu, desem yeridir.

 

Hoca şöyle demişti: “koskoca adamlar. Utanmıyorlar o her lahza şer akan, kanalizasyon akan teveleri izlemekten. Neymiş efendim. Haber izliyorlarmış. Be hey gafil! Haber mi dinlemek istiyorsun? Haber’in en hakikisi en büyüğü Kur’an’da var. Kur’an’ın verdiği haberlere kulak ver.”

 

O gün bu gündür Haber deyince aklıma Kur’an gelir ve o Hoca’nın sesi kulağımda çınlar. Bu arka planla Kur’an’ı okurum.

Hem Nebi demek Haberci demek değil mi? Hz. Muhammed (sav) en büyük haberci değil mi?

Kur’an insanlığın “gündemi”ni her an tespit ediyor. Güncel olanın altını kalın çizgilerle çiziyor. İnsanlık Gündemden habersiz, Güncel olandan bigane kalmasın diye.

***

 

Gazetecilik Gündem oluşturmak olduğu kadar, Güncel’i ıskalamamaktır da.

Ne zaman yazı yazmak için klavyenin başına geçsem o Hoca’nın “çığlığı” kulaklarımda inilemeye başlar. Gerçek Gündem ve ihmal edilmez Güncel ortada. Sen neyin peşindesin? Soruları bir kıymık misali beynimi kemirmeye başlar. Sahte, sanal ve yapay gündemler gözümün önünde dağ misali birikmiştir. Ve başlar hakikatle sanalın savaşı. Çoğu kez bu savaştan yorgun çıkarım. Elim klavyenin tuşlarına basacak gücü bulamaz. Yazamıyorsam elbette vardır bir nedeni.

****

Ramazan geldi, Hoş geldi, dedik. Boş gelmedi, dedik. Ramazan’ın bize getirdiği ise Kur’an. Kur’an bu ayda nazil olmaya başladı. Ramazan boyu mukabeleler, hatimler okunarak Kur’anla temasa topluca geçeriz. Her güne bir cüz gelecek şekilde ay boyu baştan sona Kur’anı okuruz. Kur’anı el an inzal oluyormuş gibi okuduğumuzda O’nun Gündemi ve Güncel’i ile bizim, toplumumuzun, dünyamızın Gündem ve Güncel’inin birebir örtüştüğünü fark ederiz.

Bugün 7. Cüz’den okudum Kur’anı. Maide’nin son ayetleri ve Enam’ın ilk ayetlerinden oluşuyor 7. Cüz.

Maide, Sofra demek. Enam, Nimetler (ehil hayvanlar başta olmak üzere).

Fatiha, Bakara, Ali İmran, Nisa, Maide, Enam…Surelerin peş peşe sıralanışı ve isimlerinin yaptığı çağrışımlar bile mucizevi boyutlarda…

Ramazan en çok sofrası ve bu sofrada bulunması gereken yiyecekler üzerine yapılan sohbetlerle gündemimizi oluşturur ve güncelimizi belirler.

Allah’ın indirdiği “gök sofrası” Kur’an’ı haber verirken Maide; Bu sofranın tadadını yapar tüm sureler. Gerçek sofra Kur’an sofrası,Vahiy sofrasıdır ve Hakiki gıda Allah’ın ayetleridir. Esas olan bu olmakla birlikte…

Yazımı Maide ve Enam’dan (7. Cüz’den) birkaç ayet alıntılayarak tamamlamak istiyorum.

Oruçlu ne yemeli, nasıl yemeli konusu ve telaşı tüm gündemimizi işgal etmişken…

“Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.”

İçki bağlamında Özgürlük naralarının atıldığı, yaşam tarzlarına müdahelenin sorgulandığı ve bunlar üzerinden kavgaların ateşlendiği bir vasatta…

“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” 

“Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? “

“ (Ey Muhammed!) De ki: "Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile." Ey akıl sahipleri Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz”

Hoşgörü, inançlara saygı konularının konuşulduğu bir düzlemde….

“Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum