Bazı şeylerin altını çizmek istiyoruz ama sonuç itibariyle o şeyin üstü çizilmiş oluyor.
Bu konuya örnek olarak son günlerin “Falaş” konusu Beddua meselesini verebiliriz.
Fethullah Gülen Hoca’nın Ak Parti liderliğini hedef alan “dua”sının kabul edilebilir bir yanı bulunmamaktadır. Hoca “tavzih” yapacağına “tevbe” yapıp olayı kapatma yolunu denese daha iyi olur ve ortalığı yatıştırabilirdi, bu yolu seçmedi.
Hoca’nın yaptığının çirkinliğinin, isabetsizliğinin, insafsızlığının altını çizmek için yazılan çizilenler de başka bir yanlışı işaret eder konuma gelmemiş olsaydı, ben bu yazıyı yazmayacaktım.
Bu yanlışa düşenlerin başında Sabah gazetesi geliyor. Sabah Gazetesi Diyanet’in yaptığı bir açıklamayı bağlamından kopararak manşetine taşımış ve Hoca’nın bedduasında ne derece yanlış yaptığını bu şekilde anlatmak istemiş.
Diyanet açıklamasında “Genellikle” kaydını koymuşken gazete bu kaydı görmezden gelerek “Düşmanına bile Beddua etmezdi” şeklinde manşete taşımış.
Bu ve benzeri yazıları okuyunca insan hayret ediyor. Okuduğumuz ayetler, yaptığımız dualar… elbette beddua var ve Müslüman İslam düşmanlarına karşı beddua eder,
Bir kere Dua müslümanın sığındığı ve sahip olduğu en baş silahtır da. Peygamberimiz şöyle buyurur: :”Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur. Dua ibadetin özü, ibadetin anahtarıdır.”
Kuran-ı Kerim’de Beddua formunda yaklaşık 40 ayet bulunmaktadır.
Hocalarımız camilerde sıklıkla şöyle dua ederler ve Müslümanlar hep bir ağızdan amin derler: “ Allahım şu işleri yapan kafir, zalim ve münafıkları ıslah et, onlara hidayet ver…yok ıslah olmayacaklar zulümlerine devam edeceklerse kahhar isminle kahret…”
Kur’an’dan birkaç ayet aktarayım.
|
2:88 - |
“(Yahudiler, peygamberimize karşı alaylı bir ifade ile): "Bizim kalblerimiz kılıflıdır." dediler. Bilakis Allah, onları kâfirlikleri yüzünden lanetledi. Bundan dolayı çok az imana gelirler.” |
|
2:159 - |
“İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler.” |
|
2:161 - |
“Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah'ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsun.” |
|
3:87 - |
“İşte onların cezaları, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir.” |
|
4:93 - |
“Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.” |
|
5:60 - |
“De ki: "Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır". |
|
5:78 - |
“İsrailoğulları'ndan küfredenler, Davud ve Meryem'in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi.” |
|
Müslümanlık İnsani olan hiçbir durumu kökten dışlamamıştır. Sadece onu meşru daireler içinde yapılmasına izin vermiş ve dolayısıyla sınırlandırmıştır. Beddua da çok insani ve aynı zamanda nefsani bir duygunun dışa vurum biçimidir. Beddua edilir ama… Alemlere rahmet olarak gönderildiğine inandığımız Peygamberimiz elbette lanet’i bir yöntem olarak seçmemiş. Rahmet dilemiş. Müslüman olamayanlar için de Rahmet dilemiş. Düşmanlarının ıslahı için de dualar etmiş, ama Dua’yı bir silah olarak da kullanıp muanndi müşrikler, münafıklar ve zalimler için elbette beddua da etmiştir. *** Hatırlayın birkaç yıl önce “Kahrolsun İsrail” sloganı atan gençlerimizi yargılamak istemişlerdi. O davada savunma olarak “beddua” etme hakkını kullandılar savunması yapılmış, mahkemede bu savunmayı kabul etmişti. Beddua etmek asıl amaç olmamakla birlikte Dini ve hatta insani yaşamda bedduanın yeri vardır. Hoca’yı köşeye sıkıştırma adına “düşmana bile beddua edilmez” diye yola düşüp, mazlumların bu savunma silahını da etkisiz hale getirmeye de kimsenin hakkı olmamalı. |
