Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu, Hunat Hatun Medresesinde geçtiğimiz hafta düzenlenen Kitap Fuarı’nın konuğu olarak şehrimize geldi. 6. Gün programına konuk oldu. Yavuz Bahadıroğlu Tarihi ve Osmanlıyı sevdiren yazar olarak biliniyor.
Osmanlı’nın Kuruluş dönemini anlatan romanları ile adından söz ettirdi önce. Sunguroğlu ve Turgut Alp romanları benim de ilk okuduğum kitaplar arasındadır. Bu kitaplarda bölüm başları kısa deyişlerle süslenmiş ve “Biz Osmanlılar” dan bazı niteliklere yer vermişti. Sonra bu isimle bir kitap da yazdı.
İşete bu Tarih’i ve Osmanlı’yı sevdiren adamla Osmanlı merkezli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bahadıroğlu ile yaptığımız söyleşinin çarpıcı notlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Önce sizce Osmanlı nedir? Diye sordum.
Cevabı “Osmanlı bir sünnet devletidir” oldu. Bahadıroğlu’na göre Osmanlı’nın kuruluş amacı İstanbul’u fethetmektir. Bu amaca Osmanlıyı kilitleyen ise Hz. Muhammed(as)in o Meşhur hadisidir: “Konstantin elbette feth olunacaktır. Onu feth eden komutan ne güzel komutandır, O’nun askerleri ne güzel askerlerdir.” Bu övgüye mazhar olmak Osmanlı için en büyük ideal.
İkinci sorum şu oldu: Peygamberimiz neden İstanbul’u hedef göstermiştir, İstanbul neyi ifade etmektedir?
Bahadıroğlu’nun cevabı: “İstanbul demek Ayasofya demektir. Peygamberimizin gösterdiği hedef de Ayasofya’nın Müslüman ibadetine açılmasıdır.” Oldu.
Yani Teslis’in Tevhid’e inkılabı. Ayasofya’da mozaiklerden yapılmış ikonlarda şöyle bir tablo vardır: Kral Konstantin elinde Ayasofya maketi, Hz. İsa’ya takdim ediyor.
Bizim yani Müslüman tarih ve gelecek algısında “Nuzulü İsa” (İsa’nın inmesi) diye bir kavram vardır. Çoğunluk görüş Nuzulü İsa’nın Kıyamet öncesi yaşanacağını ve Kıyametin büyük alametlerinden biri olduğunu ifade eder. Kimileri de Nuzulü İsa’nın aslında Hristiyanların onu Tanrı’nın oğlu ve bir bakıma ortağı ilan etmelerinin, düzeltilmesi hadisesi olarak Nuzulü İsa’yı anlamışlardır. Yani İsa ne İlah’dır, ne de İlah’ın oğludur. O Meryem’den doğma Allah’ın sevgili kulu ve seçilmiş Elçisidir. Bu yalın gerçeği dile getirmek Nuzulü İsa etmektir, diye yorumlanır. Başka bir yorumda da Peygamber efendimizin dünyaya teşrifi de Nuzulü İsa’dır, denilmiştir.
Bu yorumlar bağlamında Ayasofya’yı anlamaya çalışırsak Ayasofya’nın “teslisin” mabedi olmaktan çıkarılması ve “tevhid”in mekanı ve mabedine dönüştürülmesi, bir anlamda Feth edilmesi olayı da Nuzulü İsa (as) olarak değerlendirilebilir. Bu yorumdan gittiğimizde Ayasofya’nın Mescit’likten çıkarılması İsa (as)in çarmıha gerilmesi denemesinin başka bir versiyonu olarak okunabilir. Yuhanna İncili’nde şöyle bir cümle geçer :” İsa çarmıh sırtında yürüyordu. Üzerinde erguvan renkli bir elbise vardı.” Her kilise İsa’nın bedeni kabul edilir. Ayasofya da İsa’nın bedeni kabul edilir. Ayasofya’nın gövde boyası Erguvani renktedir. İstanbul’a bir gittiğinizde bakın ya da Ayasofya fotoğraflarına bakın bu rengi göreceksiniz.
Ayasofya’nın bu “müzelik” durumu, Ayasofya’nın ruhunun çarmıha gerilmesidir.
Biz Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu ile yaptığımız söyleşiye dönelim.
Bahadıroğlu’na göre “Türkiye’nin son seksen yıllık tarihinin; yaşadığı kaosların, yıkımların, darbelerin, anarşi ve terörün ve bilumum olumsuzlukların temelinde Ayasofya’nın Mabet olmaktan çıkarılıp Müze olarak ruhsuzlaştırılması olayının olduğunu” söyledi.
“Fatih Ayasofya’yı özel mülkiyetine alıp, onu vakıf olarak değerlendirirken sanki bu günleri görmüştür. Ayasofya’ya kirli ellerin değmemesi için vakfiye yazmış ve “amacı dışında kullanılmasını lanetlemiştir.” Bu lanet hala üzerimizdedir. Ne zaman ki Ayasofya’da Tevhid terennüm edilir, tekbirlerle namaza durulur, o zaman Türkiye bölünme, yok olma korkularından emin olur.”
Bahadıroğlu konuşmasında Başbakan Erdoğan’a da bir çağrı yaptı: “Sayın Başbakan Cami yapmayı ve yaptırmayı seviyor. Bu takdire şayan bir durum. Ama Sayın Başbakan Ayasofya’yı öncelikli olarak cami olarak ibadete açmalı. O zaman Başbakan ölümsüz bir isim bırakır. Ve aynı zamanda Peygamberimizin müjdesine mazhar olur. İkinci bir Fatih olarak tarihin şeref sayfalarında yer alır.”
Fetih ayında bir Fetih rüyası görmüş olduk. Bozgunda Fetih rüyası görmek…En azından rüyasını görüyoruz. Bir şeyin rüyasını görmeden gerçeğine nasıl dokunabilirsiniz ki…
