BİR ÇANKAYA SENARYOSU DA BENDEN: SİİRT MODELİ Mİ? KAYSERİ MODELİ Mİ?
Bu köşenin okurları Türkiye’de ve Kayseri’de konuşulan ve tartışılan konularla ilgili en “aykırı”, “en farklı” sonuç itibariyle de uygulanan teorileri ilk kez bu köşede okumuş ve duymuş oluyorlar. Aradan haftalar, aylar geçtikten sonra bu köşede dile getirilen senaryoların Türkiye gündemine farklı aktörler tarafından getirilip konuşulduğuna şahit oluyorlar.
- Bakanların Büyükşehirlerde Başkan adayı gösterileceği senaryosu Türkiye’de ilk kez bu köşede dile getirlidi. Ve Bu yerel seçimlerde uygulandığını gördük.
- Partilerde Eş Başkanlık mevzu torba yasayla meclisten çıktıktan bir gün sonra bu köşede bu yasanın BDP için değil Ak Parti için çıkarıldığını Başbakan Gül, Genel Başkan Kurtulmuş formülünü mümkün kılmaya yönelik bir adım olduğunu yazmıştık. Aradan aylar geçti şimdi konuşulur oldu.
- Kayseri’de kimlerin Başkan adayı olacağı tartışmaları yaşandığı günlerde şöyle bir iddiada bulunmuştuk: Ak Parti için söylüyorum ama CHP için de geçerli oldu bu durum: Aday adaylığı için başvuranlar arasından değil, aday adaylığı için başvurmayanlar arasından Başkan adayları çıkacak, demiştim. Sayın Çelik, Sayın Palancıoğlu, Sayın Ekinci, Sayın Çilsal, CHP’nin Talas adayı Hanımefendi, Ak Parti’nin Develi adayı hep bunlar ilk aday adaylığı başvurusu esnasında başvurmamış adaylar oldular. Bu durumu da Kayserispor Başkanlık seçimini sözkonusu ederek Kayseri Modeli başkanlık seçiminden bahsetmiştim.
******
- Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrası için yeni bir senaryodan bahsedeceğim. Bu senaryo henüz Türkiye gündemine girmedi. Kimse telaffuz etmedi. İlk kez siz bu köşeden okumuş olacaksınız. Senaryonun yazarı ben değilim, ama ilk kez bu köşede dile gelmiş olacak. Uçuk mu, kaçık mı Reel mi? Olur mu? Neden olmasın? Okuyun siz de kararınızı verin.
Senaryo şöyle: Başbakan Cumhurbaşkanı olacak. Bülent Arınç Başbakan olacak. Sayın Gül ise Başbakan yardımcısı olarak seçimlere kadar devam edecek, seçimlerde milletvekili olup, yeni dönemin Başbakan’ı olacak.
Özet bu. Nedenler ve Kayseri Modelliğine gelelim.
Sayın Gül milletvekili olmadığı için seçimlere kadar Başbakan olamaz. Bu bir yasal veri. Ara seçim, Siirt modeli; bunlar şimdilik zorlama çözümler. Erdoğan için Siirt modeli devreye sokulduğunda genel seçimler için 4 yıl sekiz ay vardı. Sayın Gül için bu model işletildiğinde genel seçimlere altı ay kalmış olacak. Altı ay için ara seçim gözükmüyor.
Tamam da Bir yıl Sayın Gül’ün “siyaset dışı kalması” olabilir mi? Olamaz. Olamayacağı için Eyüp Can onu Ak Parti Kongre çalışmalarına yönlendirmiş. Bizim senaryomuzda ise Başbakan yardımcılığı ve ek olarak Dış işleri Bakanlığı da var. (Üstelik Eş Başkanlık modeline göre, Sayın Gül’e devlet, Sayın Kurtulmuşa Parti teslim ediliyor.) Çünkü Türkiye’nin AB, ABD ve diğer dış çevreler nezdinde yıpranan bir imajı var ve bu imajı düzeltme görevi de Sayın Gül’e düşecek gibi. Bu durumda Sayın Davutoğlu’nun konumu ne olacak dersiniz? Sayın Davutoğlu’nun bir konu münasebetiyle dile getirdiği formül acaba kendisine de uygulanır mı? Neydi o formül? “Hikmet-i Hükumet adına bazıları feda edilir. Bu bizim siyasi tarihimizin gerçeğidir.”
Tamam da Sayın Gül Cumhurbaşkanlığından inip Başbakan yardımcılığına oturması hiç olacak iş mi? İlk bakışta öyle. Kekremsi bir durum. Hazmı zor gibi geliyor. Ama biz düz düşündüğümüzde böyle. Sayın Erdoğan, Sayın Gül ve Sayın Arınç…Bu üçlü makam sözkonusu olduğunda makamları bir birine ikram etmiş ve biri diğerinin emri altında çalışmayı bir “şeref” bilmiş siyasetçiler. Bunların bu durumudur ki, yıllardır yazılan ayrılık, fitne senaryolarını alt üst ediyor.
Hatırlayın..Sayın Arınç Fazilette Genel Başkanlık yarışında ben varım demiş, ortaya çıkmıştı. Devam etse yenilikçi hareketin lideri olarak o öne çıkardı. Ama ne dedi: Sayın Gül bu işi daha iyi yapar ben de arkasında olurum. Dediğini yaptı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Başbakan Erdoğan’a “Cumhurbaşkanı ya sen olacaksın, ya Gül. İkinizden biri olmuyorsa Ben olacağım” çıkışını yapıp, Cumhurbaşkanlığına Sayın Gül’ün olmasının yolunu açan bir fonksiyon gördü. Başbakan kendi olabilecekken Sayın Gül’ü Cumhurbaşkanlığına aday gösterdi ve 7 yıldır onun atadığı bir Başbakan olarak görev yapmaktadır.
Şimdi böylesine bir birine karşı makamlar teklif etmiş üç şahsın arasına makamlar nasıl girecek?
Başbakan Erdoğan Sayın Gül’e “abi senin kabinede olmanı istiyorum”, dediğinde, Sayın Gül “ben Cumhurbaşkanı olmuş birisiyim, Sayın Arınç’ın yardımcısı olamam” der mi? Bence demez. Nefis yapmaz. Ama Sayın Arınç dışında birisi geçici Başbakanlığa getirildiğinde bu durum hem Gül açısından hem de Sayın Arınç açısından şık kaçmaz. Sayın Arınç dururken başkasının Başbakan olarak atanması diğer aktörleri de rahatsız eder.
Bu senaryoyu neden bu kadar cesaretle yazdım ve bir Siirt modeli değil de Kayseri Modeli çözümden bahsettim o konuya gelecek olursam.
KAYSERİ MODELİ
Kocasinan Belediyesi eski Başkanı Sayın Bekir Yıldız yeniden adayım dediği taktirde aday olup Başkan seçilebilecek konumdayken, kendi isteği ve rızası doğrultusunda aday olmama kararı aldı. Olay burada bitmedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Özhaseki benim “Bekir Abi ne yapar” şeklindeki sorum üzerine ortak tv yayınında bir açıklama yaptı: “Bekir abi, kabul ederse eğer, ona Meclis üyeliği teklif edeceğim. Bize ve Kayseri’ye olan katkısının devamını isteyeceğim.” Başkan Özhaseki’nin bu teklifi duyanları şaşırttı. Olur mu, yakışır mı? Başkan olmak dururken Meclis üyeliğine razı olur mu? Bu soruları soranlar ve endişeyi taşıyanlar daha çok adamın makama bir şey katacağından değil de “makamın” adama bir şey kattığından hareketle, baktıkları için bu yorumları yaptılar.
Bekir Başkan Meclis üyeliğini kabul etti. Hem Sayın Çelik ile hem de Sayın Özhaseki ile çalışmaya başladı bile. Bu durum Sayın Yıldız’ın karizmasını çizmiş oldu mu? Yoksa Yıldız’ın yıldızının daha bir parlamasına mı yol açtı? Şimdi nasıl yorumlanıyor bu durum: “Bir yıl sonra Başkan Özhaseki Ankara’ya, Sayın Bekir Yıldız ise Büyükşehir Başkanlığına.” Bu böyle mi sonlanır, bilemeyiz ama, bu tür yoruma kimse olamaz da demiyor, yakışmaz da demiyor.
Bu durumun Çankaya’ya model olmasına gelince…
Ne demişler “sen bana arkadaşını söyle, ben sana kim olduğunu söyleyeyim.” Sayın Gül ile Sayın Yıldız ta ilk gençlik yıllarından beri ve hala devam eden bir arkadaşlık, bir yoldaşlık, bir davadaşlık üzere bulunuyorlar. Başkan Özhaseki ile Sayın Erdoğan’ın liderlik yapma “stil”lerindeki parelellik te devreye girince; tüm senaryolardan farklı bir “oyun” sahneye koyulabilme ihtimali daha yüksektir, diyorum.
- 27 Nisan’da Sayın Başbakan Kayseri’de. Cumhurbaşkanlığı için Çankaya yollarına Anadolu’dan yürüyüşe başlayacak. 27 Nisan ve Kayseri. Çankaya yokuşunu yürümekte simge tarih ve mekan. Bir 7 yıl önce 27 Nisan’da Kayserili birinin Sayın Gül’ün Çankaya’ya yürüyüşünün önü kesilmek istenmişti. Yine bir 27 Nisan günü ve Kayseri’den Çankaya’ya yürüyüşün ilk startı olacak.
- Nisan sonu ya da Mayıs başı Cumhurbaşkanlığı mevzuu Sayın Gül ile Sayın Erdoğan arasında konuşulup karara bağlanmış olsa bile kamuoyuna deklerasyonu Mayıs sonuna kalacak gibi. Sayın Başbakan 29 Mayıs İstanbul’un Fethi günü, Cuma namazı sonrası bu yürüyüşünü tüm dünyaya duyuracaktır. Bu yürüyüş bir anlamda Ayasofya’nın zincirlerinin kırılacağı yürüyüşü olarak da okunabilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Başbakan Ayasofya’yı da gündeme getireceği bir kampanya yapacağı yönünde yapılan yorumları yadsımıyorum.
- Çankaya yolunda Ayasofya hediyesi ile yürümek aynı zamanda Said Nursi’nin son hayalinin de gerçekleşmesi umudunu yeşertecektir. Bu ise paralel yapıya iyi bir mesaj olacaktır. Miras kimde, kim sahip çıkıyor sorusunu gündeme taşıyacaktır.
- Said Nursi’nin üç hayali neydi?
1- Ezan’ın asliyetine rucu edilmesi (Menderes bunu yaptı).
2- Risalelerin serbestçe neşri (Bu da gerçekleşti)
3- Ayasofya’nın yeniden İslam’a açılması. (Bu da Erdoğan’a nasip olur inşallah).
