AŞK LAZIM AŞK!
Hz. Ali'ye izafe edilen şöyle bir söz vardır; "Kalpten çıkan söz kalbe ulaşır, ağızdan çıkan söz kulağı aşamaz." Söyleyen de önemli, dinleyende. Ve yazı da önemli, okuyan da. Yazanın gönülden yazması, okuyanın da gönülden süzmesi son derece mühimdir. Sözü anlamak için, göz önemli lakin gönül daha önemli. Unutmamalı ki, Mine'l-kalbî ile'l-kalbî ( kalpten kalbe yol vardır ) Hâlden anlamak dedik, kıymetli insan dedik, bir de idrak kıtlığı diyelim.
Besmeleden başlayalım mesela. Hepimiz mutlaka günün herhangi bir diliminde dilimize süreriz. Allah’ın adıyla der işimize başlarız. Bayan Sanatçının(!)biri Besmelesiz sahneye adım atmam dedi. Bakın şimdi. Besmele ve binlerce insan karşısında sahne. Sen Besmeleyi gönülden desen, hissederek, sahneye çıkabilir misin? Dilde değil, bunu içimizde idrak edeceğiz.
Yoksa boş boş boş! Bu Besmelenin idrak edilmemiş hâli işte. Bir de dedikoducular var. Görsen Besmelesiz is yapmazlar ama iki üç kişi bir araya gelmeye görsün. Dilin kemiği yok (!)dimi? Sal gitsin!
Gönülde azizim! Gönülde bitiyor her şey. Aşk lazım aşk aşk aşk! Aşkı Körükleyecek de özlem lazım. Biz dünyaya özlemek için, ayrılığı öğrenmek için geldik. Önce Rabbimizden ayrıldık elest bezminden sonra. Ana rahminden. Zaman geldi anadan ayrıldık. Kalbinin cilalanmasını, dilinin temizlenmesi istiyorsan, Âşık olacaksın.
Kalpte aşk varsa, orada birçok şey zuhur eder emin ol. Mesela merhamet. İnsan sevdiğinin yarattığına merhametsiz yaklaşabilir mi? Sevdiğine kıyamıyorsa, sevdiğinin eserine de kıyamamalı. Bunun idrakinde olunsa, bugünkü cinayetler intiharlar olur muydu? "Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü“ sözünün idrakinde olunsa, dedikodular, nefretler, kinler, intikam duyguları sâdır olur muydu kalplerde?
Kuru sözden ibaret hep seviyorumlar… Sorsak; seviyorum Allah’ı deyiverir hemen herkes. Ama öte yandan, sevdiğinin eserine, yarattığına, burun kıvırır. Kimi dedikodu eder sevdiğinin yarattığının arkasından konuşur, kimi içinde kin tutar, kimi intikam peşinde koşar, kimi boş heveslere kapılıp anayı babayı üzer. Bu duyguları beslediğin insanlar kim bi düşün? Rabbinin eseri. Sevdiğinin(!) Eseri. Aklını başına topla! Biz günahkâra değil, günahına kızcaz. Dikkat et bu ince çizgiye!
Hem; ya kırdığın, incittiğin gönlü Allah seviyorsa? Kork bir gönlü kırmaktan, kork! Hüzünlerin sebebi olmaktan kork! Kalpler Allah’ın mührünü vurduğu yerdir. Kin tutup, sağlıksız ve ham düşüncelerle kalbini de aklını da kirletme! Kirli testiden temiz su akmaz dikkat et.
Sevdiğini veya seni seveni kırmaktan kork önce. Söz konusu aşksa, aklını biraz inzivalarda susturuver bir zahmet mantık savunucusu! Mevlâna ne diyor iyi aç gözünü ve unutma bu sözü; "SEN AKLINI GÖNLÜNE KURBAN ET!" Aşk akılda değil, kalptedir. İkisini aynı anda kullanamazsın. Merhamet gönüldedir. Merhamet nazarı ile bak her şeye. Sevdiğine özellikle. İyi de çok kırıyor, çok üzerime geliyor, çok sitem ediyor kıskanıyor diyecek şimdi bazılarınız.
Bundan güzeli var mı a canım ya? Seven, sevdiğinin sitemine, kahrına katlanmaktan haz almalı. Eğer karışıyorsa sana, sahipleniyordur. Rabbimiz de bize şunu yapmayın bunu yapmayın şundan sakının diye Kur’an’da açıkça emretmiyor mu? Sevin şimdi sen. "Sevdiğinin(cc) yarattığı sevdiğin, sana sevdiğin(cc) gibi yaklaşıyor..."
Söz burada bitmemeli…
