Yakın zamanda bunu paylaşmıştım sosyal medyada.
Yazık hem de çok yazık.
İnsanın değeri bu kadar işte. Biz bu kadarız…
İstanbul Esenyurt’ta bir alışveriş merkezi inşaatı şantiyesinde kalan işçilerden 11 kişi yanarak can verdi.
Ne acı değil mi?
Asıl acı bundan sonra başladı. Acı gerçek ortaya çıktı. Ölen işçilere acilen sigorta yapılmış… Lütfen dikkat edin ölen işçiye diyorum.
Öldükten sonra yani.
Türkiye, olay basına yansıyalı bu konuya kilitlendi. Başbakan özellikle üzerinde duruyor. Çalışma Bakanı aynı…
SGK Genel Müdürü diken üstünde Pazar günü girişi yapıldı diye…
Ya, biz ülke olarak çocuğu ne zaman testiyi kırmadan uyaracağız? Kaç kişinin daha canının yanması gerekiyor bu işlerin takip altına alınabilmesi için…
Hangi yasal düzenleme buna izin veriyor?
Geriye dönük sigorta ya da Pazar günü girişinin yapılmasına…
Şimdi Bakanlık çalışma başlatmış ya, meclis olaya el atmış bilmem komisyon kurmuş ne fayda?
Kimi geriye getireceksiniz?
“Mail, telefon vesairelerle 10 saat çalıştırıp asgari ücret ödeyeni ihbar edin” diyenlere ne kadar itibar edilir?
Bütün bunları yazarken Konya’daki Kule Konak inşaatında ölen 4 işçisinin akıbeti geldi aklıma.
Sahi ne oldu?
10 Kasım 2010 tarihinde 25 katlı Kule Konakları inşaatının 17. katında iskele halatlarının kopması sonucunda meydana gelen kazada genç yaşlarda 4 işçi hayatını kaybetmiş ve CHP Konya milletvekili Atilla Kart zamanın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’e iş kazasında ölen işçileri sormuştu.
Ne oldu?
Unutuldu mu?
Ölen sayının azlığı mı yoksa ulusal basının fazla ilgi göstermemesi mi etki oldu bu olayın unutturulmasında?
Bu elim kaza daha mı önemsizdi?
Soruları çoğaltmak mümkün.
Sayın Kart’ın önergesinden sonra biz bu olay üzerine bugünün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına sormuş olalım Kule Konaklar’da ölen 4 işçinin akıbetlerini…
Yıllık 15 lira gibi bir ücretle cep telefonlarının kaskosunun yapıldığı bir zamanda insana verilen değeri gerçekten görmek istiyorum.
Bütün muradım budur.
