Olsun…
Güzel.
‘Konya’nın reklâma ihtiyacı yok ki, hele Mevlana’nın hiç’ diyenler yanılıyorlar.
Öyle olsaydı nüfusu 2 milyona yaklaşan Konya’nın bugünkünden farklı olması gerekirdi.
Neyse….
Düşünüyorum da…
Konya’da yaşanmış bir olayı ele alan, Konya cadde ve sokaklarında çekimleri yapılan bir dizi yapılsaydı bu dizinin kahramanları kimler olurdu?
Bu arada söyleyeyim ‘dizi kültürüm’ iyi değildir. O yüzden sürç-i lisan edersek affola.
Dizinin konusu da, ailesini ayakta tutmaya çalışan bir babanın yaşadıkları olsun.
Oyuncuların karakteristik özellikleri şöyle olurdu galiba;
-Ahmet Sorgun: Yorgun bir baba.
-Tahir Akyürek: Ailenin ele avuca sığmaz çocuğu.
-Kerim Özkul: Bu böyle gitmez bilincinde ama elindekilerle yetinmeye çalışan bir birey.
-Orhan Erdem: Beni ilgilendirmez nasıl olsa sizden uzaktayım diyen birey.
-Hüseyin Üzülmez: Aile için üzülmeyen ama kendi adına üzülen birisi.
-Mustafa Kabakçı: Geçmişine özlem duyan ama babasına yardımcı olmakta zorlanan bir birey.
-Serdar Kalaycı: Çalışıp yorulan, ter döken birey.
-Uğur İbrahim Altay: Hiçbir şey yapmazsam ‘Selçuklu da yaşarım’ düşüncesinde.
Hasılı kelam herkes kendi aleminde. Aileyi bir araya toplamak kolay değil. Hele ayakta tutmak zor.
Onca bekleyen sorun var. Bocalamak iyidir ama çıkma yolunda olursa…
Üniversiteyi Konya’ya kazandırmakla iş bitmiyormuş demek ki.
Yapmayın Yusuf Ziya Bey, giderayak ailenin kucağına bir alev topu bıraktınız. Kimse tutamıyor ucundan.
Sadece bu konu mu?
Ailenin ‘çılgın çocuğunu’ da ilgilendiren birçok konu var. Üzülmeyen bireyleri üzebilecek konu da…
Bari Mevlana kaldı onu iyi değerlendirin.
**
Konya TV’de bu hafta ‘Konya’nın reklamı nasıl yapılır?’ konusunu masaya yatırdık. Konuklarım Mehmet Ali Köseoğlu ve İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Altunbaş idi.
Reklâm, ‘sonuç alma tekniği’ olduğuna göre…
Biz istediğimiz sonucu nasıl almalıydık?
‘İçselleştirerek’…
Neyi?
Mevlana’yı.
Ve hep birlikte semaya kalkmak.
Bu nasıl olacak?
Şehrin en tepesindeki yöneticisinden tutun da en alt tabakasındaki kişisine kadar herkes görevini iyi yapacak.
Fırıncısı en iyi etli ekmeği yapacak, çaycısı en iyi çayını… Hizmet sektöründeki insanlar en iyi şekilde hizmetlerini yapacak.
Ve ‘rol kapma’ konusu bu anlamda olacak. Herkes padişah olmaya özenirse ailesini kurtarabilmek için çırpınan baba ne yapsın?
Değil mi ama…
O zaman en zor roller kapılıp en iyileri yapılacak.
İşte bu kadar.
Mehmet Ali ELMACI
