“Türkiye’de anayasa laikliği, devletin her dine eşit mesafede olması olarak tanımlar. Laiklik kesinlikle ateizm değildir. Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslümanım ama laik değilim. Fakat laik bir ülkenin başbakanıyım. Laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır”.
“ Ben Mısır’ın da laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü laiklik din düşmanlığı değildir. Laiklikten korkmayın. Umarım ki Mısır’da yeni rejim laik olacaktır. Umuyorum ki benim bu açıklamalarımdan sonra Mısır halkının laikliğe bakışı değişecektir”.
Evet Başbakan Erdoğan Mısır’da bu cümleleri sarfetti İster istemez yeni bir polemik ortaya çıktı. Acaba Sayın Başbakan Mısır’a ‘rol model ülke’ olan Türkiye’yi örnek verip, “bu laiklikten kimseye zarar gelmez, bunu benimseyin” derken nasıl bir laiklik tarifi yaptı…
Kimler bu tariften rahatsız olur ya da kimler buna çok sevinir? bilemem ama buna en çok üzüleceklerin CHP, sevinecek olanın da gene CHP olacağını düşünüyorum.
O zaman sözümona Tayyip Erdoğan’ın laiklik tanımlaması ile CHP’nin laiklik anlayışını birkaç örnekle desteklemek daha akılda kalıcı olur diye düşünüyorum.
Yalnız CHP’nin niye üzüleceğini ve niye sevineceğini söylemeliyiz öncelikle.
CHP bu tanımlamaya sevinecek, “yıllardır biz boşuna uğraşmışız ‘laiklik elden gidiyor’ kaygısını boşuna gütmüşüz. Çünkü bizim iktidar bırakın Türkiye’de laikliğe halel getirmeyi yeniden yapılanma sürecine gidecek olan Ortadoğu’ya bile laikliği götürme çabasındaymış” diyecekler.
Üzülecekler çünkü, yıllardır laiklik kavramının içini yanlış şeylerle doldurarak halka proje yerine ‘laiklik’ vaat ettiler. Eğer bu koz da ellerinden giderse bu zihniyetin işi bundan sonraki süreçte çok daha zor olacak.
Bu bağlamda düşünürseniz üzülmekte de haksız sayılmazlar yani..
Yalnız çok önemli bir konuyu atlamamak gerekli. O da her iki ‘laiklik’ bakışından kimin ne anladığıdır..
Başbakan’ın tarifi; . “Laiklik kesinlikle ateizm değildir. Ben Recep Tayyip Erdoğan olarak Müslümanım ama laik değilim” şeklinde.
Peki CHP ne düşünüyormuş bu konuda? bir de o taraftan bakalım.
“İslâmiyet denince benim aklıma çorap kokusu gelir” Bu zavallı sözlerin sahibi, CHP'nin ideologlarından, uzun yıllar bu partiden milletvekilliği yapmış Falih Rıfkı Atay'a ait.
“Türk medeni kanunu yürürlüğe girdiği gün, milletimiz ondört asırdır kendini çeviren sakat ve karışık inançlardan kurtulmuş olacaktır.” Bu ve buna benzer sözleri sık sık Meclis kürsüsünden dillendiren bir isimdi CHP'li Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt.
CHP'li Mehmet Şeref, Meclis kürsüsünde “medenî kanun”u savunma babında “İslâm'ın çöktüğüne” inandırmaya çalışıyordu kendisini de, dinleyenleri de: “Yakılan ve ebediyen çöken Arap-Acem dinî ve tasavvufî tahakkümdür. Giden, kaynağı dinî ve ilâhî olan hukuktur. Artık, karşısındakini ilzam için 'âyet ve hadis' saymakta manâ yoktur.”
Altı dönem CHP'den milletvekilliği yapan ve1932'de ölen Abdullah Cevdet, bir yazısında Peygamber Efendimiz'e “Mekke'li Yobaz” diyerek hakaret emiş, bu nedenle mahkemeye verilmişti.
İslam kültürü asla bizim öz kültürümüz değildir.Türkiye Cumhuriyetinin kültürel değerleri Türklük temellerine kuruludur. diyen CHP eski grup başkan vekili Ali Topuz….
CHP’li Canan Arıtman, başörtülüler ve fahişeler arasında paralellik kurarak “Sümerlerde fahişelerin örtündüğüne vurgu yaptı ve örtünme İslami bir gelenek değil” dedi.
CHP eski Genel Sekreteri Önder Sav, Ankara Elmadağ’da hacca gitmek istediğini söyleyen bir vatandaşa ‘Boşver, Araplara para kaptırma’ diyerek vatandaşın inancıyla dalga geçiyor.
İki tanım arasındaki fark nedir?
Birisi ilerlemenin önündeki engelleri kaldırmak adına kullandığı laikliği bir diğeri ilerlemenin önüne farklı sebeplerle laikliği koymaktadır.
Sizce kim engel koyup kim de ilerlemenin yolunu açıyor?
