Ramazan paylaşmak demektir.
O halde,
Dünyanın en fakir kıtası olan Afrika’da 40 milyonun üzerinde insanın kronik açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı, her üç Afrikalıdan birinin yetersiz beslendiği, bu yıl Doğu Afrika ülkelerinin son 60 yılın en büyük kuraklığını yaşadığı, özellikle Somali, Etiyopya, Kenya, Eritre, Tanzanya, Uganda ve Burundi’de de etkisini gösteren bu kuraklık başta çocuklar olmak üzere binlerce insanın hayatı tehlike altında olduğu hepimizin malumu.
İstatistikler 29 bin insanın öldüğünü söylüyor.
Dile kolay…
Bakmayın siz yazımın başında dünyanın ‘en fakir kıtası Afrika’ yazdığıma. Evet, yanlış duymadınız aslında tam tersine bütün dünya krizle boğuşsa dünyanın ekonomisini düzlüğe çıkaracak üç ülkeden birisidir Afrika kıtası.
O zaman cümleyi düzeltelim, dünyanın sömürü düzeninde, zengin maden yataklarını alarak ellerine birer İncil verilmiş ve kendi kaderlerine terk edilmiş Afrika kıtası.
İşin ciddiyetini biraz daha yakından anlatabilmek, böylece üzerimize düşen görevi birazcık olsun yerine getirebilmek amacıyla bu hafta Pozitif Bakış’ta RİDA-DER Başkan yardımcısı Tamer Kalender beyi konuk ettik.
Tamer Bey, öyle başkalarından masalımsı olarak dinleyerek oralara gidenlerden değil. Zaten RİDA-DER olarak Somali’de aşevi kurmuşlar. 10 -15 bin kişiye sıcak yemek vermekteler.
En başından 29 bin kişinin açlıktan ölmesi olayında rakamsal bir yanlışlıktan bahsediyor Tamer Bey. Çünkü bu rakam kuruluşların girip görebildiği yerlerde ancak tespit edilebilenler diyor.
Bu bölgedeki misyoner faaliyetleri had safhadaymış. Hatta o kadar ki, Hıristiyanlar açtıkları su kuyularından Müslümanlara su vermediklerini, suyu verebilmelerinin tek şartının da Hıristiyanlığı kabul etmeleri olduğunu söylüyor.
Artık oradaki insanlar o kadar önyargılı olmuşlar ki, beyaz adam gördükleri zaman misyoner sanıp hiçbir yardım teklifini kabul etmediklerini söylüyor Tamer Bey. Kendilerinin gördükleri bir dilenciye para vermek istediklerini fakat dilencinin kendilerini beyaz olduğu için misyoner sanıp parayı kabul etmediğini anlatıyor. Biliyor ki karşılığında Hıristiyanlık propagandası yaptıracak.
Yine, sefaletin içinde çok büyük ve lüks bir golf sahası misyonerlerin ve medeni (!) Avrupa’nın gerçek yüzünü ortaya koyuyor galiba.
Tamer Bey şöyle bir de örnek veriyor: “Efendimiz döneminde ilk Müslümanların hicret ettiği o günkü Habeşistan toprakları bugünkü Etiyopya sınırları içerisindedir. O gün ilk Müslümanlara evlerini, barklarını sonuna kadar açan bu insanlar bugün bizden yardım bekliyor.”
Somali dönüşünde İstanbul’a ilk inişlerinde Mahmud Sami Topbaş Hocaefendi, Tamer Bey ve ekibinden Somali ve diğer açlık sıkıntısı çeken yerler hakkında bilgi almak için kendileriyle görüşmüş ve demiş ki, “Burada kim daha kazançlı bilemiyorum. Açlıktan ölen bu insanlar mı yoksa sorumluluğunu unutmuş bizler mi?”
Bence de…
1-1,5 liraya Ramazan pidesi yenince orucun feyzi artmayacak tabi ki ama insanlığın kucağına düşmüş bir kor gibi bekleyen bu ateş topunu kim kucağına almak ister?
O zaman…
İnsanlığın görünmeyen yüzüyle yüzleşmeye var mısınız?
Nasıl mı?
İlgili STK’lar ve Diyanet’in internet sitelerinde her şey mevcut…aklığın başta çocuklar olmak üzere binlerce insanın yaşamını tehdit ettiği hepimizce bilinmektedir.
