
Üniversite giriş sınavını ve üniversite hazırlık kurslarını ortadan kaldırmayı planladıklarını açıklayan Başbakan Erdoğan, "Bu dershaneler ya liseye dönecekler ya da kapanacaklar" dedi.
Yıllardır sürdürdüğümüz, söylediğimiz “Dershane canavarlığı son bulmalıdır” mücadelemiz demek ki yerini buluyor. Son on yılın en önemli icraatlarından biri hayata geçiriliyor. Cesaretle bu sorunun üzerine gidilerek mesele kökten halledilmelidir.
Hemen bu yıldan itibaren Milli Eğitim sistemi yeniden düzenlenerek fakir fukara, garip gureba, saf selim öğrencilerin umutları üzerinden geçinen, sınav sonuçları açıklandığı gün, dereceye giren öğrencilerin yaka paça dershanelere getirilip üzerlerine karga tulumba birer dershane tişörtü ve şapkası geçirilerek kameralar önüne çıkartılması ve basına servis edilen “en iyisi biziz, şampiyon bizden” rezaleti durdurulmalıdır. Milyarlarca dolarlık dershane rantı kimsenin gözünün yaşına bakmadan bitirilmelidir. Böyle Milli eğitim sistemi mi olur?
Geçen seneki üniversite sınav birincisi 'Konya Meram Fen Lisesi' öğrencisinin ne okulunun adı ne de başarısında çok büyük emeği olan öğretmenleri ön plana çıkmıştı. Varsa yoksa dershane. Vahşice bir manzaraydı. Bu durum başta okul yöneticileri ve öğretmenleri olmak üzere birçok kişiye çok dokunmuştu. Ne ayıp! Sanki son sene dershaneye gitmeseydi derece elde edemeyecekti. Okulu zaten bir markaydı, öğrenci zaten başarılıydı. Ama maalesef ki dershanenin birine yem olmuştu.
Dereceye giren, sınavda birinci olan bir öğrencinin bu haberi okulunda almasından ve kutlamayı orada kendi okulunda, yıllarca üzerinde emeği olan kendi öğretmenleriyle, arkadaşlarıyla yapmasından daha güzel şey ne olabilir? Yoksa bu başarıyı zaten başarılı olduğu için seçilip ücretsiz olarak gittiği son bir yılda gittiği dersanesi mi hak ediyor?!
Milli Eğitim sistemimiz bu çarpıklıktan kurtarılmalı, sınav sonuçları açıklandığı gün ortaya çıkan trajikomik görüntüler artık son bulmalıdır. Sınav kazanarak dereceye giren öğrenci kendisine zorla söylettirilen “başarımı şu dershaneye borçluyum, dersanemdeki şu şu hocalarıma teşekkür ederim, bıdı bıdı bıdı, gıdı gıdı” gibi cümleler yerine artık üzerinde yıllarca emeği bulunan gittiği okulunun ismini ve öğretmenlerini söylemelidir. Ivır zıvır adamalara değil, kendisine sağladığı imkânlar için öğretmenlerine, okuluna ve devletine teşekkür etmelidir. İnşallah bu açıklamanın üzerine o günleri de görürüz.
DERSANE CANAVARLIĞINA, ÖZEL SEÇİLMİŞ BAŞARILI ÖĞRENCİ AVCILIĞINA VE ONLARIN SIRTINDAN PRİM VE “HİZMET” YAPMAYA ARTIK YETER!
Süleyman Kuloğlu
