Fetih 1453 - Film 2012

Fetih 1453 - Film 2012

 

Fetih 1453 sinema filmini izledim.

Görsellik açısından oldukça iyi.

Çekim kalitesine söyleyecek sözüm yok.

Sinema tekniği açısından da bir şey demiyorum.

1-Film başlarken harika bir giriş var. Fetih ile ilgili hadis tam yerinde kullanılmış. Bu başlangıçtan sonra beklentilerinizin yönü hedefini buluyor…

2-Beklentilerinizin hedefindeki sapmaları yaşamaya başlıyorsunuz.

a-      Fatih’e gereken ağırlık tanımlanmamış.

b-      Filmin adı “Hasan ve Era” olmalıydı. İçerikle daha tutarlı olurdu.

c-       Hasan bir mücahit. Bir mücahit savaşırken Amerikan filmlerindeki gibi “ayytt uyytt” gibi garip seslerle bağırmaz. Allah Allah, Allahü ekber, der.

d-      Hasan tiplemesi sıkıntılı. Saçlar ve kıyafet Rambo çağrıştırıyor. Bir Osmanlı zamanı filmi olduğunu unutturuyor.

e-      Hasan ile Era yakınlaşması filmin ve fethin ruhuna uygun düşmüyor. Nikâhsız birliktelik Allah için başından geçebilen bir savaşçı ile bağdaşmaz.

f-       Filmin geneline uymayan bir yönü de filme hiç katkı sağlamayan uygunsuz sahneler…

g-      Fatih’in şanını kıskanan bir senaryo hissi ile düşünüyorsunuz…

h-      Gemiler karadan bütün zorluklara rağmen yürütülüyor ama savaşta gemilerle ilgili etkili bir sahne bile mevcut değil.

i-        Film aşırı gürültülü…

j-        Akşemsettin tiplemesi gerçekten yakışmamış…

k-      Akşemsettin daha etkili olabilirdi.

l-        Era’nın top döküm ustası oluşu çok komik olmuş.

m-    Fatihin asker üzerindeki etkisi hiç vurgulanmamış…

n-      Mehter ve etkisi yok sayılmış…

o-      Fatihin eşinin filmdeki kıyafet ve konumu dönemine uygun değildi.

 

3-Her şeye rağmen daha güzel filmlerin çekilmesine bir başlangıç olabileceği düşüncesiyle genel olarak olumlu sayılabilir…

4-Tarihimizi anlatacak/öğretecek/sevdirecek nice filmler çekilmesi temennisiyle…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum