İnsan olanaklar varlığıdır…

İnsan olanaklar varlığıdır…

 

İnsanların büyük bir kısmı “anlam” arayan ve bu arayışta acı çeken bireyler yığınını oluşturur, işte bu arayış içinde insan olanaklarının ve varlığının bilincinde değilse bu acı çekme zamanla bencilliğe ve etrafına acı çektirmeye dönüşür…

İnsan maneviyatıyla, bilinciyle, sorumluluğuyla var olan bir varlıktır. İnsan muhterem bir varlıktır, muhterem olduğu içinde haddini bilen bir varlıktır. Haddini bilen nefsini bilir anlayışıyla hareket eder şuurlu bir müslüman…

İnsan değiştikçe bilme kapasitesi  artar, bilme kapasitesi arttıkça da insan gelişir. Bu karşılıklı dönüşüm neticesinde insan olanaklar v arlığı olduğunun bilincine ulaşır, bu bilinç insana “ilahi” yada “kutsal” bir nitelik kazandırır…

Artık İnsan olduğunun, olanaklar içinde var olduğunun bilincindedir, işte bu bilinç düzeyi içinde Yaradan’ın onun için belirlemiş olduğu hedefe ulaşmak için, Yaradan’ın ona verdiği görevle hareket eder, çevresini etkiler, etkileşir ama duygularına yenik düşmez, heva ve hevesini kendine ilah edinmez.

İnsanlık tarihi ölmeyeceğini sanan insanlarla doludur ve maalesef elindeki olanakların kendisine Yaradan tarafından bahşedilen değil de kendi aklıyla ve kendi marifetiyle elde ettiğini sanır ahmakça, hele birde adına modern dediğimiz dünya; ( namaz kıldığı oruç tuttuğu halde seküler yaşantının içine dalan insan) ürettiği ideolojiler, bilim, bilgi, teknoloji  ve sanat ile insan anlayışı ve bu anlayışla insanı bu alemde konumlandırmasıyla, gayri adil küresel ekonomik sistemiyle ve sebep olduğu şiddet ve zulümle sadece yaşadığı dünyayı değil bizzat olanaklar varlığı olan insanı tahrip eder duruma gelmiştir işte bu dayatılan dünya hayatına kapılan insan maalesef olanaklar varlığı olmaktan çıkıp, olanaksızlıklar peşinde koşmaya başlamıştır… hal böyle olunca da nefsi artık galeyan içinde çırpınır durur hale gelmiştir… nefsi galeyan içinde olan şahıslar ne kendilerini mutlu edebilirler ne de muhataplarını, onlar küçük, basit anlık zevklerle hayat içinde öylece savrulur giderler… şuursuzca nefsine yenik düştüğünün farkına varmadan varamadan bir avuç toprakla kucaklaşır…

 

İnsanın aslında kim olduğunu unutması, davranış ve varoluş ahlakını yitirmesi sadece, olanaklar varlığı anlayışının yitirilmesi ruhunu karatmıyor, evrensel boyutta tüm alan ve kavramlarda kirlenmeyi de beraberinde getiriyor, olanaklar varlığının esas gayesi aslında kul olarak bizden istenendir; İnsanın halife olduğunu anlaması ve kendisine bu üstünlüğü bağışlayana karşı samimi minnet duygularının açığa vurulmasıdır, asıl görev tam da budur,  ancak o zaman İnsan, “İnsan olanaklar varlığıdır.” anlayışını gerçek anlamda yaşayabilir ve çevresini etkilemeye ve güzelleştirmeye başlar… bu başlangıç da ancak ve ancak Kur’an-ı Kerimle olur; kendilerini ve toplumları değiştirmek isteyenlere

Kur’an-ı Kerim her an hazırdır, yeter ki isteyelim. 

 

İnsan, asıl gayesinden ne kadar uzak kalırsa kalsın, “İnsan” olmak haysiyetiyle yine de yüce bir şeref sahibidir…

 

Rabbim; bizi gayemizden uzaklaştırarak, bize bahşettiğin şerefin geri alınmasına müsaade etme… Olanaklarımızın bilincinde olanlardan eyle…

İnsan olduğumuzu bize unutturma…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum