SECDE

SECDE

SECDE

“Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer.” Ra'd / 15 Kur'an'da türevleri ile birlikte 80 küsur yerde geçer.

Secde, insanın hakikatiyle buluştuğu ve Rabbi’ne en yakın olduğu bir andır. Secde insanın Allah’a ibadetinin ve alçak gönüllü oluşunun en mükemmel şeklini ifâde eder.

“ Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. Â'râf / 206”

Secde, bir bakıma Allah’ın mutlak hâkimiyetini, rubûbiyet ve otoritesini kabûl ile O’nun hükmüne boyun eğmek demektir. İnsan bu otoriteyi kabûlde zorlanmaktadır. Çünkü insan nefsinin insana kurduğu tuzakların en büyüğü varlık iddiâsı ve “benlik” duygusudur.

“ Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.” Alâk /19 İnsanoğlu şeytan gibi “ben ben” dedikçe, kendisinde varlık gördükçe Allah’a yakın olmaktan uzaktır.

“Şeytanın amacı, onları göklerdeki ve yeryüzündeki gizli şeyleri meydana çıkaran gerek saklı tuttukları ve gerekse açığa vurdukları tüm duygularını bilen Allah'a secde etmelerini engellemektir.” Neml / 25

Secdede kulun gönlünde kendisine Allah’tan daha yakın hiçbir şey kalmaması secdenin edebindendir. “Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin.” Necm / 62 Hz.

Peygamber’in namazı nûr olarak târif eden hadisinin yorumunda Sadreddin Konevî namazdaki insanla Rabbi ve ay ile güneş arasında şöyle bir benzetme yapmaktadır. Güneş ışık kaynağı ve nûrdur. Ay ise karanlık ve ışığını ondan almaktır. Ayın güneşten ışık alıp aydınlık olması yüzünün güneşe dönüşüne göre artıp eksilmekte ve bu hilâl halinden dolunaya kadar yükselmektedir. “Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.” Fussilet 37

Ay güneşle ne kadar aynı hizâda ve yönü ona tam dönükse ışığı da o kadar fazladır. Namazdaki kulun durumu da aynıdır. Allah nurdur. Karanlık cesed sâhibi kul namazda ne kadar Rabbına yönelmiş ve düşünceleri Onun rızâsı hizâsına ne kadar ulaşmışsa namazı o kadar nûr olur.

“Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.” Nahl / 49

Halk arasında yaygın olan bir tâbir vardır; kendini beğenen, kibirli insanlar için “burnu büyük” denilir. Burun insanın en yukarıdaki ve en ilerideki yani toprağa en uzak olan uzvudur. Burnu büyük ve havada olan insanlar, insanî ilişkilerde çok zayıf, nasihat ve îkazlara en duyarsız insanlardır. Ve burnu havada olan insanlar, acz ve fakrının farkında olmayan, kendini “Kaf Dağı’nda” zanneden, kimseye muhtaç olmadıklarını düşünen insanlardır.

“Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.” Secde / 15

Burnu büyük olan insanlar, “secde” haline ve hakikatine en uzak olan, ene’sine ve kibrine mağlûb olmuş, İblis’in yanılgısına düşmüş veya düşme tehlikesine yaklaşmış insanlardır.

“Onlara, “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır.” Furkân / 60

Oysa kibir ve gurur, büyüklük değil, küçüklük alâmetidir. İşte böyle insanlar başlarına bir musîbet geldiğinde, hayatın gerçek yüzü ile tanışmakta ve âcizliklerini ve fakirliklerini anlamaktadırlar.

“Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.” Hac / 18

İşte secde hali böyle bir insanın burnunun toprağa sürtüldüğü haldir. İnsanın acz ve fakrını anladığı hâldir. Secdenin aynı zamanda cehennemden kurtuluş vesilesi olduğu hadis-i şerifte şöyle beyan edilir: “Kıyâmet günü Allah Teâlâ, cehennem ehlinden dilediklerine rahmet edecektir. Meleklerine, dünyadayken Allah’a ibâdet edenleri oradan çıkarmalarını emredecek, onlar da çıkaracaktır. Melekler onları secde izlerinden tanırlar. Allah, cehenneme, secde izlerini yemeyi haram kılmıştır. Ateş, insanın her tarafını yakar, sadece secde yerine dokunamaz.” (Buhârî, Ezân, 129) “Secde kurtuluşa ermenin en mühim vasıtasıdır.” Hac / 77

Şeytan secde etmediği için ilâhî huzurdan kovulmuş ve lânetlenmiştir. Allah’ın emrine itaat ederek Hz. Âdem’e secde etseydi hakikatte Allah’a secde etmiş olacaktı. Kibre kapılarak secdeye kapanmaktan kaçındığı için ebedî bedbahtlığa uğradı. Rasûlullah onun pişmanlığını şöyle haber verir: “Âdemoğlu secde âyeti okur ve secde ederse şeytan ağlayarak ayrılır ve: «Yazık bana, insanoğlu secdeyle emredildi ve secde etti, mukabilinde ona cennet var. Ben de secdeyle emrolundum ama itiraz ettim, bana da cehennem var» der.” (Müslim, Îmân 133) “Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler.” İnşikak / 21

Bu dünyada secde etmeyenler âhirette isteseler de buna kâdir olamazlar. O dehşet verici manzara, ilâhî bir tehdit mahiyetinde şöyle gözler önüne serilir; “O gün işler son derece güçleşir, paçalar tutuşur. Bütün insanlar secdeye davet edilir, fakat kâfirler secde edemezler. Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet kaplamıştır. Hâlbuki onlar, sapasağlam iken secdeye davet ediliyorlardı (da buna yanaşmıyorlardı).” Kalem / 42- 43

Mevlânâ Hazretleri ne güzel söyler: “Mülk sahibi odur ki, huzurunda secde edene ve gönlünde dünya sevgisi bulunmayana, yüzlerce manevi mülk bağışlar. Onu üstün insan yapar. Fakat Allah’a edilen bir secdenin manevi zevki, sana yüzlerce dünya devletinden daha hoş gelir. Ağlayıp inlemeye koyulur; «Mülkler istemiyorum, padişahlık istemi-yorum, bana o secdedeki devleti ver. Bu bana yeter» demeye başlarsın.” “De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” İsrâ /107

“İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.” Meryem / 58

Yâ Rabbî! Bizleri secdeden ayırma! Âmîn!..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum