Kerem’den Ramazan fırsatçılarına…
İsmail Detseli

Kerem’den Ramazan fırsatçılarına…

Varup seyreyledim firengistanı

Elleri var bizim ele benzemez

Güllerle bezenmiş bağçası bağu

Gülleri var bizim güle benzemez

 

Başlarına siyah kalpak giyerler

Domuz eti hınzır eti yiyerler

Çağıranda hoyi hoyi diyerler

Dilleri var bizim dile benzemez

Gezip dolaşarak Aslı’yı aradığı diyarlardan birinde böyle diyor dertli Kerem.

1950’li yılların ortaları yeni okumaya başladığım yıllardı. Babam merhumun bana ilk aldığı hediye babındaki kalınca Kerem ile Aslı kitabını konu konu yaprak yaprak ezberlemiştim sanki. İşte o kitaptan aklımda kalan bazı dörtlükleri günümüze uygun olup olmadığı hakkında kıyaslama yaparak ve Kerem’den dörtlüklerle süsleyeceğim.

Kitaptaki hikayede aşık Kerem keşişin kızı Aslı’ya aşık olur, ama keşiş kızını “dinimiz bir değil” diyerek Aslı’nın da Kerem’e aşık olmasına rağmen evlenmelerine razı olmaz. Diyar diyar kaçarlar. Kerem de aşk bu ya onları yıllarca arkalarından giderek takip eder. Kerem’in can yoldaşı sadık dostu olan Sofu Kardeş dediği bir arkadaşı vardır. Sofu akıllı ne yaptığını bilen içinde Kerem gibi aşk ateşi değil de dost ateşi olan bir dosttur. Kerem’in bazen aşık olduğu kıza kavuşamamanın verdiği hüzün ile yanlışa düşerse hemen imdadına Sofu Kardeş yetişir onun bu yanlışını tamir edermiş. Binitleri olan atları ile keşişin geçtiği yolları bazen şiirlerle bazen saz söz ile sora sora geçermiş. Devam ederlerken ıssız bir dağ başında toprağın yüzeyine çıkmış bir kuru kafa görünce Kerem atını durdurur, Sofu sorar “Niye durdun Kerem kardaş?” “Sofu şu kuru kafayı gördün mü?” “Gördüm acaba bu kuru kafa kaç asırdır burada yatar, dünyadaki yaşamı nasıldı? Aslım buralardan geçti mi bir sual edelim kendisinden” der. Sofu şaşkındır ama bu Kerem’deki bazı değişik hasletleri de bilmektedir peki der Kerem ile kuru kafayı baş başa bırakır.

Aldı Kerem

Kafa bu dünyada sende hasmıydın

Dünya malı için kara pas mıydın?

Yedirmez içirmez bir nekes miydin?

Sofrası meydanda emriydin kafa.

 

Aldı kuru kafa

Dünya benim diye sarılıyordum

Fakir muhtaçları doyuruyordum

Allahın aşkıyla tutuşuyordum

Bunun için toprakta rahatım gardaş

 

Aldı kerem

Kafa bu dünyada sende mert miydin

Dünya malı için azgın kurt muydun?

Yirmi beş yaşlarında koç yiğit miydin?

Yoksa sakalı ağarmış pir miydin kafa

 

Aldı kuru kafa

Gençliğimde anam babam var idi

Yirmi beş otuzda nüfus beş idi

Gençliğim bahar yaz sonum kış idi

Dünyaya meyledende akıl yok gardaş

 

Aldı kerem

Sen bilgesin benim sorum başkadır

Gözüm sende gönlüm ise aşktadır

Aslımı kaybettim tende can ataştadır

Benim Aslım buralardan geçti mi?

 

Aldı kuru kafa

Bir baba ana bir kız bilmem nereli

Kervanları çok hızlıydı atlı develi

Baba terli ana yorgun kızın yüzü peçeli

On beş gün oldu aslı buralardan geçeli.

der. Sofu’nun hayretle dinlediği bu kafa ile konuşmalardan sonra yola düşerler. Bir beldeye varırlar, beldede bir kahveye konuk olurlar. Belde halkı Kerem’in elinde sazı görünce o yıllarda çok revaçta olan çalıp söyleyerek para kazanma aşıkları sanıp bundan bir şeyler çalıp söylemesini isterler. Kerem her ne kadar derdini anlatmaya çabalasa da belde halkı alay konusu yapar. Kerem’in hak aşığı olduğunu anlayamazlar ve köylüler Kerem’e bir şaka yapmak isterler bir arkadaşlarını ölmüş diye tabuta koyup musalla taşına götürürler ve ağlaşıp sızlanarak kahveye gelip “ey aşık madem hak aşığısın bir cenazemiz zuhur etti şunun namazını kılıver de defnedelim” derler. Kerem bunda bir iş olduğunu anlar. Ölünün tabutunun başına gelir ve cemaate sorar “ey cemaat bunun namazını ölü niyetine mi kılalım yoksa diri niyetine mi?”der. Gençlerden biri Kerem’in ensesine şöyle okkalı bir tokat vurarak “be şaşkın hiç diriye cenaze namazı kılınır mı? Tabi ölü niyetine kılacaksın” der. Kerem Sofu’ya bakar “eee ne yapalım sofu gardaş iş başa düştü”.

Diriyi tabuta koyarlar.

Namazın kılmasak kızarlar

Bunlar bizim hüznümüzü

Namazın sonunda anlarlar.

der Allahü Ekber deyip namazı eda eder. Namazdan sonra ensesine daha önce de şamar vuran genç gelir der ki “be hey şaşkın hiç diri adamın cenaze namazı kılınır mı?” Kerem mahzun kenara çekilir o şahıs tabutu açar “kalk” der tabuttaki arkadaşına ama heyhat adam ölmüştür. Başlarlar ağlanmaya sızlamaya kerem kenara çekilip sazı ile onlara hem kendi konumunu anlatır hem de teselli eder.

 

Bak şu feleğin işine/ Neler getirdi başıma

Çıkmış musalla taşına/Ağlaşırlar dertli dertli

 

Sanmasınlar ben öldürdüm/Diriyi tabuta ben koydurdum

Sordum da namazın kıldırdım/ Şimdi onlar da ben de dertli

Bütün bunları niçin hatırlayıp yazdım. Dinimiz inancımız bir Müslümanız elhamdülillah ama ne yazık ki atalarımız gibi saf ve temiz kalpli değiliz. İş menfaate dönünce dini imanı insanlığı Müslümanlığı unutuveriyoruz. Ramazan ayını fırsat bilip zam yapılmaması hakkında verilen fetvalar bazı kimselerin kulağının birinden girmiş birinden çıkıp gitmiş. Ah Aşık Kerem’in kuru kafaya dediği gibi dünya malı için kara pas olabilsek helal kazanıp yedirip içirebilsek nekes olmasak derim.

Ramazandan 3-4 gün önce bir markete bir kamyon karpuz geldi fiyatı 59 krş diye yazdılar bir gün sonra vardık 69 kuruş olmuş karpuzun fiyatı. Derken 75 kuruş ramazan ayının birinci günü ne kadar oldu dersiniz? 99 kuruş ondan esinlendim ve ne kadar fırsat düşkünü olduğumuzu biraz olsun anlatabilmek için eskilerden örnekler verdim. Ramazanınız mübarek oruçlarınız kabul olsun. Allaha emanet olun…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM