Köy salatası
İsmail Detseli

Köy salatası

Eskiden naylon ile sera yapıp da kış da baharda yeşillik marul, tere, roka gibi salatalıkmalzemeler yetiştirilmez iken köyümüzde salata için kullandığımız ve halen daha geçerliliğini koruyan bir takım otlar vardı… 

 

Köylerde eskiden bol yağan kar, erkenden daha güz mevsiminde bir bastırdı mı bir daha bahara kadar kalkmak bilmezdi. Arada bir esneme olsa da martın sonlarına kadar bu kar esareti devam ederdi.

 İşte bu kış mevsiminde yemeklerin padişahı iştah verici olanı yardımcı yemek salata ya doğramak için köyümüzünkadınları bir hayli çaba sarf ederdi. Kışın tam şiddetli, karla örtülü günlerinde köy yerlerinde su kaynaklarından toplanan ve sebze ekin sulamalarında bağlanıp salınarak faydalanılan gölün ayaklarında, arazilerin içerisindeki çeşme sularının aktığı ayaklarda kışa dayanıklı bir ot yetişirdi, buna köylüler çay marulu derdi.

Bunlardan getirilip salataların içerisine az miktar da olsa doğranır, salatanın içi top patates, yumurta soğan gibi yardımcı malzemeler ile zenginleştirilir ve muazzam bir lezzet çıkardı ortaya. Karlar güneylerde eriyip de arazinin bazı yerleri açılınca, ilk çıkan yeşillik malzemesi halen değerli ve iştah açıcı bir yiyecek olan gelincikler çıkardı, gelincik salatasını diğer malzemeleri ekleyip karıştırarak yemek de ayrı bir lezzetti.

Köylere gelip sele sepet örerek geçimini sağlayan göçerlerden köylü kadınların ilk istediği gelincik sepeti olurdu. O sepet hafif malzemeyi yıpratmayan portatif bir taşıma kabı idi. Gelincikler de kartlaşmaya başlayınca yüce rabbimiz köylerde bol yetişen adına karagavuk denen bir ot verir ki biraz kekremsi tadı ile hem yemeğin yanında salata yapmadan katık olarak yenir, hem de salatası yapılırdı. Bu ota sakızcık adı verilir, kartlaşıp ortasından bir filiz verdiği zamanda köylü çocuklar, filizini keserek çıkan sütünün donmasını bekler sonra onları toplar sakız yaparlardı. Bu sakızda vücuda hayli faydalı bir şeydi. Çok önemli bir yiyecek ot daha var ki oda güneyik otudur. Güneyik de baharla erkenden toprak yüzeyine çıkar, bu biraz acımsı bir ottur ama çok iştah açıcıdır. Ben bu otun yapraklarından ziyade köklerini çok severim. Onun kökünü kazıyınca parmak kalınlığındaki toprakta gevrekleşmiş köklerini iyice yıkadıktan sonra içindeki sert damarı çıkartılır o gevrek leziz kökler peynirekmekle yemeye doyulmaz. Bir de acı marul diye ot vardır. Bunun da çok iştah açıcı bir ot olduğunusöylemek gerekir. Acı marul köylülerin dilinde keklik otudur. Yani baharın erken çıkması ile bu otu keklikkafes avcıları özenle getirip kafeste kızışmakta olan kekliğe yedirir daha çok beslenip dağda bastırınca çok şiddetli ötmesini sağlarmış. İnsan için de faydaları saymakla bitmez denirdi. Ayrıca tekesakalı (bazı yerlerde dede sakalı da denir) ve yemlik otları da koparınca süt salgılar bedeninden bunları da yemesiçok hoş ve leziz olurdu. Yalnız mutlaka tuza banacaksın. Hanımlar ısırgan otunu taze iken toplarlar, suda haşlayıp boranısını yaparlardı. Köylülerce şabla diye bilinen geniş yapraklı bir ottan ve toklu başı(kuzukulağı) denilen bir ottan da söz edebiliriz. Bizim köyde çok olur.

 

Baharda madımak, akçalı selvi,bostan güzeli gibi otları söküp atarak boşa götürmez onları haşlayıp boranısını yaparlardı. Boranınınüzerine yoğurt dökülüp iştahla yenirdi. Anacığımız bir tirit ya da papara yaptı ise ya da bir bulgur pilavı veya bulamaç pişirdiyse yanında bu salatadan varsa başka ne istenirdi ki. Yahut salata olmamış, ama yeşillik denen bu garagavuk gelincik de bol ise başka katığa ne gerek vardı. İnsan yedikçe iştahı artar midede öyle şişkinlik de yapmazdı bu güzelim yeşil otlar. Ben halen baharda köye gidersem hatta Konya civarındaki tarlalara kırlara giderek mevsiminde bu otlardan gelincik, acı marul cicavuk (cirtlavuk) gibiotları kazar gelir, yemeklerin yanında yemeye aşık atarım. Şimdilerde artık sera denen bir buluş var ya, onu da bahçeye 3-4 metre naylondan yapıverdiniz mi, bahara kadar yeşil soğan, tere, maydanoz, dereotu, roka gibi yeşillikler bol yetişiyor.

 

Pazardan her mevsim yaz kış eksik olmayan marul ile de destekliyoruz. Eski kışlardan da kış olmuyor öyle kasımda kar düşüp de nisanda kalkacak kadar yatmıyor. İnsanlar da doğadan bol miktarda faydalanıyor Allah’a şükür. Konya’nın dağ köylerinde yaşayan köylüler zor şartlarda hayat sürerdi.

 

Eskiden para yok, tarla kıttı. Ya malcılık yapacaksın dağlardan faydalanacaksın ya da gurbete gidip para kazanacaksın aile bütçesine katkı yapacaksın, geçim böyleydi. Bunun için pratik yemek yapma konusunda çok akıllı idi köy kadını.

 

Hemen sabahleyin top pişmiş patates yumurta peynirden oluşan bir karışım ile soba üzerinde ısıttığı bazlama ekmeğiniçerisine bu zengin menüyü doldurur onu sıkma yapar bir kenarda hafif soğuturdu. Köylerde çok meşhurolan azık kesesine güzelce sarar evde kış için saklanmış olan ufak bir karpuz ya da keleği (kavun) koyar,ceviz ve evde bulunan iştah açıcı şeylerle azığı zenginleştirir çobanın azık torbasını, çiftçinin azık heybesini hazır eder, onları işine gönderirdi. Akşama işten gelenleri daha güzel yemekler beklerdi. Çünkü onlar çok özeldi ev için her bir rızk için dağlarda tarlalarda çalışıyor, yıpranıyorlardı. Akşama kadar mangalın közlü ateşinde yaptığı güzel bir kuru fasulye onun yanında bol nohutlu kişnişli (kuşüzümü) bir bulgur pilavı iştah açması için top yumurtalı patatesli hatta kış için saklanmış kelek hırtlak tandır ekmeği de içine bir miktar doğranırsa yemelere doyulmazdı. Bu çalışan insanlara anacıkları hanımları birde en az yirmi kat yufkadan oluşan bir sac arası yanında bir de kıvrım baklava yapmış üzerini de pekmezletatlandırmışsa tadı damakta kalırdı. Ertesi gün çiftçi çoban hiç itiraz etmeden görevlerine seve sevegiderlerdi.

 

Artık yeter bu kadar. Neredeyse gidip köyde çobanlık veya öküzleri sabana koşup çiftçilikyapasım geldi. Sağlıcakla, eskileri unutmadan kalınız.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM