Çözüm süreci neyin habercisi?
İsmail Detseli

Çözüm süreci neyin habercisi?

 

“Çözüm süreci” denen girişim başlatıldığından beri insanların kafasında bir çok karışıklık var. Acaba bu silah bırakma ve barış neye karşılık yapılıyor, bunun için ne gibi tavizler verildi, durup dururken PKK’nın silah bırakması neyin nesi, bunun altında yatan ne gibi sinsi oyunlar var, diye.

İlla horozun altında yumurta, öküzün altında buzağı mı aramak lazım. İnsanların uzun süren bu yanlıştan dönmesi olarak düşünülemez mi? Yıllardır süren bu savaşın ülkeye ne kadar maddi manevi bir zarara yol açtığını hesap etmek zor. Ekonomimizi ve sosyal yaşantımızı ne kadar etkilediğini düşünün. Bunun artık durması için silahların susması gerekli.

Terörist başı Öcalan bile artık bu işlerin sonu olmadığını, güvenlik güçlerince yakalanıp hapse atılınca anladı ve bunca kanını döktüğü insanların vebalinin farkına vardı. Ve burada kaybedenin ülkemiz insanı olduğunu geç de olsa farkına varıp silah bırakmaya kalkışmasının altında ne var, diyorlar. Neye karşılık?

Bunun altında bir çapanoğlu aramanın ülke yararına bir faydası yoktur. Aklıselim düşünerek bir orta yol bulunması gerekiyordu. 35- 40 yıla yakın bir zamandır devam eden bu kardeş kavgası olmasaydı düşünün ülke insanının gerek toplumsal yaşamı gerekse ekonomik durumu böyle mi olacaktı? Yıllar bizim emeklerimizden kazancımızdan, malımızdan, canımızdan birçok şey alıp götürmeseydi bugün ülkemiz hem dünya ülkeleri arasında ekonomi ve yaşam düzeyi bakımından çok iyi, kalkınmış, gayrisafi milli hasılası bugünkünün kat be katı olacaktı. Ülkemizi bölmek ve ekonomik yönden yıpratmak için çabalayan dost görünüp sinsice düşmanlık yapan ülkeler hem tavşana kaç dediler hem tazıya tut dediler. Ekonomimiz çökerken Kürt Türk yaşlı, genç kadın, kız çoluk çocuk insanlarımız ölürken seyre baktılar.

PKK terör örgütünü silah vererek, yiyecek vererek dağlara çıkartıp desteklediler. Onlar da ne yazık ki bu dış düşmanların oyununa geldiler. Yabancıların amacı, bu bölgedeki yer altı ve yer üstü zenginlikleri istedikleri gibi bir piyon devlet kurdurup bu pastadan pay alacaklardı. Onları, dağlarda can verenler kurda kuşa yem olanlar hiç ilgilendirmiyordu. Çünkü yırtılan Deli Bekir’in yakası idi. Yani her ölen kişi bu ülkenin evladıydı.

Gelin artık bu sürecin ne getirip ne götürdüğü buna ne taviz verildiği gibi art niyetleri bir kenara bırakalım. Başkalarının dolduruşuna gelmeden kardeşlik bağlarının güçlenmesi olarak kabul edip destek verelim, çözüm amacına ulaşsın. Hiç kimse şundan kuşku duymasın, yok bu ülke bölünmeye gidiyor, yok Kürtler için dış düşmanların oynadığı bir oyun gibi infiale kapılmasın kimse. Bu ülkenin bir çakıl taşını bile yerinden kimse oynatamaz bu ülkeyi de kimse bölemez. Bu sanıldığı kadar basit bir şey değildir yeter ki biz düşmanımızı ve dostumuzu iyi bilip ona göre değerlendirelim.

Bu ülkenin insanları büyük bir din olan İslam’ın mensupları ve din kardeşidirler. Ayrıca kimileri Urfa’dan, Mardin’den, Diyarbakır’dan ve daha başka doğu illerinden Konya’ya İstanbul’a Antalya’ya İzmir’e, ülkenin her tarafına gelip yerleşmiş bu illerden kız almış, onlara kız vermiş adeta ayrık otunun kökleri misali birbirine karışmışlar. Bunca canı canandan kim ayırabilir.

Bu ülkenin kalkınması ve refah seviyesinin yükselmesi bazı iç ve dış düşmanları rahatsız eder. Çünkü eskiden beri bilhassa dış ülkeler üzerinde bir Osmanlı düşmanlığı bir Büyük Türkiye fobisi var. Yok Amerika şöyle dost, Rusya böyle düşman, yok Almanlar dost Fransızlar düşman diye. Bu asırda hiç kimse kimsenin dostu değildir. Herkes bulduğunu bir kaşık suda boğmaya çalışıyor. Türkiye sorunlarından kurtulursa, başımıza bela olur, diyorlar. Bunlar ne fazla kurusun, ne de fazla yeşersin dal budak salsın. Böyle orta yollu gitsinler bizim dümen suyumuzda gitsinler, diyorlar.

İşte bizim yapacağımız en güzel şey bu hengâmenin arasında bizim yüzde 5 büyümemizi, kalkınma hızımızı durdurmadan yola devam etmektir. Bir gün süper güç olursak işte o zaman bugünkü süper güçler bizimle aşık atamayacak. İşimize bakıp kalkınmamızı yüzde 10’lara yüzde 20’lere yükseltirsek işte o zaman bize dış ve iç düşmanların topu tüfeği işlemeyecektir.

Düşünün her zorluğa rağmen son 10 yıldır yaptığımız büyük atılım ve kalkınmada olduğu gibi, ekonomisi düzenli, sosyal yaşamı üst düzeyde insanları refah ve huzur içinde, işsizliği bitmiş, herkesin rahatı yerinde olan bir ülkenin insanları gençlerini kim tutabilecektir. İşte o zaman yalanlara kanmaz, terör örgütlerine katılmaz, illegaliteye sempati beslemez, besleyenleri de kendi aralarında boğuverir.

Ben derim ki gelin birlik olalım. Partisi pırtısı olmaz bu işin. Halk birleşmeli meclisteki partiler liderler birleşmeli. Bunun Kürdü Türkü olmamalı, Lazı Çerkezi olmamalı, bunun dini mezhebi Alevisi Sünnisi de olmamalı. Kardeşlik olmalıdır. Duygular bunlar üzerine yoğunlaşmalıdır. En önemlisi parlamentoda bulunan liderler bir araya gelip konuşmalı, anlaşmalı, ülke insanlarını kamplara bölmemelidir.

Akil insanlar içinde şunları düşünmeliyiz. Bu insanlar dışarıdan gelmediler. Bu ülkenin yetiştirdiği sanatçı, yazar, sevilen sayılan insanlar. Bunların hiçbirisinin bu ülke zararına bir şey yapacaklarına şahsen ben inanmıyorum. Bu konuda yazılanları söylenenleri takip ediyorum, çok karamsar olanlarımız var. Bu ülkeye zarar gelmez bunlardan. Hem niye zarar versinler ki ülkelerine ülke insanına. Amaçları ülkedeki akan kanın durması anaların ağlamaması, ülkenin kalkınarak eski görkemli günlerine kavuşması. Dünya konjonktüründe hak ettiği yerini bulması düşmanlarına daima korku, dostlarına ise güven vermesidir. İnşallah yapılan her girişim ülkemiz yararına olur hepimiz bundan fayda görürüz. Çünkü bu işe kalkışanların hepsi iyi niyetliler, bunu biliyoruz. İnşallah huzur dolu günlerin geleceğine inanıyoruz. Kalın sağlıcakla…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM