Cıgara üzerine geçmişe doğru…
İsmail Detseli

Cıgara üzerine geçmişe doğru…

 

Önü olçumluk (caka satma), Sonu pişmanlık (nedamet)… Böyle derdi atalarımız, analarımız… Genç yaşımızda sigara içmeye heves ettiğimizde “aman guzum bu cıgarayı içme de istersen irakı (rakı) iç onu da içme tabi ama ondan kurtuluşun olur bu cıgara illetinden kurtuluşun olmaz ak guzum, şeker guzum cıgarayı içme ne dilersen dile benden” derdi.

Demek ki bu illetin ne kadar zalim ne kadar zararlı, ne kadar kötü cani bir şey olduğunu biliyorlarmış. Cıgara ile irakıyı özetlemeleri ise şundandı. İrakıyı köylük yerde her zaman bulamazsın amma bu cıgara yok mu adamı hem madden hem de manen perişan eder, adamın onurunu zedeler. Çünkü cebinde paran olmaz ise dilenip aldırır imkansız olduğun ıssız bir yerde şayet cıgaran tükenirse, düşmanından istetir ve sen de onur gurur bırakmaz insanı aşağılar” demeleri idi.

Allah razı olsun bu hükümetten. İktidara geldiklerinden beri yaptıkları paradan sıfır atma hastaneleri ve sosyal güvenliği birleştirme enflasyonu düşürme gibi bir çok köklü icraatların yanında şu sigarayı yasaklamaları var ya her şeye bedel bir uygulama oldu. Ne kadar başarılı diyeceksiniz? Haklısınız onlar sebebini işledi uygulaması biz mükelleflere ait bir şey. İnsan kendini duvardan atar kendisini bıçaklar harakiri yapar intihar eder bunları sadece kendi canına kastettiği içindir ama ya cıgara işte bu, aile için toplum için insanlık için büyük bir ölüm makinesidir.

“Sen yasağa uydun mu?” derseniz, “Evet” derim. Çünkü ben bu devletin yasağından evvel uyguladım. 35-40 sene arkadaşlık ettiğim bu sinsi düşmanın bana karşı kinini 55 yaşlarımda anladım ve “hemen bir karar vermem lazım” dedim. Evde hanım cıgara kokusundan şikayet eder, ev kokar evin perdelerine kadar sirayet edip renk değiştirir, uyku uyutmaz hastalıktan başımızı alamayız da halen içmeye devam ederiz. 1966’da arkadaşa olduğum bu gizli düşmanı 2000 yılında terk ettim.

“Yazdığın kadar kolay mı terk ettin?” derseniz, tabi ki hayır, ama irademi kullandım. İnat ettim, azmettim ve “Seni içmeyeceğim” deyip sözümde durdum. İşte o illetin, marazın içimde oluşturduğu nikotini yaptığı hasarı ancak 10 senede belki bir kısmını düzenleyebildim. Yani yaşamın tadını hayatın güzelliğini onu terk ettikten sonra anladım. Gece uykularım rahat, öksürük aksırık yok, nefes alma zorluğum yok. 68 yaşımdayım, çok şükür hayat doluyum. Sigara içerken namaza eğilip doğrulmakta zorlanırdım, şimdi o zorluğu bile üzerimden attım.

Mecbur kalmadıkça çok çarşıya çıkmıyorum bilhassa kış günlerinde… Geçenlerde bir iş dolayısı ile çarşıya gittim, işim bittikten sonra stadyum civarlarında biraz gezme lüzumu hasıl oldu. Vakit öğleye yakındı okulların da tam dağılma ve toplanma zamanıydı. Stadyumun içinden geçtim okullara doğru. Aman Allahım nelere şahit oldum bir bilseniz. Hani dedim ya “Yasak geldi de ne kadar uyuyoruz?” diye…

İşte buna hiç riayet etmediğimizi bilhassa gençlerin bu yasağa daha fazla sempati gösterdiğini görünce eyvah dedim, içimde bir şeyler cız etti gençliğimiz adına. Daha gencecik yavrular o okuyup adam olmaları için canımızı, malımızı her şeyimizi feda ettiğimiz genç dimağlar öyle bir esiri olmuşlar ki bu meret cıgaranın… Kızlı erkekli hiç ayrım yapmadan söylüyorum her köşe başında duran gençlerin her omzunda çantaları okuldan çıkmış evlerine doğru yürümekte olan kalabalık gençlerin yüzde 90’ınının elinde sigara var. Bazıları hani yukarıda yazdım ya önü olçumluk diye. Daha o zararlı can düşmanı cıgaranın nasıl tutulacağını nasıl içileceğini bile bilmediği benim gibi eski pişman tiryakilerin gönden kaçmıyor, arkadaşına kanmış bu illetin görüntüsüne cazibesine aldanmış hülasa bir rüzgara kaptırmış kendini gidiyor.

Evimin civarında da var bazı okullar bunların kimisi lise kimisi ilköğretim okulu bazıları da özel lise… Onlar da bile bu yasağın uygulanamadığını mahallemizde öğle paydoslarında veya okul dağılışlarında görüyordum. Acaba bir kısmı mı böyle ki diyordum. Yine tekrar ediyorum yüzde 80-90’ı bu marazı ne yazık ki kullanıyor.

Hani bir söz vardır ya “ata kendisi içiyorsa evladına ne kadar hükmedebilir, ne kadar sözü geçer” diye… İşte aynı söz burada da geçerli… Bakıyorsun hocaların bir çoğu bu cıgarayı içiyor öyle ise talebeye ne desin. Ataların bir çoğu içiyor evladına nasıl desin içme diye… Eski tabir ile imam cemaat ilişkisi…

Sevgili gençler! Lütfen bu önü caka satmak sonu nedamet olan şeyden uzak durun. Şimdi ortam biz yaşlıların zamanı kadar koruyucu değil. Sizleri bu cıgara tiryakiliği sonrası daha büyük zararlı madde tehlikeleri bekliyor. Hatta okul önlerinde sokak başlarında bu kötü maddeleri size ulaştırmak için sinsi sinsi yanınıza sokulan sizden faydalanmak isteyen tehlikeyi şimdiden görün. Bunun zararı vücudunuzda yer edinmeden yurt yuva tutmadan gelin yol yakınken dönün. Bunun esiri olmayın. Benim gibi sonra bırakabilen iradesine hakim olabilen kaç kişi vardır. Öyle “bıraktım ben bunu” diyecek kadar kolay olmuyor. Ne olur siz şimdiden vazgeçin. Ben tecrübelerime dayanarak haddim olmadan sizlere sesleniyorum çok sigara tiryakisi arkadaşlarım daha yaşı 50’ye varmadan ölüme gittiler. Çoluk çocukları perişan oldu, kendisi ölüp gitti aile ocakları darmadağın oldu.

Eski sigaralar…

Bizim zamanımızda Birinci, İkinci, Üçüncü, Kulüp, Yenice, Bahar, Yeni Harman, tabakaya konan yeni tütün eski tütün gibi mamuller vardı. Birinci İkinci Üçüncü basit kağıtlarla paket halinde satılırdı. Öbürlerinin paketleri biraz daha lüks idi. Daha önceleri üçüncü cıgaranın adı köylü cıgarası idi. Sonra para bulmayıp da üçüncü içen gençler ona garip öldüren derlerdi.

Ayrıca köylülerin kendi ektikleri tütünün yapraklarını ilkel kıyım aletleri ile kıyarak terbiye etmeden samanlı gazete kağıdına sarıp içtikleri kırık tütün tabir edilen kokusu bir kilometre uzaktan duyulan bir tütün zararlısı idi. Bunların da bir çok insanın canına kast ettiği gerçeğini bizler hatırlıyor biliyoruz.

Asker cıgarası da vardı. Subayların ki silahlı kuvvetler ismi ile gayet güzel paketlenmiş olmasına karşılık basit bir kağıda paketlenmiş asker cıgarası ise tiryaki olsun veya olmasın her askere ayda 15 paket olarak verilirdi. Tiryaki olmayan akıllılar tiryaki geçinen biz delilere kendi istihkakı olan sigaraları para ile satarlardı. Maddi zararı düşüne biliyor musunuz gençler. Gerek kendi kazancınız olsun, gerekse babanızdan aldığınız harçlıklarla alın. Bugün sigara sağlığa zararı yanında çok büyük maddi bir yüktür üzerinize. Ne olur bir an evvel bu illetten vazgeçin.

Tütün hakkında eskilerin anlattığı bir darbı mesel.

Bu tütün konusunda atalarımız şöyle bir hikaye anlatırlardı. Bu tütün bitkisi Firavun’un dışkısıdır diye. Musa peygambere karşı din ve Allah düşmanlığı yapan Firavun halkına “Ben sizin tanrınızım” diyormuş ancak Allah’ın varlığını ve yaratıcı güç olduğunu da biliyormuş ve Cenabı Hakk’a şöyle diyormuş: “Ben senin varlığını biliyorum ancak beni bu dünyada mahcup etme öbür dünyada cehenneminde yak”…

Bu isteği kabul görmüş dünyada hiç yüzü kara çıkmamış. Rivayet edilir ki Firavun bir gün çölde uzun giysisinin eteklerini serip oturmuş, defi hacet ediyormuş. Halk bunu görünce “Sen hem tanrınızım, diyorsun hem defi hacet ediyorsun” diye üzerine yürüyünce ayağa kalkıvermiş ve o yaptığı çirk, topraktan sanki tütün olarak kabarmış bitki şeklini almış. Yani halka karşı yüzü kara çıkmamış. Ondan dolayı bu meretin içimi insanı celbedici olmuş. Bu nedenle sakın içmeyin derlerdi büyükler. Duydunuz değil mi?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM