Eğ başını, gör işini
İsmail Detseli

Eğ başını, gör işini

 

Başkan Kalaycı, 2013’ün ilk ve en yeni proje tanıtımını Hasanköy Mahallesi'nde bulunan belediyeye ait Park ve Bahçeler Müdürlüğü Fidanlığı'nda gerçekleştirdi.

 

Evet, bana göre de hakikaten Meram eskisi gibi dillere destan olacak, şimdiye kadar gelip geçen bütün Meram idarecilerinden şikayetler duyardık. Meram’da görev yapmanın zorluklarından su havzası oluşundan, tarihi dokusundan, bir iş yapmaya kalkışınca kültürel ve doğal varlıkların ayaklarına dolaştığından şikayet ederlerdi. Tabiî ki halk da buna inanırdı çünkü söylenenler Meram’da var olan bir gerçekti.

 

Hani bir atasözü vardır “bir adam bir şeyi yapmak istesin tekeden sütü çıkarır” diye. Serdar Başkan bunu gerçekleştiriyor. Bir insanın vizyonu geniş ufku açık ve bir şeyler yapma azmi varsa, “yenim dar eteğim kısa” demiyor, şikayet etmiyor.

 

3 Ocak’ı bekleyin diyordu günlerdir Serdar Başkan. İşte gün geldi meclis üyelerini ve basını davet etti, gittik. 3 Ocak sabahı gazetecilerle Meram’ın güneyindeki Hasanköy ile Alakova yeşilliğinin birleştiği güzel bir mekana vasıl olduk. Başkan ve diğer görevliler bizi burada karşıladılar. Başkan Kalaycı’yı kızdığına, sevdiğine karşı hoş bakışı ie, bir Anadolu insanı ve halk adamı oluşu ile seviyorum. Halkla münasebeti olmayıp yalancı anketlerle mutluluk duyanlardan farklı olduğu da her halinden belli…

 

Tel örgü ile çevrilmiş dönümlerce yeşil arazi hani eski tabirle can kan eksen can biter misali yeşillendirilmiş insanların bu kış gününde bile iştahını kabartan 80 bin metrekarelik bir tarihi mekanlar şehri…

 

Böyle bir tarih ve kültür müzesini iki yıl kadar önce İstanbul’da gezmiştim de çok haz almış ve tarihin derinliklerinde kaybolmuştum. Bu harika mekan da onun bir benzeri olacak ama buranın çok değişiklikleri olacağını anlattı Başkan Kalaycı. Örneğin İstanbul’daki Miniatürk’teki gibi tarihi mekan minyatürlerinin yanı sıra devasa büyüklükte 210 milyon yıl önce yaşadıkları varsayılan hareketli dinazorlar masal perileri masal kahramanları masal anlatan ağaçları da görmemiz mümkün olacakmış. Şimdilik bu maketlerden 6 adedi gelmiş yerine koymuşlar. Temeli Nisan ayında atılacakmış. Daha içeriğinden çok bahsetmedim bunca güzelliğin ortasında farklı kotlarda üç havuz, bu havuzları birbirine bağlayan şelaleler ile büyük havuzun tam ortasında da Türkiye’de yapılmış en büyük Kadırga. Orjinali gibi Meram ve tüm Konya halkının hizmetine sunulacakmış.

 

Başkan bütün bunların dışında bu mekana Mevlana müzesini ziyaret edip dönen yabancı turistleri çekmek için de bazı şeyler düşünüldüğünü söyledi. Bu kültür müzesinde onların memleketlerinde de bulunan tarihi eserlerin maketleri olacağı için yatırımın cazibesini artıracağını düşünüyor. Çünkü bu mekan şimdi kullanılan Antalya çevre yoluna çok yakın bir yerde yapılıyor. Mekanın henüz adı konmamış. Serdar Bey “Mekanı kullanacak olan halkımıza ve çocuklarımıza açtığımız bir yarışma ile sorup belirleyeceğiz ismini” diyor. Yani yukarıda yazdığım gibi Meram Belediye Başkanı, kimselere belli etmeden “eğ başını gör işini” misali çok işler yapıyor ama çok da velveleye vermiyor.

 

Bunun da geçmişimizde misalleri var. Örneğin bir kısrak düşünün öyle bir tay doğurur, o tay padişahların kralların ve dünyaya hakim olan liderlerin şahlanmış biniti olur, kükrer kişner dünyalara meydan okur ama kısrak onu doğurduğu için şahlanmaz kükremez. Gayet sakin ve mütevazi yaşamına devam eder. Ya tavuk bir tek yumurta yapar o yaptığı yumurtayı dünyalara duyurmaya çalışarak saatlerce ses çıkarıp haykırır. Başkan “çalışırsan her şey olur” diyor ve yapılabileceklerin örneğini veriyor.

 

Park bahçelerdeki program bitti araçlara binip Agustin Oteli’ne geldik, restoresi yeni bitmiş olan İstasyon karşısındaki tarihi binaya... Mekan restore edileli içerisine ilk defa giriyorum dış güzelliğini gelip geçerken gördüm de içerisine yeni girdim. 1980 li yıllarda da çok girmiştim bu tarihi binaya o yıllarda toptan gıda maddeleri toptancısında çalışıyorum. Bu mekanda ikamet eden Aziziye Camii’nin güneyindeki Ahmet Efendi Çarşısı’nda bakkaliye çalıştıran üç kardeş vardı. Bunlar göçmen kardeşlerimizdi. İsimleri ise biri Nejat ama ikisinin ismi hatırımda kalmadı. Sanırım biri de Ahmet olacaktı. Bu tarihi mekan onlara rivayete göre Atatürk’ün hemşehrileri oldukları için tahsis edilmiş meccanen oturmaktaydılar. Bunlara gerek mal karşılığı para tahsilatı için bazen de ziyaret etmek için çok giderdim. İnanın daha içeriye girerken burnuma gelen rutubet kokusu ve bekar arkadaşlarımızın hanımlarının olmayışından kaynaklanan pejmurdelik, mezbelelik kısa süre kalmama rağmen beni çok tedirgin ederdi. Şimdi bu otele girince şaşkınlığımı gizleyemedim doğrusu. Bu mekan o kadar güzel miymiş. Harika bir restorasyon yapılmış her yer pırıl pırıl. Bilmiyorum harici yerlere ve misafirlere de hizmet sunuluyor mu ama sunulması gerekir, insanın içersine ferahlık veriyor. Serdar Kalaycı’ya sağolasın demek lazım. Demek ki çalışınca oluyormuş. Ancak merakımı bağışlayın, beni rahatsız eden de bir şey var burada. Onu da belirteyim bu otelin isim babası Agustin denen adam Konya’da ne kadar kalmış, Konya için ne yapmış fazla bilgim yok. Bilinen bir isim değilse, bu mekana Gar oteli, İstasyon oteli veya başka bir Türkçe isim verilseydi daha iyi olmaz mıydı? Bunca güzelliklerin hepsini yazmaya köşem yetmiyor özetleyebildi isem ne güzel. Hoşça kalın…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM