Galericiler sitesine Pazar günü uğradım.
Araba alım satımı ile öyle pek işim olmaz.
O halde Pazar günü Erciyes’de tur atmak varken Galericiler’de ne işim var?
Ne işimin olduğu tahmin edilebilir. Araba piyasasından haberdar olmak, uygun düşerse bir araba edinmek.
Benim arabam olduğuna göre bu araba muhabbeti de nereden çıktı diye sorabilirsiniz.
Her ailede artık birden fazla otomobilin bir “ihtiyaç” olarak algılandığı günleri yaşıyoruz, bu durumu kimse de garipsemiyor; hatta imrenilerek bakılan bir durum haline geldiğini bile söyleyebilirim.
İkinci araba “ihtiyacı”nın nedenini anlatacak olursam…
Buraya fazla girmeyim, aile mahramiyetine girer.
Biz Galericiler sitesine dönelim.
Dikkatimi ilk çeken şey Sitenin etrafını kuşatmış olan onlarca otomobil.
Bu kadar insan otolarını sergilemek için neden çamurlu alanı seçerler de o güzelim, Türkiye’ye Model Galericiler sitesinin içinde kendilerine yer ayarlamazlar.
Siteye girişin bir “bedeli” olmalı ve bu bedelden imtina edenler sitenin kıyısına, köşesine park etmeli.
Eğer bu böyle olacaksa, toz toprak çamur içinde gezinerek araç alım satım yapılacaksa Site’ye ne hacet.
Bunu da geçelim…
Siteye duhul ettik. Yanımda oğlum var. Arabalara göz ucu ile bakıyoruz. Fiyatları hariç hemen her bilgiyi kimseye sormadan edinme imkanınız var.
Her dikkatimizi çeken aracın fiyatını soracak halimiz de olmadığına göre…Üstelik yüzlerce araç sergilenmiş…İnsanın başı dönüyor.
Galerinin birinin önünde duran otomobil dikkatimizi çekiyor, hoşumuza gidiyor. Kabaca bir göz attıktan sonra daha detaylı bilgi edinmek için hareketlendiğimizde etrafımızda dört beş kişi belirdi.
Araba hakkında bilgiler vermeye başladılar.
2011 modelmiş. Arabaya ilk kendileri binmiş. Başka bir arabalarını tercih ettikleri için bu arabayı satlığa çıkarmışlar. 350 km yol katetmiş araç. Aile sürmüş, yıpranmamış.
Az yakarmış. Kendileri çok denemişler, çok gezmişler ve memnun kalmışlar.
Tamam dedim. 2011 model bir araç bu kadar deneme binişi yapıldıktan sonra sadece 350 km mi yol yaptı. Burada bir yanlışlık olmasın?
Yok abi, dediler ha sıfırı ha bu.
Ona da tamam dedim.
Fiyatı ne ola ki?
36,5 bin lira dediler.
Bunun sıfırı kaç ki dedim.
44 bin lirayı bulur dediler.
Çay ısmarlayıp sohbet ettiler.
Arabaya yeniden bakmak için galeriden sokağa çıktık.
Anahtarı çevirip çalıştırdığımızda gösterge 6500 km’yi göstermeye başladı. Bu ne dedik? Abi…diye başlayıp devam eden kıvırtmalar…
ön kapı ezilmiş. Arka Kapı patlamış, tamir görmüş ve …
Hani sorun yoktu. Abi kapıdır açılırken bir yere çarpmıştır. Diğer kapı tamir edilmiş ama boyası iyi yapılmamış… Tamam da hani çizik bile yoktu?
Kapıyı açıyorum, kapıdan sürtünme sesleri. Anlaşılan darbe yemiş ve kapının dengesi bozulmuş sürtünme bundan olmalı diye soruyorum. Yok abi bu sürtünmenin nedeni kapı menteşesinin plastik olmasından. Çelik olsa yağlanır ve yağ sesi keserdi, cevabını alıyorum.
Diğer kapıları açıp kapıyorum onlarda ses yok, bunlar da plastik değil mi diye soruyorum…Zırva tevil götürmüyor.
En son kaça olur diyorum. Abi pazarlığa açığız ama sen 36 bin lira bil, diyorlar.
Diyorum ki ben bu arabanın 2012 modelini de araştıracağım, ondan sonra karar vereceğim, ona göre fiyat verin. Fark etmez abi diyorlar.
Bizi ne yerine koyarak böyle saçma sapan bilgiler verdiklerini oğlumla biz tartışa duralım. Evimize gelip, bilgisayara abanıyoruz.
Marka ve firma isimlerini girerek, sıfır ve ikinci el fiyatlarına göz atıyoruz.
O marka ve modelin en son modeli en pahalı olanı 36 bin lira. Vasatı 30 bin lira. İkinci eli yirmilerde geziyor.
Galerici bize yıpranmış, yaralanmış olan ikinci elini 36 bin liraya satmaya kalkışıyor; üstelik sıfır model olanının 44 bin lira civarında olduğunu söyleyerek bizi yanıltıyor.
Biz bakkaldan meyve ya da sigara almaya girmedik ki ilk fiyatta üç aşağı beş yukarı pazarlık yapıp alıp gidelim. Araştırma yapıp kendilerine döneceğimizi söylememize rağmen; bu kadar yalan yanlış ve fahiş bilgi ve fiyatı çekmelerini nasıl yorumlayacağımı anlayamadım.
Sonra ayna karşısına geçip kendimi etraflıca incelemeye başladım.
Sonra kararımı verdim: Daha da ben Galericiler sitesine gitmem.
