RSS / XML
Bu haber 31 Ocak 2012, Salı 20:03:11 tarihinde eklendi. 1223 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aklı olan düşünür… !

Aklı olan düşünür… !
 Müjdat Gökçe
 

 

Canlı ve cansız bütün varlıkları Allah yaratmıştır. Ancak yarattıkları içinde sadece insana düÅŸünme yeteneÄŸi bahÅŸetmiÅŸtir. Herkes, yüksek bir düÅŸünme yeteneÄŸine sahip olarak yaratılmış olsa da, bu yeteneÄŸi kullanan çok az insan vardır. ÇoÄŸu kiÅŸi, sadece düÅŸünürlerin düÅŸünüp sonuçlar üretebileceÄŸini zanneder. Oysa Allah ayetlerinde, düÅŸüncede derinleÅŸmek konusunda insanların tümünü teÅŸvik eder.

 

 

 

 

 

Akıl, İslam’ın kabul ettiÄŸi ilk ÅŸarttır. Akıl sahibi olmayan bir varlığa muhatap almamış ve ona bir takım sorumluluklar yüklememiÅŸtir.

 

 

 

 

 

İnsanın birinci temel özelliÄŸi akıllı olması; diÄŸeri ise hemcinsleri ile iletiÅŸim kurmak için konuÅŸmasıdır.

 

 

Zira insan, bildiklerini açığa vurmaz, konuÅŸmaz ve akıl yürütmezse hayvanlara yakın bir seviyeye geriler.

 

 

 

 

 

Aklı, akıl olarak kullanmayan kimseler, hem cüzi ÅŸeylerde ve hem de külli ÅŸeylerde aklın ışığından faydalanamaz. Aklını kullanamayanlar ıstırap çekerler, çünkü insan hayatının bin bir ıstırapla geçmesine sebep olan akıldır.

 

 

 

 

 

DüÅŸünme insanı Allah’a ulaÅŸtırır, ibadet ise Allah’ın sevabına ulaÅŸtırır. DüÅŸünme akıl iÅŸidir, taat, ibadet organların iÅŸidir. Akıl organdan daha ÅŸereflidir.

 

 

 

 

 

Aklın/kalbin birinci görevi, Rabbini tanımak, ikincisi ise insanı sevmektir.” Rabbini tanımayan, insanı sevmeyen akıl, demek ki aydınlatma görevini yapma imkanı bulamadığı için sahibini karanlıklara mahkum

 

 

etmiÅŸtir!

 

 

 

 

 

Yüce Yaratıcı’nın yaratmayı murat ettiÄŸi insan, önceden benzeri olmayan bir varlıktır. Akıl, irade ve sorumluluk duygularıyla donatılarak yeryüzü unsurlarıyla teÅŸkil edilecektir. Bu açıdan diÄŸer yaratıklardan farklıdır. Yaratılıştaki fonksiyonu itibariyle melek ve cinlerden de ayrılır.

 

 

 

 

 

Kur’an kendisine emânet edilen insan  düÅŸünen, konuÅŸan ve yaptığından sorumlu tutulan bir varlıktır.

 

 

 

 

 

Kur’ana göre, aklı, esas iÅŸlevi ve görevi olan düÅŸünmeden alıkoymak ve onu engellemek, o aklın sahibini konuÅŸmayan ve düÅŸünmeyen hayvandan da daha aÅŸağı bir seviyeye düÅŸürür. Ayette, çevresini düÅŸünüp akletmeyen ve içinde bulunduÄŸu durum üzerinde düÅŸünmeyen, çevresinde olup bitene kulak tıkayan, herhangi bir fikri olamayan kimse, daha ziyade aklı olmayan ve çevresini idrak edemeyen hayvanlara, hatta hayvanların aÅŸağı ve deÄŸersizine benzetilmektedir.

 

 

 

 

 

Kur’an-ı Kerimde bir çok ayette geçen akıldan maksat, kuvve ahlinde kalan ve çalışmayan bir akıl gücü deÄŸil, düÅŸünmek, muhakeme etmek anlamında olan akıldır. Çalışmayan ve düÅŸünmeyen ve alet olarak mevcut olana aklın hiçbir faydası yoktur. İslam’ın kasdettiÄŸi akıl, çalışan ve faaliyette olan akıldır.

 

 

 

 

 

Kur'an'da insan bedenî tembelliÄŸinden daha çok, aklını kullanıp düÅŸünmemekten yani zihnî faaliyetleri ve tefekkür alanında gösterdiÄŸi tembelliÄŸinden ötürü uyarılmıştır.

 

 

 

 

 

Yüce Allah; insana aklını kullanmasını ve sıkıntılardan korunması için düÅŸünmesini tavsiye eder.

 

 

 

 

 

Allah Kuran’da insanları, kendi yaratılışları, göklerin ve yerin yaratılışı ve iman hakikatleri konusunda otururken, yatarken ve ayaktayken düÅŸünmeye sevk eder. Bunları düÅŸünüp öÄŸüt alabilenlerin de temiz akıl sahibi müminler olduÄŸuna dikkat çeker.

 

 

 

 

 

İnsanlığın yasaklanan bir şeyi yapması beraberinde sıkıntıları getirmektedir.

 

 

 

 

 

Aklını koruyup kullanan, vicdanının sesine kulak vererek Hz. Peygamber’e uyan ve Kur’an’ın kılavuzluÄŸundan yararlanan kimseler, kalplerini İslam’a açmış demektir.

 

 

 

 

 

İnsan, aklı ve irade özgürlüÄŸü sebebiyle diÄŸer varlıklara nazaran ayrıcalıklı olarak yaratılmış ustun bir varlıktır.

 

 

 

 

 

İnsanın aklı da kalbine, vicdanına baÄŸlıdır. İnsan, hem İllâ (HerÅŸey), hem de Lâ (HiçbirÅŸey)dir.

 

 

 

 

 

DüÅŸünen, konuÅŸan ve karar-alma kapasitesine sahip bir benliÄŸin, belli hedef ve emellerinin gerçekleÅŸmesi, tercih haklarını kullanabilmesi için zamana ihtiyacı vardır. İnsanlar ancak bu ÅŸekilde geliÅŸim ve deÄŸiÅŸim içersine girebilirler.  Akıllı insanlar için daima önemli olan, "KAVRAM"dır, "İŞLEV"dir! DüÅŸünemeyenler ise "İSİM"lere takılır kalır!

 

 

 

 

 

YetiÅŸkin her insan ÅŸu dört ilahi ışık ile aydınlatılmış demektir:

 

 

 

 

 

1-Fıtri Din  2-Akıl  3-Peygamber  4-Kitap

 

 

 

 

 

İnsanda, aklın faaliyete geçmesi ve tefekkürü sonucu açığa çıkacak olan ilahi bir ışık vardır.

 

 

 

 

 

İnsanı insan yapan en temel ve biricik hassası akıldır.

 

 

 

 

 

Åžurası bir gerçektir ki insan, yalnız düÅŸünüp bilmekle yetine bir varlık deÄŸildir. O bildiklerini, düÅŸündüklerini yaÅŸayışına uydurmak, bilgi ve düÅŸünceleriyle davranışları arasında bir uyum saÄŸlamak zorundadır.

 

 

 

 

 

DüÅŸünceyi ifade eden kelimelerin başında nazar, tefekkür, tedebbür, i’tibar ve akıl gelir. Asıl anlamı görme olan nazar, kalp gözüyle bakmak, düÅŸünmek anlamlarında kullanıldığı gibi, bir ÅŸey hakkında düÅŸünceye dalmak manalarında gelir. Fikr kökünden türeyen tefekkür de aynı anlamdadır. Buna göre nazar ve tefekkür bir

 

 

iÅŸin sonucunu düÅŸünme, tedebbür de bir iÅŸin sonucunu başından düÅŸünme anlamına gelmektedir.

 

 

 

 

 

DüÅŸüncede, düÅŸüncenin biçimi, hareket noktası ve nihai hedefi önemlidir. DüÅŸünme ile olayların müspet ve

 

 

menfi yönleri analiz edilerek saÄŸlıklı karar verme hedeflenir.

 

 

 

 

 

DüÅŸünce bir enerji türüdür. İnsanlar bir eyleme baÅŸlamadan önce onu düÅŸünce boyutunda hayal ederler. ÖrneÄŸin siz masa üzerinde duran bir bardaÄŸa doÄŸru elinizi uzatırken önce bir istekte bulunmanız ve sonra bu isteÄŸi eyleme dönüÅŸtürmeniz gerekir. Gözleyen ile gözlenen birbirlerini deÄŸiÅŸtirdikleri gerçeÄŸinden hareketle önce ilgi, sonra istek ve en son da eylem gerçekleÅŸir.

 

 

 

 

 

Madem ki düÅŸünce enerjisini harekete geçiren istektir, o zaman isteklerimizin ne olduklarını ve nereye etki ettiklerini bilmekte yarar vardır. İstekleri sadece maddi çıkarımız doÄŸrultusunda yönlendirdiÄŸimiz sürece yeni isteklerin ortaya çıkmasına engel olunamaz. Bu durum hiç bitmeyen biteviye birbirini besleyen istekler zincirini yaratmaktan öteye gitmez. Bu zinciri kırabilmek öyle sanıldığı kadar da kolay olmuyor. Tutkularımız ve sorumluluklarımız bu istek zincirini sürekli besliyor.

 

 

 

 

 

Dinin insan yaÅŸamına kaynaklık etmesinde bireyin seçiminin ve akli tefekkürün rolü büyüktür.

 

 

 

 

 

Aklı, akıl olarak kullanamayan kimseler, hem cüzi ÅŸeylerde ve hem de külli ÅŸeyler aklın ışığından faydalanamaz.

 

 

 

 

 

DüÅŸünme yeteneÄŸi insana her ÅŸeyi soruÅŸturma ve keÅŸfetme potansiyel gücü verir. İnsanoÄŸlunu davranışlarını akıl yoluyla ve kaynaklarını kullanarak kontrol etme ve yönlendirme imkânı verir. Bu nedenle insanların kendi imajı ve kiÅŸiliÄŸinin hayatî bir unsurudur. Ayrıca o olmaksızın insanlar hayatın hakikatini anlayamayacakları için zarurîdir.

 

 

 

 

 

Unutulmamalıdır ki, yalnızca düÅŸünen insanlar akledebilir ve diÄŸer canlılardan farklı bir konuma ulaÅŸabilirler. Çevresindeki mucizeleri göremeyen, görüp de akledemeyen “İnkar edenlerin örneÄŸi bağırıp çağırmadan baÅŸka bir ÅŸey iÅŸitmeyip (duyduÄŸu veya bağırdığı ÅŸeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneÄŸi gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.

.

Facebook Yorumları

.
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
Diğer Müjdat Gökçe Yazıları
Bütün Yorumları görmek için tıklayınız!

Yazarlar

..... .....

Yol Durumu
Gazeteler    Hava Durumu   
... ... ... gazeteler gazeteler © Copyright 2010 Gazi SOFT PHP Haber Scripti.
Her hakkı saklıdır.