ŞİDDET!
Seçme Yazarlar

ŞİDDET!

Son zamanlarda kadına şiddet dozunu artırmış durumda! Her gün basında
boy boy; "boşanmak isteyen karısını öldürdü, karısının boğazını
keserek öldürdü, çocuklarının gözü önünde karısını bıçaklayarak
öldürdü!..." haberleri insanın sinirlerini bozuyor. Acaba bugün
böylesine bir haberle karşılaşmayacak mıyız? diye beklerken, bütün
beklentilerimiz boşa çıkıyor!

Eşler, Allah'ın insanlara birer hediyesidir. İnsan olan asla bir
başkasına insanlık dışı davranış sergileyemez. Neden şiddet
gösterilir? Şiddetin tek sorumlusu kadın mı? Erkeğin hiç mi suçu yok?
Hükümetimiz; "aile ve sosyal politikalar bakanlığı" kurdu. Amaç;
çocukların anasız babasız büyümemesi, ailelelrin parçalanmaması,
sağlam temele dayalı bir toplum oluşturmak.

AK Parti Genel Başkan Danışmanı ve Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan,
aile içi şiddetin engellenmesi noktasında Türk Silahlı Kuvvetleri
(TSK) ve Diyanet İşleri Başkanlığına da görevler düştüğünü söyledi.

Kadına karşı şiddetin, son dönemde yaşanan cinayetler sebebiyle
gündemde yer işgal ettiğini belirten Akdoğan, ''Bunu aslında sadece
kadına şiddet değil, aile içi şiddet olarak tanımlamak lazım'' dedi.

Aile içinde şiddeti, sadece kocanın karısına değil, bazen çocuğa,
bazen de fertlerin birbirlerine uyguladığını anlatan Yalçın Akdoğan,
istatistiklere göre, kadınların yaklaşık üçte birinin kocalarının
şiddetine maruz kaldıklarını ifade etti. Akdoğan, şiddeti uygulayanın
koca olduğu kadar, bazen kocanın akrabaları olabildiğini veya anne,
babanın çocuğa şiddet uygulayabildiğini dile getirdi.

''Bir şiddet sarmalı yaşanıyor, bir şiddet döngüsü var. Şiddet
uygulanan bir ailede büyüyen bir çocuk, büyüdüğü zaman kurduğu ailede
şiddet uygulayabiliyor. Tabii bu döngüyü kırmak gerekiyor. Biz,
yaşanan bu acı sonuçlar üzerinden meseleye bakıyoruz. Son dönemde bu
konuda duyarlılığın artığını görüyoruz. Öncelikle bir farkındalık
artışı var. Daha önce çok fazla gündeme gelmeyen, haber yapılmayan
konular, son dönemde daha duyarlı bir şekilde ele alınıyor. Bunların
daha fazla önemsendiğini, gündeme taşındığını görüyoruz. Bununla
birlikte bununla mücadele imkanlarının, araçlarının daha artığını da
görüyoruz.''

Bütün kurumların bu konulara duyarlılık göstermesine ve birtakım
sorumluluklar yüklenmelerine yönelik 2006 yılında bir Başbakanlık
genelgesi yayınlandığını hatırlatan Akdoğan, bunun dışında Belediyeler
Kanunu'nda sığınma veya koruma evlerinin yapılmasına yönelik bir
düzenleme bulunduğunu ifade etti. Bunların hayata geçirilmesi için
ilgili Başbakanlık genelgesinde talimatların bulunduğunu belirten
Akdoğan, aile içi şiddet konusunda son dönemde bir farkındalık ve
duyarlılık artışı bulunduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Aile içi şiddetle mücadelede imkan ve araçlar daha gelişmiş durumda
ama istenen noktada olduğumuz söylenemez. Burada herkese büyük
görevler düşüyor. Aile içi şiddetin, hayatımızdan tamamen dışlanması,
tasfiye edilmesi için bunun bir kültürel bir bilinç haline gelmesi
gerekiyor. Okul eğitiminde bunu yapmak durumundayız. Yani ortaokulda,
lisede yapmamız gerekiyor. Yani bunun bir toplumsal sorun olduğu,
hatta bir sağlık sorunu olduğu işlenmeli.

Buna maruz kalan insanların ne yapmaları gerektiği, ne tür haklara
sahip olduğu, nerelere başvurabilecekleri gibi bir bilincin oluşması
ve gelişmesi için birçok kuruma görev düşüyor. Bunlardan bir tanesi
eğitim kurumu, okul... Bir diğeri belki gençlerin evlenmeden önce
uğradıkları bir durak olarak Ordu... Yani askerliğini yapan gençler
askerlikten sonra genelde evleniyorlar. Orada da, yani TSK içinde de
askerlik yapan gençlerin eğitimi sırasında buna da özel bir vurgu
yapılabilir. Onun dışında medya ve önemli bir ayak. Ve Diyanet...
Özellikle töre cinayetleri konusunda bunun yanlış bir geleneksel
algıdan kaynaklanan boyutlarıyla mücadele için özellikle cuma
hutbelerinde, camideki diğer etkinlikler üzerinden Diyanet'in bu
konuda önemli mesajlar verebileceğine inanıyorum. Yani bütün
kurumlarımız, siyaset kurumunun hassasiyeti kadar, eğitim
kurumlarımız, Ordu, medya kuruluşları ve Diyanet gibi kurumların eş
zamanlı olarak aile içi şiddet konusuna hassasiyet göstermesi
gerekiyor.''[1]

Mesele çok önemli ve çok hassas. Bu konuda herkese görev düşüyor.
sadece TSK ve Diyanet değil. Bu toplumda bulunan, bu toplumun içinde
yer alan her insanın mutlaka böyle hassas bir konuda ilgisiz kalmaması
şarttır. Toplumun dinamiği olan kadınlara layık görülen bu rezalete
bir "dur" deme zamanı gelmedi mi? Gelmemeli mi?

Şiddetin temelinde; içki, manevi eğitim yoksunluğu ve ailenin
kutsallığının şuurunda olmamak yatar. Her şey paradan ibaret değil.
Her şeyi ekonomik olarak düşünemeyiz. Sağlam bir aile yuvası için; DİN
EĞİTİMİ'ne ihtiyaç var, hem de tez zamanda. (11 EKİM 2011)

KAZIM ÖZTÜRK
ÖZTÜRKÇE

Eğitimci/ yazar

--------------------------------------------------------------------------------

[1]AA, 11 Ekim 2011
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum