Türkiye'de Kudüs Bilinci 60'lı yıllarda boy vermeye başlar.
Benim kuşağım, tevellüdü 60'lı yıllara denk düşenler; meydanlara ilk adım attıklarında, attıkları o adım aynı zamanda Kudüs'e doğru atılan ilk adım oluyordu.
Biz de "İsra"mızı yaşamak için bir gece yola revan oluyorduk.
Meydana çıktığımızda dilimizden dökülen ilk kelimeler Kudüs üzerine oluyordu.
İlk haykırışımız "lanetlenmiş" guruha ilenç duyguları ile yüklü bir çığlıktan başkası değildi.
***
Biz ise çocuklarımızın kulaklarına ninni yerine Kudüs için söylenmiş marşları söyledik. Kudüs için yazılmış şiirleri okuduk.
Kudüs bilincini kuşansınlar istedik.
Bu çağdan varolacaklarsa eğer Kudüs'le varolabileceklerini kavrasınlar istedik.
Bu nesilden Kudüs şovalyeleri çıktı.
Kudüs şehitleri yeşerdi gümrah.
Marşlarımız, şiirlerimiz, sloganlarımız, dualarımız Furkan oldu, İsra etti.
Kudüs'e ulaştı.
Muallak taşına selam etti.
Yerin göklere en yakın avlusunu mesken tuttu.
Miracı basamak basamak tırmandı.
Dün bir Furkan Özgürlük gemisine adını yazdırdı, bugün yüzbinler Furkan oldu adlarını Ashab-ı Sefine listesine kaydettiriyorlar.
***
İstanbul'un Fetih gününde dün biz Kudüs'ü bir kez daha andık.
Çoluk-çocuk, kadın erkek, küçük büyük hep birlikte desteğimizi yeniledik, bileylendik.
Ve hep bir ağızdan:
"Bizim hapsimiz halvet,
Sürgünümüz seyahat,
Katlimiz şehadet.
Biz cennetimizi göğsümüzde taşırız.
Biz nereye gidersek cennetimizle gideriz," diyerek
imanımızı,
inancımızı,
kararlılığımızı vurguladık.
***
KUDÜS
Ağladım tükendi gözyaşlarım ağladım.
Ağladım mumlar bitti ağladım namaz kıldım
Bitirdi beni vardığım rükular
Sende Muhammd'i Yesuğ'u aradım
Ey Kudüs ey peygamberler kokusu
Ey yerin göklere en yakın avlusu
Ey Kudüs ey kentim
Ey Kudüs ey sevgilim.
(Nizar Kabbani'den)
