Böbreklerinden taş düşüren insanın çektiği sancı, MHP'nin "arınma" sürecinde çektiği sancının yanında sönük kalır.
MHP'ye bir tuzak kurulduğu kesin.
Komploya maruz bırakıldığı malum.
Kaset operasyonları ile hem MHP, hem Türkiye siyasetinin bir biçimde yeniden kurgulanmak istendiğini anlamak için fazla mesaiye gerek olmadığı da açık.
Bilmediğimiz şey bu tezgahı ve komployu kuranların kimliği ve ulaşmak istedikleri hedefleri.
Olayın ortaya koyduğu duygusallık ile ortaya konulacak ve konulan tavırlar (olumlu ya da olumsuz) dan öte bir amacın ve kimliklerin varlığından emin olabiliriz.
Yaşadığımız deneyimler bize bunu söylüyor.
Kaset operasyonu kimin işine yarar?
Operasyona maruz kalanların mı, yapanların mı?
Olayın sıcaklığı içinde yorum yapanlara bakacak olursak MHP'nin işine yarar.
"MHP son yıllarda hiç olmadığı kadar kenetlenmiş durumda."
Varlığına kastedilen bir yapının elemanlarının vereceği türden bir tepki.
Bu tepkinin sürdürülebilir bir durum olup olmadığına, bundan bir yıl önce yaşanan benzer olaylar ve bu olay karşısında ortaya konulan tavırlar üzerinden anlayabiliriz.
Baykal Kaseti ve sonrası yaşananlara bir bakalım.
Gürsel Tekin göz yaşları sel olmuş akıyordu, Baykal istifa konuşması yaparken.
Kılıçdaroğlu Parti Başkanlığına aday olmayacağını açıklamıştı.
CHP il teşkilatları top yekün Baykal için destek açıklamaları yapmıştı.
Evinin önünde açlık grevleri başlatmışlardı.
Gitme Baykal.
Arkandayız Baykal.
Kal Baykal.
Sloganlar...ağıtlar
Sonunda asıl sloğan patlamıştı BAY BAY- KAL, BAYKAL.
Benzer süreç MHP için de sözkonusu.
Seçim dönemi olması önemli.
Bu süreçte ortaya konulacak her türden olumsuz tavır herkesin kaybına neden olacağından sukunet hali devam ediyor.
Seçim sonrası fırtınası bekleniyor.
Kasetçilere bakarsanız fırtına seçim öncesi de çıkabilir.
Bahçeli Kongre kararı almadığı taktirde yeni sızıntıların, yeni kasetlemelerin çıkacağı konuşulmaya başlandı bile.
Bu iddialar MHP'yi nereye götürür, bilemiyoruz; ama teşkilat tabanında bir kenetlenme hali gözlemleniyor.
Bu kenetlenme düşmana karşı ser verip sır vermeme, zayıf gözükmeme psikolojisinin bir tezahürü olsa gerek.
***
Bahçeli bu fırtınalı günlerde(durgun ve az konuşan kişiliği ile oluşturmaya çalıştığı kudretli başbug imajına inat) partililerinin ona atfettikleri Bilge Lider yakıştırmasını hak edecek bir liderlik ve kaptanlık sergileyemedi.
Olayları yönlendireceğine, olaylar tarafından yönlendirilen bir etkisiz eleman konumunda kaldı.
İlk Kasetlenme operasyonunda bağırsaklarımız temizleniyor, arınmaya imkan oluşuyor, diyerek ilk dört kurmayını kesip atmakta tereddüt göstermezken; ikinci Kaset harekatında öyle bir açıklama yaptı ki...
“Tehdit ve şantaja boyun eğmeyeceğiz, kim elinde ne varsa açıklasın..
Yel kayadan bir şey götürmez, arkadaşlarımızla yola devam edeceğiz.
Seçime bu kadroyla gideceğiz.
Bundan sonra kimse istifa etmeyecek.
Bir yere gitmiyorum, vekil ve üyelerimle görevimizin başındayız.
İstifa etseler de kabul etmeyeceğim’
diyerek her türlü şantaj ve komploya meydan okudu.
Bu meydan okuyuş bir yandan tasvip görürken, diğer yandan ilk dört MHP'linin suçu ne idi, neden bu tavır o ilk Kasette ortaya konamadı? sorularını zihinlerde uyandırdı ve Bahçeli'nin liderlik karizmasında çiziklerin belirginleşmesine neden oldu.
Kasetlerin ucunun gösterilmesi ile birlikte; Bahçeli'nin yukarıda alıntıladığım açıklamasına rağmen istifalar bir biri ardına sökün etti.
Müstefiler genel başkanlarına rağmen istifa ederek, kaset kasırgasının önünde durulamayacağını teslim ettiler.
Bahçeli bu istifaları kabul ederek, alıntıladığım ifadelerinde yer alan "istifa etseler de kabul etmeyeceğim" açıklamasının arkasında durmayı unuttu.
Gariptir medyamız da yukarıda alıntıladığım ve peş peşe sıralanan cümlelerin son cümlesini Bahçeli'ye hatırlatmak gereği duymuyorlar.
Biz hatırlatmış olalım.
Büyük konuşmak, büyük adam olmak için yetmiyor; bilge olmak için ise hiç yetmez.
Hele bir ilk kasetlenen Recai'nin açıklaması vardı ki "büyük lokma yut ama büyük konuşma" diye bu türden adamlar için söylenmiş olmalı.
Ne demişti Recai?
"Bizi Nuh tufanı bile yıkamaz".
MHP'li ve Ülkücü dostlara "Bahçe Sahipleri"nin kıssasını okumalarını salık veririm; tabi ki Ak partililere ve herkese.
