"Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesinde, kaymakamlık tarafından yürütülen ''Her Sınıfa Bir Akıllı Tahta'' projesi çerçevesinde, hayırseverlerin desteğiyle 140 derslik akıllı tahta ve projeksiyon cihazları ile donatıldı.
Vali Mevlüt Bilici, Yeşilhisar Anadolu Teknik Lisesi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Yeşilhisar halkının birlik ve beraberlik içinde çocuklarına ve ilçesine sahip çıktığını söyledi.
Türkiye'nin birlik olması halinde çok kısa sürede dünyada hakettiği yere geleceğini vurgulayan Bilici, ''Bu projenin Ankara'da, İstanbul'da ya da Kayseri'de şehir merkezinde değil Yeşilhisar'da gerçekleşmiş olması önemli. Çocuklarımız yeterince zekiler. Yeter ki onlara destek olalım ve önlerini açalım'' dedi.
Son günlerde okul yöneticilerinin okulları ile ilgili olarak iftiharla sundukları bir imkan: Akıllı Tahta.
Sadece okul yöneticileri mi? elbette hayır. Devletlulerimizin de acayip arka çıktığı bir kampanya: okullara Akıllı Tahta kampanyası.
Ben bu yazıda eğitimin teknoloji ile buluşmasına karşı bir görüş beyan etme niyetinde değilim, öyle bir yaklaşıma da sahip değilim.
Ben bu yazıda bir göstergeden hareketle bir zihniyet sorgulaması yapmak istiyorum, hepsi bu.
AKILLI TAHTA
Ancak "bize" ait eğitim anlayışının ve eğitilmiş insana bakışın oluşturabileceği müthiş (!) bir kavramsallıştırma: Akıllı Tahta.
Akıl ile tahtayı ancak biz yanyana getirebilir ve bir sıfat tamlaması üretrebilirdik. Ve ürettik de.
Oysa bir zamanlar biz bir adamın eğitilmemiş olduğuna vurgu yapmak için odun gibi, kazık gibi adam, hödük gibi adam, kalas gibi adam, der idik, deriz de.
Akıl nedir, tahta nasıldır, bunu bilmeyenin olduğunu sanmıyorum.
Tahta canlılığını yitirmiş, bir daha yeşermesi mümkün olmayan ağaç parçasına denir.
Akıl iki ya da bir çok kavram arasında bağ kurarak, yeni bilgiler üreten mekanızmanın adıdır ve sadece insanda bulunan bir melekedir.
Bilebildiğim kadarı ile hiç bir kültür akıl kavramını başka bir varlığa sıfat olarak ek yapıp kullanmamıştır.
Onu da biz keşfettik. Üstelik en olmaz bir şey'e sıfat yaparak.
Ne de olsa eğitim sistemimiz başka buluşlara ve keşiflere yol verecek ne zenginlikte, ne de serbestlikte.
Okulların sahip oldukları sürekli olarak kendini ve bilgisini yenileyen öğretmen kadrosu ile, uyguladıkları verimli öğretim ve eğitim sistem ve yöntemleri ile piyasada yer edinmeye çalışmak yerine, basit bir teknolojik uygulamayı ön plana çıkararak pirim yapma yarışına girmelerini izah edemiyorum.
Kara Tahtadan şunca zaman geçti aydınlık fikirler üretilemedi, vizyoner öğrenciler yetiştirilemedi. Tebeşir tozu yutmuş milyonlarca gencimizin bilgi seviyelerinin sığlığı, ilgi alanlarının kısırlığı ortada.
Bu açmazın ve tıkanmanın aşılabilmesi için radikal bir biçimde eğitim ve öğretimde amaç-araç-yöntem sorgulamasına ve köklü bir değişime yol almak kaçınılmazdır.
Her önüne gelenin tüm başarısızlıklarımızı eğitimin yetersizliğine bağlaması ne kadar doğru bilemiyorum ama, bu kısır döngüyü kırmanın yolu eğitim ve öğretimden geçiyorsa eğer; Tahtaları akıllandırarak değil, başta eğitim materyallerini çağdışı ideolojilerden arındırarak, sahte tarih söylemlerinden kitapları kurtararak; çocuklarımızı ve hocalarını "akıllı" yapmaya yönelik gayretler göstererek bir yol alabileceğimizi sanıyorum.
Her konuda isim ve sıfat üretmekte oldukça mahir olan bizlerin bu teknolojik eğitim malzemesi hakkında da işlevine uygun bir isim bulamaz mı?
Galiba ben söylediğimle ve yazdığımla baş başa kalacağım.
Olsun.
Ben söyleyebildim ya, daha ne olsun!
