Herifçioğlunun ismi eski genel başkanına ya da bir ak Parti'liye santaj yapmaya azmettirme, ya da göz yumma fiili işlediği gündeme bomba gibi düştü ya.
Ergenekon'un adresini ararken, birden bire kendisini "ergenekon"la pazarlık ederken buldu ya.
Dallas dizisinin senaryolarına taş çıkartacak denli bel altı çalışan bir mekanizmanın bir yerinde, köşesinde bucağında ya da tam kucağında olduğu izlenimi (en azından şimdilik) mahşeri vicdanda yer buldu ya.
Gündemi kendi üzerinden atma atraksiyonlarına girişti.
O malum ağzına yine Kayseri ismini aldı.
Hem de bayatlamış cinsinden bir iddia ile.
Neymiş efendim. "Dolandırıcının el yazısı ile yazdığı kimden ne kadar rüşvet alındığı, kime ne kadar rüşvet verildiğini muhtevi bir belgeyi Başbakan'a gereği yapılsın diye, bir mektupla göndermiş." CHP genel merkezi de bu mektubu medyaya servis etmiş.
Bizim medyanın hali pür melali ortada. Bir olayda fikri takip denen şey pek uygulanmıyor. Candaş ve yoldaş medyanın bu konuda yazdıkları bir hınç alma, bir karalama, bir çamur atma amacına matuf oldukları için pek ciddiye alınacak yanı yoktu bu iddianın. Ama aynı iddia nispeten insaflı olduklarına inandığımız Yeni Şafak, Atv, Zaman gibi medya organlarında da çıkınca bir kaç kelam etmek elzem oldu.
İlk olarak, Kılıçdaroğlu Kayseri iddiaları noktasında onlarca kez gerçeği ifade etmeyen, düpe düz yalan ve iftira içerikli açıklamalar yaptı. Her açıklaması anında yalanlanmasına rağmen duymazlıktan gelip benzer yalanları tekrar etmekten rucu etmedi.
Bu durumunun altını çizmek için "yalancı" dediğimiz için mahkemelere koştu.
Muhtemel ki bu yazımda benzer bir akibete maruz kalacak.
Ama eğer bu memlekette adalet denen bir şey var ise biz O'nun yalan söylediğini, iftira attığını mahkeme huzurunda, tüm Kayseri adliyesini de şahit göstererek ispatlayacağız. Yalancı ve müfteri oluşunu iddia ve ispat etmemiz Ona hakaret olsun diye değil, Hakikati tescil etmek amacına matuf olacak.
KILIÇDAROĞLU'NUN YENİ YALANI
Başbakan'a mektupla gönderdiği, Dolandırıcılıktan mahkum olmuş Hacı Ali Hamurcu'nun el yazısını muhtevi bir evrak.
Kılıçdaroğlu soruyor:" bu evrakı savcı görmedi, diyelim. Vali de mi görmedi? Sayın Başbakan iki müfettiş görevlendir ve bu olayı çözsün."
İnsafın kurusun Kılıçdaroğlu.
Daha öncede "Emniyette alınan 10 sayfalık ifade tutanağı kayıp," diye sokaklara fırlamıştın. Sonra böyle bir olay olmadığını anlayınca "emniyetin bu işte bir kusuru yok. Bu olayda görevini bi hakkın yapan kuruluş emniyettir" diyerek çark etmiştin.
Bu çarkına neden, emniyette o sorguyu yapan polis görevlisi ile Kulkuloğlu'nun diyaloğu olmasın?
Benzer bir çark hamlesini Kayseri Barosu için de yapmıştın.
Demiştin ki "Kayseri adliyesinden sonra Kayseri Barosu da olaya sessiz kalarak iştirak suçu işliyor."
Sonra uyarılar üzerine Kayseri Barosu'nun candaş diye tabir ettiğiniz türden bir zihniyete sahip, Yani CHP zihniyeti eğemen, Sözcü gazetesi müptelası bir Baro yönetimi olduğunu öğrenince, "biz sizi değil eski baroyu kastettik" diyerek çok şık(!) bir dönüş yapmıştınız.
***
Kılıçdaroğlu'nun yalanlarının ardı arkası kesilmemişti. Diyordu ki: "Bakar mısın ne savcı, ne bilirkişi, ne de vali 9 katlı benzinlik binasını görmüyor. Ama başka bir bilirkişi görüyor".
Derhal Belediye ve benzinlik sahibi bu açıklamayı yerinde yalanlıyor. Kendisi bir zahmet bu iddiasının doğruluğunu araştırma gereği duymuyor.
Şimdi kalkmış benzer ifadelerle yine savcı, vali ve Başbakanı suçluyor, müfettiş istiyor.
Ama şunu düşünmüyor.
El yazısı ile alınan notların hepsi tek tek daktilo ile emniyet ifadesinde yer almıştır.
Savcının ya da valinin görmediği bir husus yoktur.
Bir dolandırıcının el yazısının neresi belge olacak?
Zaten o yazılar ifade olmuş, tutanaklarda yer almış.
El yazısı da evrakların arasında mevcut.
İşte burada can alıcı bir soru ortaya çıkıyor ve Kılıçdaroğlu bir türlü bu soruyu sormuyor. Hatta gazeteciler, belki de savcılar bile.
O kadar isim nasıl oluyorda bir kaç saat içinde roman gibi bir şahıs tarafından senaryolaştırılıyor?
O el yazısl rüşvet listesi ve alan veren isimler hangi mahfil tarafından sanığa dikte ettiriliyor? O dolandırıcı sanık ve sonra mahkum olan şahıs emniyette ifade verirken elinde bulunan evraktan okuduğu ifadeleri mi yazdırıyor?
Bu durumda bu olayın bir komplo olması ihtimali üzerinde CHP'liler neden durmuyor? Üstelik Mahkum tüm anlattıklarının yalan yanlış şeyler olduğunu, paçayı kurtarmak için düzdüğü yalanlar olduğunu söylemişken.
Peki tüm bunları Kılıçdaroğlu bilmez mi?
Başkan Haseki'nin dediği gibi "cin gibidir" elbette bilir.
Peki neden gündeme taşır?
Birinci neden suçüstü olduğu bir komplo iddiasından çıkış için, gündem değiştirme atraksiyonu.
İkinci neden ise, savcıların CHP başvurusunu seçim öncesi sonuçlandırmasının önüne geçme çabası.
Bu durumda bu iddialarını ısıtıp ısıtıp gündeme getirecek ve Ak Parti'yi buradan sıkıştıracak.
Ya bir de Savcılar bir önceki görüşlerinde ısrar eder ve takipsizlik kararı verirse.
O zaman ne yapacak?
Kılıçdaroğlu eminim bir şey olmamış gibi davranacak?
Çünkü...
