SİLİVRİ'DEN SANIK KAÇIRMA OPERASYONU
Yusuf Yerli

SİLİVRİ'DEN SANIK KAÇIRMA OPERASYONU

SİLİVRİ'DEN SANIK KAÇIRMA OPERASYONU

CHP'nin Ergenekon sanıklarını (Yalçın Küçük'ün önerisi üzerine), Milletvekili seçtirmek suretiyle Silivri ceza ve tutuk evinden çıkarmak ve Ergenekon davalarından milletvekilliği dokunulmazlık zırhına bürünerek sıyırmalarına yönelik girişimlerini duyduğumda, ünlü besteci Mozart'ın Saraydan Kız Kaçırma adlı operası zihnimde çağrışım yaptı. Ha operasyon ha opera, aralarında (syon) dan başka ne fark var.

Opera'da Saray'dan Kız Kaçırılmaya çalışılıyor, Operasyon'da ise Silivri'den Sanık kaçırılmak isteniyor. Yani adaletin pençesinden. Bir anlamda Adalet Sarayı'ından sanık kaçırma operasyonu. İkisi de nihayetinde saraydan bir şey kaçırma teması üzerinden işleyen bir oyun. Evet evet ikisi de oyun. Saray'dan Kız Kaçırma operası hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra, Silivri'den Sanık kaçırma ya da Adalet Sarayı'ndan sanık kaçırma üzerine bir kaç kelam edelim. "Belmonte adlı bir İspanyol soylusunun, uşağı Pedrillo ile birlikte, sevgilisi olan Konstanze'yi ve onun İngiliz hizmettarı Blonde'yi tutsak olarak bulundukları Selim Paşanın Akdeniz kıyılarında bulunan sarayından veya yazlık köşkünden ve Paşa'nın harem bekçisi olan Osminin elinden kurtarmak için yaptığı girişimleri konu edinir eser. 1782 yılında Mozar (Saraydan Kız Kaçırma) ile müthiş bir başarıya imza atmıştır. Dün, Bugün Gazetesi konuyu manşetine taşımış ve CHP'nin bu girişimini ERGENEKON'DAN ADAM ÇIKARMA olarak nitelendirmiş ve meşhur Ergenekon Destanına gönderme yapmıştı.

 

*** Silivri'den sanık kaçırma operasyonu içinde MHP'nin de yer aldığı, Mehmet Haberal ve Hasan Iğsız Paşa'nın da MHP listesinden Meclise, dokunulmazlık zırhına alınacağı söylentileri, en azından parti yetkililerince yalanlanmış değil.

*** CHP son sekiz yıllık muhalefetini Ak Parti'yi milletvekilliği dokunulmazlığı noktasında köşeye sıkıştırma taktiği üzerine kurmuş bir konumdadır. CHP'ye göre neredeyse Türkiye'nin tüm sorunları tek bu sorunun, yani milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması sorununun halline bağlıdır. Milletvekilliği dokunulmazlığı ile CHP arasındaki bu hayati ilişkiye bakarsanız, Yalçın Küçük'ün dillendirmesi, Süheyl Batum'un heyecanla karşılaması ve Kılıçdaroğlu'nun ışık yakması ile gündeme taşınan operasyonda dokunulmazlık zırhı CHP için vazgeçilmesi imkansız bir araç olarak yerini sağlamlaştırıyor. Sekiz yıllık CHP söylemi ve iddiaları bir kaç Ergenekon sanığının kurtarılması uğruna berheva ediliyor.

Bir ay önce idi. Yeni Şafak Gazetesi Bursa'da yayımlanan bir yerel gazeteyi kaynak göstererek "CHP Silivri'de yatan Ergenekon sanıklarını (Tuncay Özkan, Mustafa Balbay vb) seçimlerde aday göstermek suretiyle dokunulmazlık zırhına saracaklarını" iddia etmişti. Bu haber'e çok kızan CHP genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Gazete arasında bir polemik de yaşanmıştı. Aradan bir kaç hafta geçti geçmedi; CHP yöneticileri altını çize çize aday göstereceklerini deklare ettiler. Bu deklerasyon sonrası CHP'nin içi karıştı. Bu karışıklık nasıl durulur, bekleyip göreceğiz. CHP Ergenekon'un Avukatlığını üstlenmişti, eğer bu operasyon gerçekleşirse, Ergenekon'un bir cüzü olma konumuna terfi etmiş olacak.

*** MALZEMESİZLİK'TEN MEZBELELİĞE

Dün Gazetemizin sür manşetini "CHP ve Sözcü'sü Şimdilik Tekzip Yediler" şeklinde vermiştik." Sözcü Gazetesi son bir aydır Kayseri ile ilgili kulağına ne fısıldanırsa yazıyor. İftira olup olmamasına bakmadan yazıyor. Öyle bir uslupla yazıyor ki sanırsınız dünyalar götürülmüş. Bu türden haberleri son zamanlarda Tekzip yediği ile ilgili bir açıklamadan hemen sonra manşetten yazıyor olması biraz daha anlamlı kaçıyor. Demek istiyorlar ki siz tekzip ettikçe biz tezvirata devam edeceğiz. Etsinler. Etsinler etmesine de küçük küçük atsınlarda civcivler yutabilsin. Tekzip üstüne tekzip yemesinler. Adamlar Kayseri'yi karalamayı ulusal bir görev bilmişler. Görevlerini yapmaya çalışıyorlar ama malzemesizlikten de kırılıyorlar.

En son sarıldıkları malzemeye bakar mısınız? "Tunus'ta Gül gibi İş," şeklinde bir manşetle dün arzı endam etti Sözcü. Cumhurbaşkanı Gül'ün Babası ve Kardeşi'nin ve ortaklarının Tunus hava alanına iş yaptıkları haberini manşete taşımış. Haberin devamında ne var diye bakıyorsunuz, bir şey yok. Yaptı ise yaptı, sattı ise sattı. Bunda manşetlik ne var? diyorsunuz. Adamlar bu işte Cumhurbaşkanı'nın dahli olduğunu ima etmeye çalışmışlar. Okuyucuya vay anasına dedirtmek istiyorlar. Kayseri'de faaliyet gösteren yüzlerce orta boy ve küçük boy firmanın yurtdışı bağlantılı işi var. Bunlardan biri de Gül ailesinin sahip olduğu şirket olmuş, bunun neresi garip kaçıyor? Sayın Gül'ün yurtdışı gezilerinde beraberinde götürdüğü işadamlarının bugüne kadar iş bağlantısı kurup kazandığı meblağ 20 milyar doları aşmış durumda. Bunların başında da Eski CHP Milletvekili'nin sahibi olduğu Yapı Merkezi'nin Kuveyt Metrosu yapım işi var. Bu iş iki milyar doları aşan bir yatırım. Yapı Merkezi'nin bu işi almasında Sayın Gül'ün manevi katkısını kimse inkar etmiyor da. Şimdi sen basit bir yurtdışı ticari ilişkiyi büyük bir yolsuzluk varmış gibi manşetine taşıyarak verir ve okuyucunun zihninde tereddüt oluşturmaya çalışırsan ne yapmış olursun? Haksızlık yapmış olursun. İftira atmış olursun. Yalan söylemiş olursun. İntikam hırsıyla hareket etmiş olursun. Bu durumda Gazetenizi malzemesizlik yüzünden mezbeleliğe çevirmiş olursunuz. Çöplüğünüzde debelenmeye devam edebilirsiniz. Ötmeye de.

Yusuf Yerli

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
Ahmet Köseoğlu TYB Konya Şubesinde Yeniden Başkan Seçildi
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum
BİR ŞAİRİN SERENCÂMI; KURGANLAR - Mustafa Uçurum