Milyonlara baliğ kozmik belgeleri sanal dünyanın uzayına fırlatılmış, adeta bilgi ve belge sağnağı olarak üzerimize boşalıyor. Bardaktan boşanırcasına üzerimize salınan bilgi ve belge sel olup, önüne kattığı her cismi denize dökecek istidadı da bünyesinde barındırıyor. Dünyayı yönetme, ülkelerini idare etme konumunda olan dirayetli ve kudretli onlarca fiğürün ne kadarda korunaksız, ne kadar da pamuk ipliğine bağlı bir ilişkiler ağı üzerinde cirit attıklarının altını çizmek üzere gizli belgeler üzerimize boca ediliyor. Bırakın sıradan bir siyaset takipçisini, bu işi profesyonel olarak yapan diplomatların ve siyaset gözlemcilerinin bile belgeler marifetiyle ortaya konmak istenen doğru ile yanlışı ayırt edebilecek bir vüsat bulabileceğini sanmıyorum.
Ergenekon sürecinde ortaya dökülen kirli çamaşırları ve bu çamaşırların sahiplerini nasıl ki takip edemedik ve kimin eli kimin cebinde'nin sorusunu net olarak teleffuz edemez bir konuma geldik; benzer hatta daha vahim bir süreci bu sızıntılarla birlikte dünya yaşayacak gibi. Her şey elimizin altında. Hiç bir şey gizli kalmıyor. Sıradan insanlar olarak bizler de kozmik odaların, kapalı kapılar ardında görüşülenlerin künhüne vakıf olma imkanına kavuşuyoruz duygusunu yaşarken; aynı zamanda fazla ışığın insanı kör etmesi gibi fazla bilginin de insanı cehalete kurban vermesi hadisesini yaşıyoruz. Bundan sonra yaşayacağımız cehalet bilgisizliğin değil, aşırı bilgi ve belge yüklemenin getirdiği bir cehalet olacak. Sait Paşa'nın dediği gibi : "kesb ile ta o kadar cehl olmaz cehlin ol mertebesi sehl olmaz"
Belgeler ortaya saçıldıktan sonra yorum yapanlar bu durumu "diplomasinin 11 Eylülü" olarak nitelendirmede ortak görüşe varmış gibiler. Artık bu durum bir milat olacak, bu belli. Bu durumu ben Çernobil faciasına benzetmeyi daha uygun gördüm. Etkisi derinden ve sürekli olacak nükleer bir sızıntı.
Batıda olup bitenleri Batı mitolojilerinden hareketle anlamaya çalışmayı bir yöntem olarak kullanmayı da severim. Bu olayla ilgili en açıklayıcı mitolojik söylem bir Yunan mitolojisinde geçer. Olimpus Dağı'nın baş tanrısı Zeus'un iktidarını sarsacak bir eylemi tanrı soylu Prometheus ortaya koyar. Prometheus Zeus'un ateşini (yönetme bilgisini) çalar ve insanlara verir. Ortalık toz duman olur. İnsanlar olimpusta Tanrıların kendileri hakkında ne planlar kurduğunu anlarlar ve büyü bozulur.
Mitolojiyi birlikte okuyalım: " Prometheus, öteki kardeşleri gibi, tanrısal düzene kafa tutmuş, karşı çıkmış ne var ki öteki kardeşlerinden farklı olarak sonunda insanoğlunu yaratarak ve onlara ateşi (yaratıcılığı, bilimi, uygarlığı) vererek bu düzeni değiştirmeyi başarmıştır. Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık, Prometheus'da kurnazlık ve zeka vardır. Titanların isyanları sırasında tarafsızlığını korumuş ve başkaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus'un gözüne girmeyi başarmıştı o. Zeus onu Olympos'daki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu. Dedelerinin öcünü almak için, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı. Sonra onun acizliğine acıyarak, Hephahistos (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından bir kıvılcım çaldı ve insanlara armağan etti. Bunun için Tanrı Zeus tarafından Kafkas Dağında zincire vurulmuş ve Prometheus Desmotes (zincire vurulmuş Prometheus) adıyla anılmıştır. Tanrılarca görevlendirilen bir kartal(bazen akbabayla karıştırılır) sürekli olarak, her gece yeniden oluşan karaciğerini kemirmektedir. Onu Kafkas dağının tepesindeki bu işkenceden Zeus'un oğlu yarı tanrı, ölümlü Herakles kurtarır. Prometheus; "Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur" der, böylelikle insanlığa özgürlüğün yolunu göstermiş olur. Bu arada Zeus, kendisini hiçe sayan insanlara da bir ders vermek için, Hephaistos'a su ve balçıktan ilk bakirenin heykelini yaptırdı ve kalbine ruh yerine Prometheus'un ateşi çaldığı yerden aldığı bir kıvılcımı koydu ona Pandora ismini verdi. Onu insanlara yollarken eline verdiği kutuda ise tüm kötülük ve ızdıraplar vardı. Zeus böylece insanlardan da intikamını aldı. Prometheus'un Zincire vurulmasındaki asıl neden Zeus'un ondan korkuyor olmasıdır. Geleceği görme yetisi olan bir titan'dır ve bu yetisini kullanarak Zeus'un Kronos'u tahttan indirmesine yardımcı olmuştur. Gelecekte de Prometheus'un bu özelliğini kendisinin tahttan düşürülmesi için de kullanacağından korkan Zeus, Prometheus'un ateşi (bilgiyi) çalarak insanlara vermesi ile ondan kurtulmak için gerekli fırsatı elde etmiştir. Bu işkence 30000 yıl sürmek üzere planlanmıştı, fakat Herkül'ün onu serbest bırakmasıyla Prometheus kendisinin karaciğerini her gün yiyen kartalı buldu ve öç olarak Zeus'un Prometheus'u cezalandırmakla görevlendirdiği kartalın karaciğerini yedi. Zeus bu şekilde cezasını sonlandıran Prometheus'u affetti ve tekrar ölümsüzler arasına aldı.
Batı'da olup biten olayları, Mitolojilerin yansıması olarak okusak yeridir. Batılı zihniyetin kazındığında altında bu çıkar. Her bir batılı aktör kendini tanrı sanır. Bu anlamda birey olmak küçük bir tanrı olmaktır aynı zamanda. Kur'an'da geçen "nefsini ilah edineni gördün mü" ifadesi kendini müstağni gören tanrılaşma eğlimine giren bireyi tasvir etmektedir. Kaos'tan Kozmosa geçiş Batı'yı kuran en temel mitolojidir. 11 Eylül ile kaosa sürüklenen dünyada Yeni Dünya Düzeni arayışı başlatan güç merkezi, şimdi bilgi ve belge kaosu ile yeni bir dönemin yolunu açmaya çalışıyor. Bizleri aydınlattığını söyleyerek, gözlerimizi kör edecek argümanlar boca ediyor. Yersek eğer. Besmele çekerek üzerine üzerine gitmeli derim Şeytanın.
