Bedir Köseoğlu Paşa mı olmak Adam mı olmak istersiniz?

Paşa mı olmak Adam mı olmak istersiniz?
Bedir Köseoğlu

Paşa mı olmak Adam mı olmak istersiniz?

 

Şimdi efendim günümüzde artık Ademoğlu yaradılış gayesinden epeyce uzaklaşsa da insani değerleri bir kenara itelese de, bazılarımız uyarılarına devam etmek zorunda…

 

Ne güzel sözlerimiz hikayelerimiz vardır oysa, hepsi bir kulağımızdan girer, bekleme yapmadan diğer kulağımızdan jet hızıyla çıkar gider. Oysa o sözler ve hikayeler bizlerin yaşananlardan ders almamız ve tekrar aynı hatalara düşmememiz içindir. Yine de düşeriz çünkü Beşeriz!

Günümüzde “Taş olmadan baş yarmak” sözünü de “Küpe girmeden sirke olmak” sözünü de hak eden o kadar çok cahil ‘çok bilmiş’ türedi ki, hiçbir şey bilmediklerini bile bilmiyorlar. Bilmedikleri gibi tecrübeli insanları türlü iftira ve yalan dolanla devre dışı bırakmayı meziyet sanıyorlar…

Yol sorsanız sizi kah kininden kah bilgisizliğinden yanlışa götürecek kişiler köşelerde yer tutarken, ilminden ve bilgisinden faydalanılacak insanlar yok hükmünde sayılıyorlar.

“Danışılan kimse güvenilir olmalıdır” hadisini bile hatırlayamaz olduk. O kadar çok makam ve mevki hırsı ile dolduk ki kendimizi yetiştirip nasip beklemek zor geldi, kolayına kaçtık.

Evet dostlar hayat acımazsız belki ama bunu bu hale biz getiriyoruz. Yaşadıklarımız çoğu zaman yaptıklarımızın meyvesi veya sınavımız. “Kulu incitme gönül” derken bile kendimize olunca anlıyor, başka gönlü hiçe sayabiliyoruz.

Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.

Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.

Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül
(Bestami Yazgan)

 

 

Süfyan-ı Sevri: "Sultanların/liderlerin en hayırlısı, ilim ehlinin meclislerinden ayrılmayandır" der. Yani istişare çok önemlidir.

 

“Bir sultanın veziri salih, işinde yeterli ve adil olunca,

sultanın ünü yayılır, kıymeti yükselir. Çünkü hiçbir devlet başkanı, yardımcısı

olmadan zamana hükmetmesi ve saltanatını sevk ve idare etmesi mümkün değildir.

Bu işi tek basına yapmaya kalkışanın şüphesiz ayağı kayacaktır”

 

Eskilerden bir şair bu konuda şöyle der:

Bir ev yıkılmaya yaklasğı zaman,

Yıpranmaya baslar duvarları temellerinden.

Sultan verirse görevi ehil olmayana;

O da işleri teslim eder, cahile, ahmağa.

 

 

Ezdüşir b. Bâbek'e: "Sultana en fazla faydası dokunacak kimdir?" diye sorulunca;

Ezdüşir: "Kendisiyle istişare edebilecek, tedbiri elden bırakmayan, kararlı,

güvenilir, akıllı ve salih bir yardımcıdan başkası olamaz!" diye sanırım boşuna dememiştir.

 

 

Hani büyüklerimiz hep anlatırdı ya; “Ben sana paşa olamazsın demedim, adam olamazsın dedim” hikayesini, biz de her seferinde sessizce dinlerdik. Ama ne hikmetse günümüz bu hikayeyi defalarca dinleyip Adam olamayanlarla doldu. Bir türlü ADAM olamadık. Her şey olduk belki, Adam olamadık…

Artık başlık konumuzdaki hikayeyi anlatalım ve ne olmak istediğimize birlikte karar verelim…

 

 

Bir adamın haylaz, yaramaz bir oğlu vardı. Adamcağız oğluna yeri geldikçe:

— Oğlum sen adam olmazsın, derdi.

Babasının bu sözleri ise çocuğun çok zoruna giderdi. Bir gün gene babası aynı sözü tekrarlamıştı. Çocuk başını aldı gitti, İstanbul'a geldi okumaya başladı. Çocuğun tek muradı adam olmak ve babasını mahcup etmekti. Nitekim okudu, uğraştı ve türlü imtihanlardan sonra Osmanlı Devletine Paşa oldu. Unutmamıştı babasının kendine söylediği sözleri. Emrindekilere, gidin filân memlekette, filân köyde şu isimde biri var onu istanbul'a huzuruma getirin, diye emir verdi.

Paşanın adamları gittiler ve söylenen köyde Paşanın babası Mehmet efendiyi buldular. Adamcağız tarlada çift suluyordu. Yanına varıp:

— Seni Paşa Hazretleri İstanbul'a huzuruna çağırır, hazır ol gideceğiz, dediler.

Adamcağız şaşırmıştı. Bir Paşa Anadolu'nun fakir köylüsünü niçin huzuruna çağırsındı. Ne ise emir emirdir, hazırlandı, İstanbul'a yola çıktılar... Günler sonra, o zamanın şartları altında İstanbul'a varıldı... Adamcağız hâlâ suçunun ne olduğunu bilmiyor, Paşa beni ne yapacak?, diye düşünüyordu. Adamcağızı Paşa'nın huzuruna çıkardılar... Büyük bir debdebe ile babasını huzuruna kabul eden Paşa:

— Beni tanıyabildin mi? Ben kimim? diye sordu. Yaşlı adam büyük bir korku içinde idi. Oğlu olduğunu tanımamıştı.

— Siz Sadrazam efendimizsiniz, dedi.

Paşa intikamını almış olmanın gururu içinde:

— Ben senin oğlunum... Hani sen bana iki sözünün birinde «Adam olmazsın» derdin. Bak işte adam oldum, hatta Paşa bile oldum, dedi. Adamcağız meseleyi anlamıştı:

— Beni ta uzaklardan buraya bunu söylemek için mi çağırdın. Ben sana Paşa olamazsın dememiş, adam olamazsın demiştim. Sen ise beni buraya çağırmakla benim sözümü doğru çıkardın, dedi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İsveç 2 - 3 Türkiye maçın geniş özeti ve goller izle
İsveç 2 - 3 Türkiye maçın geniş özeti ve goller izle
Konya'da Merkezi sınavlar öğrenci alan okullar belli oldu
Konya'da Merkezi sınavlar öğrenci alan okullar belli oldu