BABA HASRETİ
İsmail Detseli

BABA HASRETİ

Değerli okurlarım kardeşlerim, son yıllarda Orta doğuyu kan gölüne çeviren, haçlı zihniyetinin Siyonistlerin ülkemize göz dikerek ayni oyunları bu cennet ülkemizde de oynamak için içerdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak hain emellerini gerçekleştirmek için bütün hile ve entrikalarını sergilemekteler. İşte bunlara karşı koymak ve atalarımızın bize kanlarını döküp canlarını vererek bıraktıkları bu vatanı korumanın en önemli yolu birbirimizi sevmek kardeş olmak kenetlenmek düşmanlara karşı dimdik ayakta olmalıyız.


Onun için geçmişte yaşanmış bir vatan aşkı hikayesini bir akrabamın dilinden aktarmaya çalışacağım okuyun ve düşünün.
Yazı biraz uzun ama okumaya değer.


BİR ŞEHİT KIZININ DİLİNDEN
BABA HASRETİ.

Fesindeki püskülü yana sallıyor yana
Gözlerindeki kini batar gibi düşmana
Sokar mıyız kafirler sizi bu cennet vatana
Allah Allah deriz de saldırırız düşmana
Vuruldukça düşeriz yine kalkarız ayağa

Ben bir şehit kızıyım bununla guruluyum ama 55 yaşındayım baba hasretiyle doluyum.


Babanın kızını sevmesini ellerde gördüm.
Anamın yıllarca ağladığını evlerde gördüm
El babası ile yolda yürürken ben yalnız yürüdüm


Onlar şakalaşıp gülüşürlerken ben için için ağlayıp gözyaşlarımı kalbime gömdüm. Aslında babamın şehit olduğunu annem benden gizlemişti. Ama ne var ki yaşım dört beş filan olunca etrafın bana karşı samimi davranışları acıyan bakışları ve sevgi ile yaklaşmaları bana bir şeylerin dengeli gitmediğini anlatır gibiydi. Bazı komşu kadınların şöyle dedikleri hiç aklımdan çıkmıyor( vah güzel kızım maşallah serpilivermiş) görmeyen gözler babasının olsun bu gibi sözler bizim dağ köylerinden çok kullanılır. Bir çocuğun babası veya anası o küçükken veya doğmadan ölmüş ise yani başka acı görmesin yavrucak sadece görmeyen ölen olsun gibilerden bir nevi duadır onun için.


Amcalarım bir ayrı severdi beni onlarda kimi Çanakkale harbinden kimileri istiklal harbinden çıkıp gelmişlerdi. Daha çok amcalarımın oğullarından çok destek görüyordum onlar benden küçüklerdi ama nede olsa benim koruyuculuğumu üstleniyorlar bir tarladan bahçeden geç gelsek mutlaka yollarda bizi karşılayıp yada ta gittiğimiz tarlamıza bahçemize gelerek bizimle eve kadar geliyorlardı. Anneme bir gün ısrarla babamı sordum? Benim babam nerede amcalarım geliyor da gurbetten o niçin gelmiyor seni mi sevmiyor beni hiç özlemiyor mu? Deyince annem dinledi dinledi ve hıçkırıklara boğuldu ağlamaya başladı ve bütün olan biteni anlattı. Artık bende işin vahametini anlayıp kaderimize rıza göstermeye başlamıştım.


Babacığımı annemin tarifi ile tanımaya çalıştım çünkü onu hiç görmedim. Anacığım göstermemiş bana babamı nasıl göstersin babam asker olup Çanakkale ye giderken beni karnında taşıyormuş.


Sanki bir daha dönmeyeceğini anacığımı ve beni görmeyeceğini biliyormuş.


Şöyle demiş anacığıma hatunum Ayşe bana hakkını hilal et 3 yıllık evliliğimizde bana karşı çok saygılı davrandın bana çok güzel günler yaşattın bunun için seni hiç aklımdan çıkarmayacağım bizler vatanımızı müdafaaya gidiyoruz kâfirler vatanımıza dinimize namusumuza mukaddesatımıza saldırıyorlar onlara canımız pahasına bu vatanın çakıl taşını bile vermeyeceğiz. Vurulacağız öleceğiz yaralar alıp gazi olacağız ama onlara bu zevki tattırmayacağız.

Şayet şehit olurda dönmezsem Ayşe’m karnındaki emanetimi iyi koru, oğlan olursa kendi adımı ABDULLAH koy kız olursa adını Anamın adı Ayşe ile senin ananın adı olan Şerife nin birleşimi olarak AYIŞ koy benim ardımdan ağlama gururlan aç bile kalsan ele sırrını bildirme. Belki kimseleriniz kalmayacak babam ihtiyar kardeşlerimin akıbeti benden daha parlak değil bu gün olmasa yarın hepsini askere alacaklar. Onların bazılarının eşleri var çocukları olacak başınızda erkek kalmaz ise hep eltiler birlik olun birlikten dirlik doğar dirlikten varlık oluşur ekecek yetecek kadar tarlamız vardır öküzünüz olmaz ise kendiniz koşulun sabana ama dosta düşmana karşı yokluğunuzu açlığınızı bildirmeyin.


Elbise avret örtendir namus örtendir basma pazen bulamazsanız ıstarda elbiselik dokuyup giyinin çocuklarımıza giydirin. Bizlere vatanımızı düşmanlardan korumak kurtarmak için Allaha dua edin dedi ve damatlık elbiselerini giyindi. 


Başına püsküllü fesini giydi yeşilli kırmızılı sarılı ipek poşusunu sarık yaptı fesin üzerine ve uzun kalan püskülünü sol şakağından aşağıya doğru sarkıttı.


Herkes köy meydanında toplanıyordu başka köylerden de gelenler olmuş köyün büyük meydanı adeta bir mahşer yeri gibiydi. Kapıya kadar vardı. Dışarıya baktı kalabalık askerleri ve onları uğurlamaya gelenleri gördü. Fes’ini sola doğru yatırıp simsiyah üzüm gibi saçlarını elinin parmaklarıyla geriye doğru bir iki defa sıvadı ve usulca gülümsedi. Ardında gürledi.


Heyt be be kahpe düşmanlar siz kiminle aşık attığınızın farkında mısınız size sadece bu meydandaki yiğitler yeter be ey namertler ey sefiller ey gafiller dedi. Bana döndü yumuşadı korkma güzeller güzelim ben gider şehit olurum bir başkamız dünyaya gelir Türkiye payidar kalır üzülme dul kalırsan sen dul değil evimin herifi olursun bu vatan sizin gibi güçlü Allah ını dinini ırzını namusunu bilen vatanının seven hatunlara emanettir. Allah yar ve yardımcınız olsun dedi evimden dışarı fırladı.


Meydanda oyun oynayan genç bıyığı henüz terlemiş delikanlılar oynarken birileri saz çalıyor birileri def çalıyor o güzelim Osmanlı ya has cepken çuha dizlik ayaklarda çarık üzerinde dolak yün çorapları ile oynayışları yerleri zıngırdatıyordu derdi anacığım Ismaylım.
Hepsinin giyinişleri ayrı ayrı Seydişehir ve köylerinin taaa Akseki ye kadar olan dağ köylerinin insanları hep bizim köyde toplanmışlar yöresel giysileri kıldan dokunmuş depme şalvarları üzerlerinde yünden örme işlikleri yakasız kadifeden mintanları (gömlek) hepsinin değişik uzun ve orta kısa boyları posları ayrı, kimisinin gür bıyıkları sakalları çıkmış. Kimilerinin henüz sakalı bıyığı kararmaya başlamış dudaklarının üzerinde, kimilerinin sakalına aklar düşmüş hülasa yer yerinden oynamış genç ihtiyar demeden herkes cepheye koşuyor. Arkalarında destek için gelen eşleri anaları bacıları da asker olmak cepheye mermi top taşımak için gönüllü olmak istiyor ve bunu erkeklerinin yanında haykırıyor mertlikleri ayyuka çıkıyordu. 


Bu durumu gören devletin asker toplayıcı yetkilileri atlarının üstünde göz yaşlarına hakim olamayıp hüngür hüngür ağlıyorlardı. Bu bir korku ağlayışı değil bir milletin var oluş birlik oluş destanıydı. Derdi anacağızım. Bütün toplanan asker adayları köyümüzün kuzey doğusu tarafına düşen Karadiğin köyünü takiben Konya ya oradan da trenle gidecekleri birliklerine sevk edildiklerini duyduk gidiş o gidiş işte guzum giderlerken hepsi ayrı ayrı şairliklerini gösteriyorlardı aklımda kalan ağıtlardan biri.

 

Bu vatan için doğurmuş beni mübarek anam
Silahım yoksa da belimde sokuludur kamam
İçimizde vatan aşkı var göksümüz dolu iman
Sana binlerce can feda ecdadımın yurdu vatan

 

Daha ne ağıtlar vardı irticalen söylenen erinde kadınında coşmuştu açlık kıtlık yokluk akıllarına bile gelmiyordu vatan evlatlarının. Babam asker olmuş köyde şehirde her evden bir veya iki asker var savaş meydanlarında kan gövdeyi götürüyor. Haber lam mümkün değil belki bir defa mektup almıştır anam babamdan.


İşte orda yazılan bütün cephelerin isimleri anamın gönlünde yer etmiş sanki doğup büyüdüğü yıllarca yaşadığı köyü imiş gibi seddül bahir’i conk bayırını Geliboluyu lapsekiyi daha nice harp meydanındaki sargı yerlerini dahi ezberlemişti. Şunu söylediğinde çok şaşırmıştım anamın, 
Aslanımın (eşi) hangi vaziyette düşmanla savaştığını hangi zaman daraldığını ve nerde neşelendiğini ben aynen yaşıyordum onunla kalben vurulup kaç gün toprakta yattığını bile tahmin ettim ve sonradan yakın köylerden gelip ziyaret eden arkadaşlarının söyledikleri ile benim kalbime gelenlerin tamı tamına bağdaştığını anlattılar ban diyordu.

 

Diyordu anlatıyordu, diyoruz lakin anlatan kim şehit kızı kim onu söylemedik. İzmir’e 1960 yılında varmıştım. Ayışım dediğimiz annemin amaca kızı olan bu şehit kızı yakın akrabamızdı. Köyde mali durumumuz biraz zayıf olduğundan İzmir İstanbul gibi şehirlerde mali durumu iyi olan akrabalarımız bize bazen maddi yardım yaparlardı. Gelen meblağı getirenden almaya beni gönderirdi anacağızım. Parayı getirirken zarfın üzerini okurdum. Süleyman sırrı Ersoy gönderiyor diye okuyunca nama sorardım bunlar kim ana bizim soyadımızdan değil deyince guzum bunun hanımı ayış abam benim emmi gızım olur onlar çoktandır İzmir deler demişti. Onun için yakın akrabam olarak ilk gidişimde görüştüm beni çok sıcak ve samimi karşıladı ve anam gibi benimde kendisine ayışım dememe müsaade etti.


Merhum kocası sırrı amca merhum da çok sessiz sakin mütevazi hiç kimsenin gönlünü incitmeyen bir adamdı. Kendilerinden Allah razı olsun çok ilgilerini yardımlarını gördüm gurbet elde. Nesilleri bir tek kızları olan merhum İsmigül teyzemin çocukları ile devam ediyor. Ayışım baba hasreti ile yanan küçücük gönlünde yer eden az sayıda gazi kalıp yarı topal kör sakat olan civar köylerden ve köyümüzden Çanakkale harbi sonra gelenlerden anasına ve komşularına yıllarca anlatılanları ve aklında kalanları şöyle anlatıyordu.


Babam çok cesurca savaşmış.
Guzum gara Ismaylım benim babam da emmilerimde çok cesurca savaşmışlar Çanakkale de bu vatanın kurtuluşu bizlerin rahat yaşamı için. Zaten daha köyden gitmeden de genç yaşına rağmen çok olgun çok cesur gözünü budaktan esirgemeyen haksızlığa tahammülü olmayan doğruluktan hiç ayrılmayan tavrı ile gönüllerde taht kurmuş bir şahbaz delikanlıymış babacığım.


Gazi gelen büyük hoca emmim anlatıyor. Ayrı birliklerde idik kardeşimle biz ilmiye sınıfını bitirdik medresede ders veriyorduk. (o hoca idi medreseden mezun olmuş hemen harbe gitmişti) bir gece düşman tarafına geçip hem istihbarat almak hem de onlar tarafına birkaç mayın yerleştirilecekmiş. Bunu kim üstlenir diye soran komutanına ilk defa ben üstlenirim komutanım diye çıkıvermiş. Yanına Kastamonulu bir arkadaşı fırlamış bu yüzde doksan dokuz ölüm demek olan vazifeyi kabul edip gitmişler o gece vazifelerini zor ve bir hayli gecikme ile yerine getirip dönüşleri komutanlarını hem ağlatmış hem de düşmana verdirdikleri zayiat içinde çok sevindirmiş derdi emmim. 


Her zor ve müşkil işlerin en samimi isteklisi babam olunca komutanı bir sohbet anında şöyle sormuş? Abdullah neden bu kadar vazifeşinassın oğlum bu kadar hınç dolusun bunun sende özel bir sebebi var mı deyince? Tabi var olmaz mı komutanım. Bu kadar zalim bu kadar acımasız dini batıl devletlerin birleşip bu cennet vatanımıza saldırmaları ırz namus ve dinimize musallat olmaları hınçlı olmamıza yetmez mi deyi cevaplamış derdi. Bizler vatan için dini mübin ve mukaddesat için, namusumuz için, en önemlisi de Türk olarak köleliği sevmediğimiz ve başkalarının boyunduruğu altında yaşamı kabul etmediğimiz ve etmeyeceğimiz için, ölmeye razıyız yoksa eğer bu dediklerim bir ulusu teşkil eden insanların içinde yok ise yaşamanın bir anlamı yoktur diye cevaplamış.


Şahadet ettiği günü ve saati bilen yok derdi arkadaşları. Bunları bildiren bir künyesi de gelmemişti bize devlet tarafından. Ama çok yakın silah arkadaşı olan Çukur Çimen köyünden ismini şimdi unuttuğum bir emminin anlattığına göre bir gece Fransızların Karaya çok miktarda asker çıkaracaklarını duyduk. O çıkılacak koya bir birlik yerleştirdik. İstihbaratta 450-500 kadar asker çıkacak denmişti. Ona göre birlik yerleşti oraya bizde bir yakın yere konuşlandık asker çıkaracak gemi kıyıdan çok uzakta durdu çünkü kıyıya yaklaşması karaya oturması demekti.

Bizimkiler askerlerin inerek kendilerine daha çok yaklaşmalarını beklediler çünkü kendileri ufak bir birlik oysa karaya çıkmaya çalışanlar ise söylenenin aksine 4-5 bin askermiş. Bunların karaya yaklaşmaları işte bizim 60-70 kişilik birliğimizin tamamının ölümü ile neticelenmesine sebep oldu askerler karaya çıkamadılar ama onların ölüsü bizimkilerin en az 200 katı vardı işte Abdullah bu çarpışmada Yahya çavuşun komutasında ki birlikle şahadet şerbetini içti derdi.

İşte o babamla ben daima gurur duydum gecem gündüzüm evliliğim dünya yaşamım hep ona dua etmekle geçiyor Allah onların şefaatlerine bizleri layık etsin Ismaylım. Çünkü bir şehit kıyamet günü akraba_i taallukatından yetmiş bin kişinin affı için rabbimizden icazet isteyecekmiş ne mutlu bizlere değil mi diyerek gözyaşı dökerdi, Ayış yengem.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM