Bir türkünün acılı hikayesi
İsmail Detseli

Bir türkünün acılı hikayesi

Değerli dostlarım, sizinle daha 6 yaşlarımda iken köyümün düğünlerinde kadınlar tarafından tef çalıp oynanan bir türkünün acılı hikayesini paylaşacağım okuyun bakalım.


Bir Anadolu Kadının Anlatımıyla, Yaşanmış bir türkü hikayesi

Yıl 1917-18 ler dünyanın karmakarışık bir halde olup harplerin yoğun olarak yaşandığı Dünyamızın adeta bir ateş çemberi olduğu azgının alızı (zayıf) yediği ülkeler birbirlerinin topraklarına göz dikerek dünyada yaşamı bir kâbusa çevirdiği. Ülkesinin kurtuluşu ve namusunu korumak uğruna askere giden onca yağız gençlerin birer birer öldüğü veya dini inancımıza ve Kuranın peygamberimizin müjdesine göre şahadete şerbetini içtiği.

Bazı şehitlerin kabir yerinin bilinmediği bazıların künyeleri bile gelmediği ve nerde öldüğü nerde kaldığının belli olmadığı yokluklu sefillik içersindeki yıllarda. Diyarbekir de 20 yaşlarında olduğu tahmin edilen veya daha genç ya da daha geçkin olan evli dünyalar güzeli eşi olan delikanlı yeni gelini bırakıp herkes gibi vatan namus uğruna ekser olmuş. Harpler uzun sürmüş gençler cepheden cepheye koşmuşlar nihayet harpler bitmiş ölen ölmüş kalanlar ya düşman elinde yesir (esir) kalmış ya da hasta bilinmeyen bulunmayan bir köyde kentte dönememiş memleketine. Bu gencin anası ölmüş herkesin yuvasında olduğu gibi oda babası olan bir zalime hanımını bırakıp gitmişmiş.
Oğlanın gelmesi gecikince zaten ameli bozuk olup öz be öz gelininde gözü olan adam bir bahane ile gelinine baskı uygulayıp kendisine hanım olarak alıvermiş.


Aradan zaman geçmiş oğlan bir gün harbin yorgunluğu ve yılların verdiği bir bitkinlikle özlediği eşine ve köyüne dönerken köy kenarında ki davar sığırlarını otlatmakta olan çobanları görüp onların kendisini tanımadığını bilerek ailesini sorar. Bu köyde filanlar diye birileri var mı? Var demişler nasıl bir adamlar iyiler mi der.

Adamın köylüleri olduğunu bilmeyen küçük çobanlarda o evde yaşanan işin gerçeğini anlatmışlar ve şöyle demişler. O dediğin adamın oğlu ekserde ölmüş mü, neyim yogusa (yoksa) yesirmi galmış köye gelmedi babası da oğlunu garısını gendine avrat olarak alıverdi kötü herif deyince. Adam olduğu yerde adeta şoke olmuş bunlara inanmak istememiş ve işin gerçek olup olmadığını takibe başlamış.

Ne yazık ki duydukları tamamen doğrudur. Bu gerçeği anlayan bahtsız esker şöyle sırtındaki urbaya bakar kendine aldığı ve övünerek sırtına giydiği zamanın bulunmaz urbası keten göyneğinin yakası kirlenmiş onu temizleyip yıkatacağını umduğu taze eşini babasının aldığını anlayınca başlar yanık yanık mırıldanmaya.

 

Keten göynek giymiş yakası kirli
Aslını sorarsan Diyarbekirli
Aman hay gelin diye hayıflanır.

 

Ardından evlerine gizlice yaklaşıp evi ve eşini takibe alır.
Pencereden bakıp gördüklerini aklından geçirdiklerini bir bir dilinden dökerek acıları ızdırap a dönüştürür. 1945-50 li yıllarda bizim köyümüzdeki köy düğünlerinde analarımız bacılarımız tarafından tef çalarak acıklı acıklı söyleyen hanımların dilinden ellerinde kaşıkları ile büyük hanımlar ağır azam oynarlar ve bu yapılmış adi olayı kınarlardı kendilerince.


İşte ben meraklı yazarınız o yıllarda kulağımda kalan bu sözleri acıklı türküyü bu gün köyümüzün büyük 60 70 yaşlarındaki kadınlarından o gün sorup öğrendiğim kadarı ile hem türkü sözlerini hem de türkünün hikâyesini öğrendim işte o türkü

 

Diyarbekirli

Keten gömlek giymiş yakası kirli
Aslını sorarsan Diyarbekirli
Baba nerden aldın sen bu gelini
Gelini gelini de Benim yârimi aman hay gelin

 

Oğlanın Maraş taraflarından geldiği türkünün sözlerinde dile geliyor. 
Evin penceresinden bakarken hanımı hamur yoğurmak ta imiş,

 

Maraş tan çıktımda yolları çamur
Pencerende baktım elleri hamur
Elleri kınalı gözleri kömür
Baba nerden aldın sen bu gelini
Gelini gelini de benim yârimi benim yarimi

Pınarın başında söylenen sözler
Baba sende yok mu da utanır yüzler 
İnsan evladının yolunu gözler
Aman hay gelin
El yüzüne nasıl bakalım bizler aman hey bizler

 

İçersindeki sevgili eşine olan yanıklığı devam eden oğlanın aklına birçok şey gelir. Onun derdini bilmeden onun acısına ortak olamadan yukarıda havada sevinçle uçan karga kuşunu bile kıskanarak şöyle der.

 

Tüfek getir şu kargayı vurayım
Sağdıç getir al gelini bulayım
Sen kimin yârisin bende bileyim
Baba nasıl aldın sen bu gelini 
Gelini gelini benim yarimi

 

Bu acılı sözleri duyan gelin çok utanır eşinden ve oda artık dayanamaz başlar kocasına pencereden seslenmeye

Kahırlı kahırlı söyleme esker
Baban zalım imiş kurtulamadım 
Kurtulamadım 
Bu kara yazıyı kendim yazmadım 
Kendim yazmadım

 

Der ve hüzün böyle devam ederken oğlan babasını bir kurşunla vurur eşini de vurmak ister ama ne var ki ona kıyamaz belki zorda kalmıştır da ondan babamın istediğini kabul etmiştir der. Ama derdini yenemez bu ağır ve arlı konuyu kabullenip yaşamayı tercih etmez oracıkta silahını kendine çevirip bir el ateş edip intihar eder ve ölür.


İsmail Detseli tarafından köylülerinden derlenmiştir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM