KİLERMANA
İsmail Detseli

KİLERMANA

Değerli dostlarım okurlarım Eski Zamanlarda bir hevesle Anadolu'nun bir köyünden
İstanbul'a giden ve o koca şehirde başına ne haller gelmiş yine İsmail Detseli nin şiirsi dilinden okuyun bakalım.
KİLERMANA
Çok eski zamanlarda Anadolu dan İstanbul a çalışmaya giden bir genç bir yıl sonra kılığı kıyafeti giyim kuşamı konuşması düzgün bir vaziyette ziyaret için köyüne döner. Köyünden iki arkadaşı buna hoş geldin diye ziyarete gelirler bakarlar ki arkadaşlarının durumu çok iyi oysa İstanbul’a gitmeden fakir yiyeceği giyeceği olmayan çulsuzun biriymiş. 
İstanbul un durumundan kazancından işlerinden yaşamından sual ederler sohbette. Oda İstanbul’un taşının toprağının altın olduğunu nereye kazma vurursan neresini kazarsan her yerinden altın fışkırdığını söyler. 
Hele bir kapalı çarşı var ki akşam herkes evine çekilince kaz altınları topla gel der, iki kafadar İstanbula giderler sora sora kapalı çarşıyı bulurlar. Akşama kadar beklerler el ayak çekildikten sonra başlarlar bir yerlerden kazmaya. Bu arada sesleri duyan çarşını gece bekçisi gelir yanlarına ne yaptıklarını sorar? Derler ki burada altınlar varmış kazıp çıkaracağız alıp köyümüze gideceğiz. Adam anlar bunların uyanık birileri tarafından kandırılmış Anadolu insanları olduklarını anlar onlara derki burada kazmayla kazılacak altın filan olmaz yanlış anlatmışlar size. Burada altınlar dükkanlar da olur size anlatan iyi anlatamamış. Siz önce para kazanacaksınız sonra o para ile altın alacaksınız der ama. Olmaz sen bizim köylü den iyimi bileceksin diye itiraz edince bekçi. Hemşerilerim başınıza iş almayın kendinize iş bulun mesela Fatih semtinde beş katlı bir apartman var oraya gidin o apartmanın sahibi ile görüşün o siz gibi işçiler arıyordu işte orada çalışın der iki kafadarı zar zor ikna eder. Gel yahu bizim hemşeri bize yalan söylemiş bak işin sonunda mapusa girmek de varmış vazgeçelim buradan o apartmanı bulalım deyip sabahı beklerler. Sabahleyin erkence doğru verilen adrese varıp apartmanı bulurlar. Zamanın görkemli büyük iki kanatlı kapısı her kapısında büyükçe halkalar olan binanın kapısının halkalarından tutup para isteriz iş isteriz diye bağırırlar. Hasta ve ihtiyar olan Apartman sahibi iner aşağıya kapısına bakar ki iki genç kapı halkalarına kollarını geçirmiş bir şeyler söylüyorlar peki bundan sonra neler oluyor hadise nasıl şekilleniyor. Gelin ozan İsmail in o akıcı düşündürüp güldürücü eskiden Konya kırsalında ki köylerde Anadolu anlatımıyla şiirsel okuyalım bakalım beğenir misiniz?

Anadolu muzun köylerinden bir genç adam
Bir göner köyüne çalışmaya gittiği İstanbul dan

İki köylü arkadaşı ona hoş geldin e varırlar
Giyimini kuşamını pek de düzenli görürler

Derler ki ey kardaşlık nasıldır çalıştığın İstanbul
Der ki orası büyük şehir vur kazmayı altın ve para bul

Hele bir kapalı çarşı var ki hep meydanda altınlar
İki arkadaş yanından ayrılır kafayı İstanbul a takarlar

Ertesi gün hemen tutarlar İstanbul un yolunu
Görelim bakalım şu İstanbul un parasını pulunu

Bir akşamın dar vaktinde inmişler İstanbul a
Bulurlar kapalı çarşıyı ondana bundan sora sora

Bir köşede beklerler ki şu çarşıdan insanlar uzaklaşsın
Bu bizim kafadarlar kazma ile çarşının bir yerini kazsın

Akşam olur esnaf gider kapanır altınlı koca çarşı
Kenarda bekleyen kafadarları alır bir kazma telaşı

Bizim köylü vatandaşlar çarşıyı kazmaya koyulur
Ortalık kararınca kapalı çarşıda bir gürültü duyulur

Hemen bir anda yanlarına bir Bekçi geliverir
Hey durun arkadaşlar sizin bu yaptığınız nedir

Çekil arkadaş bizim köylü böyle söyledi bize
Biraz altın kazacağız tez döneceğiz köyümüze

Bekçi bakmış ki bunlar hiç laf söz anlamıyor
Arkadaşlar der Fatihte bir ağa çalışmaya işçi arıyor

Fatih semtinin ortasında beş katlı bir apartman
Sahibini iyi tanırım parası bol hem çok kodaman

Sizin o köylünüz size burayı yanlış söylemiş
Sizin para kazanmanızı beklide istememiş

Hemen geceden giderler fatihte apartmana
Otururlar kapısına seslenirler ağasına

Bizleri buraya çarşıdan bir bekci gönderdi
Bu apartmanda işçi ye ihtiyaç vardır dedi

Derki bunlara ihtiyar apartmanın sahibi
Birinize iş var ama ötekinize yok gibi

Biraz uyanık olanı daha akıllı davranır
Saf olanı iş yok diye apartmandan yollanır

Ağa derki yeni çırağa yavrum ben biraz hastayım
Her gün beş on kahve içer birkaçta hap alırım

Şu karşıki kahveye sade kahve söyleyiver
Eğer garson gitmiş ise sen kendin getiriver

Buna garson yok derler hemen kahveyi alır
Bir koşuda gelerek kendini apartmanda bulur

Apartman girişinde beş katta da ayna varmış
Çırak aynada kendini görür bir başkası sanarmış

Arkadaş gel etme ben bu işi yeni buldun der
Bakar karşısındaki de buna bir şeyler söyler

İkinci üçüncü beşinci kat hep yanında gidiyor
Elinde kahve ile patronun dairesine giriyor

Bizimki yine rica eder yabancı sandığı adama
Oda bunun baktığı gibi pek ters bakıyor buna

Elinde kahve tepsisini karşıdakine bindirir
Tabi camı ve çerçeveyi kırar döker indirir

Adam hışımla çıkar dışarı ne oldu diye sorar
Kahveyi kaç kişiye söyledin sen burada dört kişi var

Derki yavrum al şu beş lirayı bu işler sana gelmez
500 lira verecen ağa 5 lira köyde işimi görmez

Adam iyiliksever başlar onunla çalışmaya
Çırağı çarşıya gönderir kendine hap almaya

Derki ben kilermana diye bir hap kullanırım
Buralarda bulunmaz ta emin önünden alırım

Git bana emin önünden kilermana hapı al
İsmini söyle gitte tez var ki unutmadan

Bizimkisi kiler mana diye diye heceleyerek
Dilinde bu kelimeyi devamlı söyleyerek

Bir ara mana yı unutur başlar kiler kiler demeye
İsmi kiler olan bir hamal derki buyur ağa nereye

Bak yahu ne tesadüf ulen kiler sen misin
Fatihte ağa seni ister benimle gelir misin

Tabi der hamal arkadaş emrin başı üstüne
Acep beni çağıran ağanın yapılacak işi ne

Gel der çok merak etme şimdi orda görürsün
Bizim patronun işlerine güle güle ölürsün

Gelirler apartmana ağa getirdim diye ünler
Patron adamı görmeden döğ ıslat karıştır der

Patronun emridir iyice bir döğer adamı
İhmal etmez havuzda ısltıp karıştırmayı

Sırılsıklam götürür patronuna hamalı
Sevinçle sırıtarak hemen tıklar kapıyı

Getidim ağa bak der hem döğdüm hem ıslattım
Ne dediysen kusursuz hepsini tamam yaptım

Ulen oğlum acaba bu ıslak adam kimmiş
Ben kiler deyip giderken kiler benim ey demiş

Hap istedim ben senden adıda kiler mana
Ustam bu çok kuvvetli zor döğ düm almasana

Hamal hayli yorulmuş bir çokta dayak yemiş
Apartman sahibinden beş yüz kağıt istemiş

Adam çaresiz vermiş hamala istediği parayı
Kafasına koymuş artık bu çırağı hemen kovalamayı

Adam der koca şehirde başa bir bela aldık
Eğer böyle giderse yandık ki nasıl yandık

Aman der kalbim duracak kimse gelip gitmesin
Kapıları iyi kapat beni kimse rahatsız etmesin

Tamam der çırak evde başlar nöbet tutmaya
Kurulmuş çalar saat başlar dan dan ötmeye

Yalvarır o çırak saate sus ağam uyanacak
Aman rahatsız etmeyelim beni işten atacak

Saatte zemberek dolu çalar bilmez susmayı
Çırakta adamın üstünki saate vuruverir sopayı

Saat düşer yerinden tam hasta adamın üstüne
Ağa hışımla uyanır sorar oğlum deprem mi oldu ne

Vallahi çok yalvardım sus diye bu ne ise durmadı
Ağa rahatsız ötme dedim beni hiç umursamadı

Bende kızdım ona sopayı vurdum yere düşürdüm
Kusura kalma ağam senin de uykularını kaçırdım

Bizler cahil adamız uyamadık bu şehrin adabına
Ağam memleketime gideyim ben ver elime bin lira

Verir ağa çırağına köyde işini görecek kadar para
Bir daha işçi falan almaz o beş katlı apartmanına

Hüsnü hal ile çalışan her yere uyum sağlar
Gönlündeki sevgi ile yol olur sana dağlar

Ozan İsmail der ki dünya faniymiş meğer
Sevelim sevilelim sevgi yaşamaya değer

İsmail Desteli 05 09 2004 ev

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM