Vahap AKBAŞ - Her Ayrılık Bir Aşk
Seçme Yazarlar

Vahap AKBAŞ - Her Ayrılık Bir Aşk

Her Ayrılık Bir Aşk 

Vahap AKBAŞ

 

M. Ali Köseoğlu’nun şiir kitabı… Güzel, temiz bir “ilk kitap”. Bir yolculuğa çıkmak üzereyken ulaştı bana. İlk şiire baktım ve kitabı yanıma aldım.

bu kez yine bismillah

görebilecekken yumdum gözümü

ellerimi kaçırdım tenden

ne çok korktum

çıkarırsın diye ülkenden

 

Duyarlı, sorumlu bir yol arkadaşıyla, onun dizeleriyle yolculuk etmek güzel olur, diye düşündüm. Sunuş mahiyetindeki bu ilk şiirde, Köseoğlu’nun şair olarak duruşunu, istikametini görmüştüm:

bu kez yine bismillah

kelimelerden yollar açıp

şiirler söyledim kalbimden

kalemi elime sen verdin

geçirdin beni kendimden

 

Teslim olmuş, kalpten söyleyen bir şair, şiirin girift yollarında elzem olanı terkisine koymuş demektir. Bunun yanında, şiirin kelimelerle yazıldığının da farkındadır. En başta söylüyor bunu. “Kelimelerden yollar açtığına” vurgu yapıyor.

Diğer şiirleri okumadan, tanıdığım Köseoğlu’ndan da hareketle nasıl bir şiirler bütünüyle karşılaşacağımı kestirmeye çalıştım. Sakin, suskun insanların iç dünyalarının çok zengin olduğuna dair bir kanaat oluşmuş bende. Ne kadar doğrudur bilmem, ama böylelerinin duygularında yoğunluk, düşüncelerinde derinlik olduğunu düşünürüm. Konya’ya gidişlerimde heyecanlı, dinamik bir genç edebiyatçılar grubuyla tanışmıştım. Onların coşkun hali çok hoşuma gitmekle beraber, nereye kadar gidebileceklerine dair kaygılar da taşımıyor değildim. Bunlar arasında Köseoğlu, bende mütevazı, sakin ama iç dünyası girift bir genç şair intibaı bırakmıştı. Çerağ’da, Aşiyan’da, başka dergilerde okuduğum şiirleri de bu kanaatimi pekiştiriyordu. Buradan hareketle, “Her Ayrılık Bir Aşk”ta naif, kısa ama sağlam şiirlerle karşılaşacağımı tahmin ettim.

Yanılmadığımı düşünüyorum. Şairinin kişiliğine uygun, bağırmayan, usul usul akan dizelerden oluşmuş şiirler. Kitapta mihver “aşk”tır. Bunu da önemsiyorum. Bizim kuşakla şimdikiler arasındaki önemli bir farktır bu. Biz aşklarını gizleyen, onu gerektiği gibi ifade edemeyen bir nesildik. Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu, belki de bu eksikliğin farkında olduğundan, burs için başvuran üniversiteli gençlere mutlaka “Hiç âşık oldun mu?” diye sorardı. Olumsuz cevap verenlerin işe yaramayacağını düşünür, onlara kızardı. Köseoğlu, kendisiyle yapılmış bir mülakatta bunun bilincinde olduğuna işaret ediyor. “Hayatı ve ölümü yaşanılır kılan şeyin aşk olduğunu biliyorum. Bir de ben âşık ölmek istiyorum.” diyor. Bu onun eski büyük şairlerin izini sürmeye çalıştığını gösteriyor. Mesela “Rehgüzâr-ı ehli aşk üzre kılın medfen bana” diyen Fuzulî pek farklı bir şey söylemiyor.

Mihverde aşk olunca, etrafında zengin bir dünya oluşması kaçınılmazdır. İnsana / insanlığa dair çokça hale eğilmek şair için bir vazife olur. Kelimelerle açılan yol, çağrışım imkânlarıyla dallanıp budaklanarak has bir medeniyetin sularına çeker bizi. Şu mısralarda olduğu gibi:

kapanınca gözlerinin kapıları

duaya duran derviş oluyor zaman

 

Tabii ki şiiri şiir yapan anlatılan değil; anlatılana giydirilendir, onun akışı, süzülüşüdür. Köseoğlu’nun pütürsüz, pürüzsüz, hafiften titreyen, ışıldayan kelimeler çayırını; şarkısını dolaştırmadan, karıştırmadan güzelliğe dönüşen bir mahcuplukla söyleyişini sevdim. Bu yazıyı onun için yazdım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Evde dondurma nasıl yapılır
Evde dondurma nasıl yapılır
En iyi Türk kahvesi nasıl yapılır
En iyi Türk kahvesi nasıl yapılır