3 AYRI DEĞİRMEN 3 AYNİ İSİM
İsmail Detseli

3 AYRI DEĞİRMEN 3 AYNİ İSİM

Değerli dostlarım kardeşlerim, kütüphaneler haftası, kitap günleri, imza günleri derken konya gündemi yoğun geçiyor. bu güzel hasletler bizleri sevince boğuyor. bu gün sabah namazından sonra yine bilgisayarımın başındayım geçmişte yazdığım bir şiirli keloğlan hikayesini sizler okuyun diye bu köşede yayınlıyorum okuyun bakalım.
3 AYRI DEĞİRMEN 3 AYNİ İSİM.

Adı Ese, Boyu Kısa, Sakalı Köse. Kardaşım
Nasıl Çeksin Bunca Çileyi Benim Kel Başım.

Bir zamanlar köylerden birinde bir adamın kel başlı bir oğlu varmış.
Çalışmaz kazanmaz babasının sırtından asalak geçinir böcek gibi yaşarmış.

Aylak gezer anaya babaya vatana millete pek hayrı olmayan biriymiş. Amma aptal da değilmiş haaa, pek zeki imiş. Fakat aklını düzensiz ve yolsuz işlerde kullanırmış. Babası bir gün merkebine buğday yüklemiş değirmene un öğütmeye gidecek, Ama ihtiyar adam aniden hastalanmış ve ortalıkta kıvranarak yıkılmış değirmene gidememiş. 
Hemen keloğlanın anası halen yatakta yatmakta olan oğluna, büyük bir öfke ile celallenerek varmış. Kalk ey benim hayırsı oğlum nedir senden çektiğimiz? Baban değirmene gidecekti hastalandı. Evimizin direği ölecek ben senin elinden nerelere gideceğim başımın belası Böyle hazır yemeyle yatmayla bu işler olur mu böyle yaşanır mı bu hayat çekilir mi demiş? Merkep yüküyle kaldı. Kalk şu buğdayları bari değirmene götür öğüt gel demiş.
Bizim keloğlan iki gönüllü bir gönülsüz yatağından kalkmış köyün ortasında kıvranmakta olan babasının yanına varmış. Ve bu gün unu öğütmeye kendisinin gideceğini ancak bu işleri bilmediğinden babasının öğüdüne de ihtiyacı olduğunu söylemiş.
Babası aman benim deldi depek oğlum birinci öğüdüm şu, sakın ha kurşun kayasından geçerken o derin ırmağın suyuna dalma. İkinci öğüdüm sakın eşeği yularından çek asla elinden salma, üçüncü öğüdüm şudur. Dere boyunda 7 değirmen var aman bu değirmenlerin adamlarını iyice seç hele hele. Adı Ese boyu kısa sakalı köse olan değirmenciye de varma. On da unu öğütme. O Seni kandırıp ununu buğdayını alıp sulu dereye indirir susuz diye geri döndürür boş merkeple çıkıp gelmeyesin eve demiş. Demişte işte bundan sonra olanları ozan İsmail in anlatımı ile dinleyelim
Keloğlan keleş oğlan babasından anasından köyden ayrılır değirmenlerin olduğu dereye doğru yollanır. Ama babanın öğüdü aklından çıkar kartal kayasına varmadan eşeğin yularını salar eşeğe ikide sopa vurur sürer kartal kayası tarafına. Kaya hadi neyse de birde derin ırmağın suyuna daldırıverir eşeği nasıl olsa eşek kuvvetli çıkar bu sudan der ammaaa eşek çıkamaz bir bakar keloğlan eşekte buğday çuvalları da suyun yüzünde yüzmekteler. Eyvah der ve seni keleş seni işte sen böyle baba nasihati dinlemez isen halin bu olur der başlar ağlamaya. Bu arada bir adam belirir yanında ne oldu keloğlan der. Keloğlan ağa görüyon olanları işte her şeyler meydanda beni kurtar bu dertten der. Adam ilerde bir yeri işaret eder keloğlana şu tarafta bir büyük teker var. Onu beraber getirelim senin bu eşeğini çuvallarını kurtarıp dertlerini bitirelim der.
O deredeki bu tür yıkılmaları kurtarmak için kullanılan teker bulunur bizim keloğlanın merkebi ve çuvalları kurtulur. Adam keloğlanın yanından ayrılıp gider ama nereye gider hemen dere boyundaki ilk değirmene gider oturur. Keloğlan gelir değirmene selem verir adam ne oldu deyince eşeğim çaya düştü buğdaylarım ıslandı bunu kurutup un yapacağız der. Aslında keloğlana yardım eden adam olan değirmenci kıyafet değiştirmiş karşında keloğlanın hemen hay hay der. Ama bizim kelde hani akıllı adama derki. Bir Dakka emmi bir şey soracağım sor. Kusura gamla emme adın Esemi? Ese boyun kısamı? Kısa
Aman pederim yaman pederim valla ben bu değirmenden giderim der ve sürer eşeğini bütün dere boyunu dolanır eşekte yükün altında perişan olur emme hep değirmencilerin adı ese boyu kısa sakalı köse imiş meğer ayni değirmenci kıyafet değiştirip bizim kelin karşısına hep o çıkarmış. Nihayet keloğlan gezmekten yorulmuş ve bunların hepsimi kötü birinde unu öğüteyim ne olacak babam öğütme dedi emme başka yo der ve değirmene girer. Neyse iki gün değirmenin damında buğdaylar kurutulur un olacak hale gelir değirmenin unluğuna dökerler buğdayları. Buğdaylar tam un olup bitmek üzere iken değirmenci bizim keltoşa bir teklif yapar keloğlan adettendir bir değirmen çöreği yapalım unu senden suyu tuzu benden ne dersin deyince keloğlan bu laf altında mı kalır olur emmi der. Neyse hamur yapılacak değirmenci kolları sıvar başlar işe keloğlan un döker leğene hamur sertleşir. Değirmenci su döker cıvıklaşır derken ne kadar un var ise leğende hamur oluverir. 
Değirmenci ocağı yakar başlar çörekleri yapıp yapıp ocakta pişirmeye iki gündür hem yorulup hem de çok acıkan keloğlan başlar çöreklerin kokusundan nasibini almaya. Ama yoook der değirmenci, ne oldu emmi der keltoş? Dur bakalım bu çörekler kimin olacak kim yiyecek deyince keloğlanın kafası dank ider babasının sözünü hatırlar ama iş işten geçmiştir. Artık kendi aklını kullanıp kendi başının çaresine bakacak değirmenci Ese demi bundan dersini alacaktır.

Çok eski zamanlarda köyde bir aile varmış
Tarımla uğraşırlarmış kıt kanaat yaşarmış

Adamın bir kel oğlu var ki aman düşman başına
Çalışmaz aylak gezer girmiş yirmi beş yaşına

Yer içer yazın kışın yatır uyur boş gezer
Anayı babayı incitir söz dinlemez hep üzer

Adam çeker evlat derdini çaresiz başa gelmiş
Oğlanın aklı başında ama saçı yok başı kelmiş

Bir gün baba buğdayları yüklemiş merkebine
Un öğütmeye gidecek deredeki değirmene

Adam zaten ihtiyar aniden hastalanmış
Merkep köy ortasında sırtında yükle kalmış

Anne gider hışımla yatan oğluna bağırır
Baban hastalandı der seni acele çağırır

Tamam der nasıl olduysa bu işe evet diyecek
Kel hiç un öğütmemiş işi nereden bilecek

Özür diler kel koşarak babasının eline varır
Babasına işi danışır da ondanda bir öğüt alır

Baba derki oğluna aman dikkat et kuzum
Senin düzensiz iş yapmak eskiden beri huyun

Kurşun kayasının altında merkebin yularını salma
Dere orda çok azgın akar sakın ha suya dalma

O dereyi geçerken birazcık dikkatlice geç
Değirmencilere güvenme aman iyisini seç

Değirmencinin adı ese boyu kısa sakalı köse ise
Aman oradan çabuk kaç kapılma o iblise
Bu dediğim adamın her işi sahtekârlıktır
Senin elinden unları hatta merkebini de alır

Oğlan babadan öğüt alır gidecek değirmene
Un öğütüp gelecek bunca yılda bir kere

Katar önüne merkebi varır kurşun kayasına
Merkebi salıverir azgın akan suların ortasına

Eşek suya daldıkça sular ta boyuna çıkar
Eşek ile beraber buğdayları da su yutar

Yalvarır keltoş oğlan oradan geçen birisine
Adamın yardımıyla kavuşur buğdayına eşeğine

Kurtulur yola düşer gelir bir değirmene
Sorar o değirmenciye emmi senin ismin ne

Adım ese boyum kısa sakalım köse benim
Kel der ben vasiyetliyim bu değirmenden giderim

Keloğlan yoldan gider varır başka değirmene
Köse kısa yoldan geçerde oturur oradaki değirmene

Dört değirmen dolaşır hep ese kısa köseymiş
Çaresiz bizim keloğlan birinde karar vermiş

Aman pederim yaman pederim şu buğdayı yıkalım
Sudan geçerken ıslandı değirmeninde kurutalım

Tamam der değirmenci ama sana pahalıya mal olur
Kel der aman kıyma bana babam Döger ne olur

Buğdayı yıkarlar merkepten götürüp dama sereler
Zaten de akşam olmuş değirmene girerler

Beklerler bir iki gün damda buğdaylar kurur
Değirmende öğütürler üçüncü gün un olur

Unlar çuvala dolmuş keloğlan tam çıkacak
Değirmenci kele der bir çörek yapalım sıcak

Gel ikimiz şurada bir hamur yoğuralım
Senden sade un olsun bende tuzla su koyarım

Bizim kel zanneder ki az bir hamur olacak
Değirmenci bize ve kendine güzel çörek yapacak

Kel un döker tekneye hamurlar katılaşır
Değirmenci su döker un tekrar cıvıklaşır

Biri unu biri suyu durmaz tekneye dökerken
Çuvallarda un kalmaz bitiverir erkenden

Değirmenci ateşi yakar çörek yapmaya başlar
Keloğlanda kabarır çöreğe karşı iştahlar

Ese emmi keloğlana derki çöreği bir yapalım
Çörekler pek güzelde kimin olacak bakalım

Keloğlan şifreli söze şöyle biraz şaşırır
Karnı da çok acıkmıştır lafı omuzdan aşırır

Bolca çörek yapılır sergiler dolar kalır
Bizim keltoş oğlanı bir düşüncedir alır

Acaba der bu değirmencinin aklındaki iş ne ki
Akıl cin gibi bizim kelde değirmenciye derki

Ese emmi seninle dağlara şöyle bir ava çıkalım
Kim daha evvel av vurup gelecek durumuna bakalım

Kim daha evvel gelirse çörekleri o alsın
Avdan geç dönen kimse çörekten mahrum kalsın

Kabul der değirmenci hemen çıkarlar ava
Bizim kel az ilerde rastlar bir ölü domuza

Hemen sürür ip ile getirir onu değirmene
Değirmenci evvel gelmiş elinde güvercinle

Kel bakmış kaybedecek şimdi bütün oyunu
Şöyle süzer değirmencinin o kısacık boyunu

Emmi ben bir domuz tuttum değirmene bir dalsın
Kim hile yapıyorsa burada onun canını domuz alsın

Değirmenci kapıya çıkar bakar ki bir domuz var
Aman keloğlan bunu götür senin olsun çörekler unlar

Ölü domuzu gören değirmencin aklı başından gitmiş
Domuzun korkusundan çörekten undan vazgeçmiş

Diye yalvarırda başından savar belalı keloğlanı
Eşeğine sarıverir yaptıkları çörekleri ve unları

Keloğlan eve gelir tabi ki böbürlenerek
İlk yaptığı bu işe bazı şeyler ekleyerek

Bundan sonra güzel olur keloğlanın düzeni
Aklı ile perişan eder ana babasını üzeni

Ozan İsmail derki çocuklar sorumluluk bekler
Yirmisinden sonra gençler başına buyrukluk ister

Değirmenci ESE gibi aman sende hilekâr olma
Daima ALLAH tan kork ölü domuzdan korkma

25 09 2004 EV İsmail Detseli

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM