Güne özel bir yazı
İsmail Detseli

Güne özel bir yazı

Günün duası ve güne özel bir yazı
Allah’ım vatanımızı milletimizi devletimizi ezanımız ve iffetimizi düşmanların şerrinden koru
Cumayı Tavusbaba camiinde kılmak


Kışın verdiği durgunluk ve rehavetle uzun süredir evden ayrılıp şöyle gönlümce uzaklarda bir mekanda Cuma namazı kılmayı arzu ediyordum.

Eski meramlı oluşumuzdan sanırım ne zaman bir yerlere gitmek arzu etsem ya Lalebahçeye ya da Merama gitmeyi yeğlerim.

Geçmiş yıllarda yine bu Meramın meşhur Camisi Tavusbabaya Komşum Hüseyin Sarıkaya hocamla. Ve değerli arkadaşım köylüm Salih Hatipoğlu ile giderdik, o mübarek Hocamız Hüseyin Efendi bu günlerde rahatsız hastanede yatmakta olunca yine komşum Mehmet Gün’e cumadan bir saat önce telefon edip merama cumaya gider miyiz beraber diye sordum?

O can komşum da tabi gideriz ağa dedi memnun oldum gittik.

Camiye girmeden bildiğim kadarı ile buranın tarihi hakkında ve bu yörede geçmişte yaşadığımız olaylardan da bahsederek tavus baba türbesine bir dua ettik ve erkence camiye girdik, hoca efendi de benim kırsaldaki yakın köylüm olan Tulassa(Kayalı) köyünden olunca hatta diğer imamında köylüm ve Merhum arkadaşımın oğlu Ramazan Civelek olması daha bir iştahlı ve huzurlu kılıyor mekanda huşu ile namaz kılmayı.,


Bunları niçin yazıyorsun herkesin namazı da ibadeti de kendine diyebilir okurlar ancak benim niyetim bu seldiren (havadar) Merama kuşbakışı bakan bir yerinde olan bu tarihi caminin özeliklerini anlatmak. Dedim ya burada namaz kılmak ruha genişlik gönüllere ferahlık cismime huşu veriyor, namazdan sonra bazı şeyler dikkatimi çekti Camide mesela mihrabın üzerindeki yazı diğer camilerdeki yazılan ayetlerle değişiklik arz ediyordu. 


Hem onu öğrenmek hem de caminin mimari şeklini şöyle görüntülemek için cep telefonumun fotoğraf çeken kısmını açıp görüntü almaya çalıştım sizler için. Caminin giriş kapısı tam kuzeye bakıyor, içeriye girince sol tarafınızda restore edilmemiş eski yapılmış haliyle durduğunu tahmin ettiğim Tuğla yapıları ve doğrudan da bir kapısı olduğunu sandığım duvar geçmiş anımsattığı için bakana çok güzel görünüyor adeta ecdadı hatırlatıyordu.

Caminin iç kısmı tavan oldukça yüksek ince ve kalın ahşap direkler üzerinde çifte kirişler ile desteklenmiş direklerin alt kısımlarındaki taş sütunlar, mihrabın ve ana giriş kapısının üzerinde yarım ahşap direklerin yanında mekanı ayakta tutan tam beş sütuna on beş direk vurulmuş ikisi yarım diğerleri tam ve sanırım yedi metreden daha uzunca idi. 


Caminin dış duvarlarını gözlemledim bir metreye yakın geniş bir duvarla örülmüş evladiyelik bir mekan olmasına çalışılmış atalarımız tarafından bun gözlemliyordum. Mihrap öyle geniş ve taş işçiliği ile yapılmış ki insanı adeta büyülüyor bunları yapıp bize emanet eden atalarımızla övünmemiz gerektiğine inanıyordum.


Namaz sonrası imam efendinin yanına sokuldum salâvatlaştım sonra Mihrabın üzerindeki diğer mihraplardan değişik olan yazıyı ve manasını sordum? Hoca efendi evet burasının mihrap yazısı değişik nasılda dikkatinizi çekti dedi ve müminin suresinin on altıncı ayetinin sonunda geçen o ayeti şöyle okudu.

Bismillehirrahmenirrahim (Limenil mülkül yevm, Lillahil vahidil gahhar) diye yazar burada ve manası da şudur deyip açıkladı. Bugün hükümranlık kimindir diye soruyor Allah sonra cevabı kendisi veriyor. Kahhar olan tek Allah’ındır demek diye cevapladı Allah ondan razı olsun.

Bu gün çok mutlu ve huzurlu olarak Cuma namazımızı idrak ettik ve evlerimize döndük. Eğer bu camide namaz kılmamış olanınız varsa şayet zamanınız müsait olursa bu Mekan da bir namaz kılınız inanın çok mutlu olursunuz.

Selamette kalınız.

 

2- 

 

NASIL BÜYÜDÜK
Ana baba çarık giyer bize pabuç yoktu 
Yarı günlerimiz aç yarı günümüz toktu 
Yokluk ciğerimizi yatkıda yaktı 
Bizler zahmet çeke çeke büyüdük

Çok uzun yolları yayan yürürdük 
 Günde birkaç saat ancak uyurduk 
Gençlik yaşamadan erken kocadık 
Emekleyip çöke çöke büyüdük

Ekmeği buluruz katık bulunmaz
Paramız yok satsalar da alınmaz
Bir kuzudan ikinci post alınmaz
Üç beş postu söke söke büyüdük

Pamuk bulunmazdı gındıra yatak
Ayaklar yarılmış dudaklar çatlak
Dağlarımız geniş her yanı otlak
Dağda çoban olduk yata yata büyüdük

Bostanı sebzeyi çapa ile ekerdik
Ürünleri eşeklerle eve çekerdik
Kuru ekmek soğanı zevk ile yerdik 
Çiğdem nergiz söke söke büyüdük

Bu köylerin işleri çetinmi çetin
Kimi anadan kimi babadan yetim
İpliği çekilse kırk yaması düşer ceketin
Yırtık sökük dike dike büyüdük

Pabuç yoktu çorabı da görmezdik
Fakir idik el içine pek varmazdık
Atın kuyruğu durur bizler durmazdık
Rızk peşinde koşa koşa büyüdük

Kara saban ile ekin ekerdik 
 Kavrama orakla ekin biçerdik 
 Harmanları düğen ile sürerdik 
 Öküz eşek güde güde büyüdük

Doktor ebe bilmez evde doğardık 
 Mama bilmez kuru somruk sorardık 
 Oyuncak yok toprak taşla oynardık 
 Kuru yerde yata yata büyüdük

Bu köyde dağların avın avladık
Çıktık yaylasına yayla yayladık
Bazen güldük bazen kara bağladık
Doğal gıda yiye yiye büyüdük

Dağdan keser idik meşe yaprağı
El ile devirirdik kara toprağı
Coşkun akar köyümün çayı ırmağı
Soğuk sular içe içe büyüdük

Oturduğumuz çul kendir çuluydu
Üstümüzde yorgan keçi kılıydı 
Adını duyduğumuz arı balıydı
Hasretini çeke çeke büyüdük

Şekeri duyardık tadı bilmezdik
Eşeği bilirdik atı bilmezdik
Denizde gemiyi yat’ı bilmezdik
Göletlerde yüze yüze büyüdük

Çay kahve duyardık adı var idi
İçsek te bir buruk tadı var idi
Kış için armut mısır unu var idi
Soğan ekmek yiye yiye büyüdük

Bu ozan İsmail de hayatını yazar
Şimdi bu köylerde huzurlu gezer
Köyün tatlı hayatını şehirle bozar
İdare ışığında yaza yaza büyüdük

01 Haziran2001 köy İsmail Detseli

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM