KÖR AT İLE DENİZ SEFASI
İsmail Detseli

KÖR AT İLE DENİZ SEFASI

Değerli dostlar geçmişten esprili bir şiirli bir İstanbul hikayesi daha okuyun da gülün.
KÖR AT İLE DENİZ SEFASI

Sene bin dokuz yüz altmış dört yer İstanbul saf birer Anadolu çocuğuyuz. Ben bir iş yerinde haftalıkla çalışıyorum. Arkadaşım Mehmet te bizim köylülerimizin genelde İzmir İstanbul Ankara gibi vilayetlerde hepimizin atadan oğla devrederek yıllardır yaptığımız ve köylülerimizin genelinde meslek haline gelen seyyar zeytinyağı sabun deterjan gibi temizlik maddelerinin toptan alıp. Mahallelerde perakende ve veresiye taksitle satış yapıyoruz işte arkadaşım ve köylüm olan Mehmet bu iş ile iştigal ediyor. İşlerimizi bazılarımız bir merkep sırtında taşıyarak bazılarımız ise zenbil tabir edilen bir taşıma aleti ile sırtımızda taşıyarak bu tür iş yapıyoruz herkesin her günlük bir mahallesi var o gün gider oralarda yağını satar haftalık siparişini alır paralarını da taksitle tahsil eder. Akşamları ise beş on kişilik guruplar halinde beraberce kiralamış olduğumuz bir binada bekâr olarak kalırız çamaşırımızı kendimiz yıkarız, yemeğimizi sıra işle kendimiz yaparız, her yıl bir aylığına köyümüze izine gelir gibi gelir tekrar işimizin başına gideriz. Hâsılı ticaretle iştigal ediyoruz. Akşamları yemekten sonra isteyen kahveye çıkar bir iki saat oturur istemeyenler evde arkadaşlarla sohbet ve muhabbet ederek zaman geçiririz. Biz arkadaşım olan Mehmet Necmettin yine bir başka arkadaşım Mehmet Sezai bunlar hepsi bahsettiğim iş ile uğraşırken ben daha risksiz bir iş olan baharat imalatçısında haftalık ücretle çalışıyorum. Diğer bahsettiğim işler tabi zengin işi sermaye gerektirir benim ise o sermayem yok. Ama bunlarla ayni köyden arkadaşımız olunca ben kirayı onlardan bira az veriyorum. Ve yanlarında tutunuyorum tabiri caizse. Mehmet denen arkadaşım benden iki yaş kadar büyük kulağı da az duyar ama cin gibi herşeyi iyi bilen birisi. Bu kardeşimizin bir atı var yağlarını ve siparişlerini bu at ile mahallelere ulaştırıyor. Atın sağ gözü kör. Ama at çok akıllı adeta adam gibi İstanbul un her semtini karış karış bilir yıllardır da bunların babadan oğla ellerinde olduğu için mahalleri bildiği gibi müşterilerde bilir. O yıllarda trafik polis noktaları olduğu için at noktaya varınca polis dur demişse durur geç deyince geçerdi o derece zeki bir hayvandı. Bir gün şöyle bir olay olmuş akşam biraz fazla sohbet ettiğimiz arkadaş atın zeki olup mahalleyi bildiğine inanarak sabah erkenden yükünü ata yüklemiş Eyüp semtine doğru yola çıkmış. Ve atın yükünün üzerine binmiş. At giderken kulağı sağır olan bir adama yanlara çıkmış olan yağ kasasını adamın duyamayışından atında sağ tarafını göremeyişinden kafasına çarpmış adam düşmüş ve aniden ölmüş bizim arkadaş Mehmet in hiç haberi bile olmamış trafik gelmiş çevreden çarpanı soruşturmuş ve bunu söylemişler görgü şahitleri. Adamlar akşama kadar aramışlar mahalle arasında olan Mehmet arkadaşımızı bulamamışlar ve vaka yerinde beklemeye başlamışlar. Arkadaş hiçbir şeyden habersiz ikindi vakti işi bitirmiş evine dönerken polisler yakalamış ve hadi bakalım karakola. Durumu anlatmışlar ertesi gün hâkim karşısına çıkardılar. Arkadaş ifadesinde efendim benim atım akıllı ben onunu yükünü yüklerim üstüne binerim o trafik noktalarına ve kurallara uyarak beni ta mahalleye kadar götürür ben üzerinde uyurum deyince hakim gülmeye başladı ve trafik polislerine emir verdi. Bir hafta bu adamı takibe alacaksınız at bakalım hakikaten mahalleleri ve yolları biliyor mu bu adamın gözünü bağlayacaksınız ata kumanda etmeyecek sizlerde bunu takip edeceksiniz dedi. Söylenenler bir hafta aynen yapıldı görüldü ki at hakikaten akıllı ve her trafik kuralına uyuyor. Sağ tarafını görmediği ve üstündeki süvarinin de uyumasından bu fiili işlemiştir kanaatine varılarak adam a az bir para cezası veridi at beraat etti bizde arkadaşımızla birlikte sevindik. Bir Pazar günü idi benimde pazar tatilim vardı o arkadaşımıza yardım etmek için bende onunla işe gittim işten erkence geldik Bazen arkadaşlar arasında konuşurken birisi bize atların denizde çok iyi yüzdüğünü söyledi. Bizde bu haberi alınca çok sevindik yüzmeyi de bilmiyoruz at bize yüzmeyi öğretir dedik ve bizim kör at ile denizde yüzmeyi kafamıza koyduk. Hemen bu işin uygulamasını yapmaya karar verdik. O yıllarda Kum kapı Yedikule yeni kapı sahilleri çok berrak bir denize sahip kumsal güzel deniz temiz herkes o sahillerde denize girerdi halk plajları vardı. Biz üzerimize birer şort giydik Mehmet arkadaşımla ikimizde atın sırtına bindik küçük Pazar Unkapanı saraçhane başından Aksaray ver elini yeni kapı sahiline gideceğiz Ammmmaaaa gidemedik sebep saraçhane başındaki polis noktasına geldik Trafik dur dedi bizim kör at durdu. Biz üzerindeyiz o yıllarda böyle sokakta ulu orta şortla falan gezmekte çok ayıp ve yasak. Trfik polisi yolun ortasındaki şemsiyeli kulübeden çıktı bize doğru geldi ne bu kıyafet yolculuk nereye dedi? Memur bey at iyi denizde yüzer dediler bizde yeni kapı sahiline gidi yoruz atla yüzeceğiz dedik dedikte memur beyden de okkalı ikişer tokat yedik. Hadi sittttirin evinize eş..o..lları dedi bizi oradan kovaladı. Ama bizzzz dururmuyuz yol değiştirdik ve Süleymaniyeden, Kumkapıdan yine sahile indik ve yeni kapının o denize elli metre uzunluğundaki kumsala vardık. İkimizde atı hemen iştahla denize sürdük ben atın üzerinde yan binmişim arkadaşım önümde o bayağı iki bacağını atmış vaziyette atın sırtında at daha denize girer girmez yan geldi beni oracıkta bıraktı. Ayağımı bir bastım ve dışarı çıktım ama bizim Mehmet arkadaş at ile süratle denizin ortasında gidiyordu. Atın yularında elinden bırakmıyordu. Neden sonra ben şaşkınlığımı üzerimden attım ve denizin ortasında batıp çıkmakta ve boğulmak üzere olan arkadaşım için orada bulunan motorlu cankurtaranlardan yardım talep ettim hemen motoru çalıştıran gençler gidip bir hamlede arkadaşımı denizden kurtarıp geldiler. Ve yere yatırıp karnındaki suları boşalttılar. Ölümden kurtulan arkadaşımdan ve benden elli lira para talep ettiler. Yanımızda para yoktu ama o orada rehin kaldı ben evden para götürüp verdim kurtulduk ağlaya ağlaya eve geldik at öldü diye akşam oldu atın ahırı zeyrek semtinde idi oradan semerini alalım diye gittik. Birde ne görelim bizim kör at yine aklını kullanmış denizden yüzmüş çıkmış ve gelmiş ahırın önünde duruyor. Buna çok sevindik ve bu hatıraları 45 sene sonra yazmaya karar verdim. Bunu da şairliğimin verdiği ilhamla şiire döktüm gelin bu ozandan bunu şiirsi olarak dinleyelim hikâye kadar tatlıdır sanırım. Saygılarımla

Kırk yıl önce bin dokuz yüz atmış dörtlü yıllarda
Bir gözü kör olan çalışkan bir atımız vardı İstanbul da

Atın gözü kördü ama o çok akıllı ve zekiydi
O koskoca İstanbul un her yerini karış karış bilirdi

Çevremizde arkadaşlar bize at iyi yüzer dediler
Bizim genç dimağımıza bir vesvese verdiler

Bir gün iki arkadaş şortlarımızı giyindik
Denize gitmek için kör atın sırtına bindik

Küçük pazardan sürdük atı saraç hane başına
Aksaray dan da geçip varacağız yeni kapıya

Atımız saraçhanede trafik noktasında durdu
Polis bey yanımıza gelerek nereye diye sordu

Dedik ki memur bey sal bizi denize gideceğiz
Atları iyi yüzme bilir derler biz at ile yüzeceğiz

Polis bizlerin suratına şöyle şaşkınca baktı 
Yüzümüze kızgınlıkla ikişer tokat patlattı

Oradan hiç ses etmeden hemen döndük geriye
Kafaya koymuşuz bu işi baktık başka yerlere

Atı çektik elimizle geçtik Süleyman iyeye
Laleli kum kapı derken indik yine denize

Sürdük atı ya ALLAH tam denizin ortasına
Ben kıyıda düşüverdim çünkü yan binmiştim ata

At arkadaşımı savurarak denizde sürüklüyor
Demek doğru söylemişler at çok güzel yüzüyor

Ben çaresiz başladım bağırmaya oradaki dalgıçlara
Hemen onlarda davranıp bindiler motorlara

Kör at tam gaz yüzerek bir hayli yol almıştı
Arkadaşımın boğulmasına hemen ramak kalmıştı

Dalgıçlar arkadaşımı çarçabuk kurtardılar
Çok fazla su yutmadan hemen kıyıya aldılar

Arkadaşımın karnından yuttuğu suyu boşalttılar
Cankurtaranlar benim tam elli lira mı aldılar

Atı bir daha aramadık at denize gitmişti
Arkadaş can derdinden atından vaz geçmişti

Atın ahırı zeyrekte hemen oraya koştuk
Vefakar atı ahırda bizi beklerken bulduk

Bir daha denemedik atla denize girmeyi
Ondan sonra öğrendik büyük sözü dinlemeyi

Atın arkadaşlığı karada belki zevkli olur
At la denize giren insan balıklara yem olur

Ozan İsmail diyor ki bilmediğin işi yapma
At yüzer diye güvenip kendini denize atma

03 09 2004 ev İsmail Detseli

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM