Daha dünyada iken Yüzü ters dönen ölü
İsmail Detseli

Daha dünyada iken Yüzü ters dönen ölü

Değerli dostlarım bir molla Ali varmış görün başına neler gelmiş.

Daha dünyada iken Yüzü ters dönen ölü

Bundan uzun yıllar önce yaşanmış bir olay…
Şöyle rivayet edilir: bundan yıllar önce diye başlardı dedeciğim anlatmaya. Aile oğulları Ali’yi ilim tahsilli için köylerinden uzakta bir kazaya veya şehre hoca mektebine yatılı olarak gönderir. Küçük Ali iki üç yıl bu okulda okur. Okur da ana babanın maddi yönden durumları pekiyi değildir. Artık yıllar geçtikçe oğullarına cep harçlığı dahi yollayamaz duruma gelirler. Maddi sıkıntı içinde olan Ali okul tatilinden de istifade ederek köylerine gelir anne baba ve kardeşlerinin köydeki zor durumlarını görür köylerinde kalmak ister ama anne baba “Oğlum 3-4 senedir okuyorsun emek verdin eğer kendi imkânların ile okumaya devam edebilirsen okuluna devam et yalnız bizden maddi imkân bekleme” der. Ali ise okumaya heveslidir bu durumu kabul eder ve okuluna geri döner. Bir sene daha okur yaşı da on altı on yediye gelmiştir. Okulunda da manevi konularda bir hayli şeyler öğrenmiştir. Bu bilgilerinin boşa gitmemesi için çaba sarf etmektedir ve bir gün hocasının karşısına çıkar bu durumu izah eder. Der ki hocam Ramazan geliyor. Eğer izin verirsen ben de köylerde Kuran okuyayım vaaz u nasihatte bulunayım ve halktan biraz maddi imkân elde edeyim böylece ilmime devam edebileyim. Ailemin bana maddi imkân sağlamaya gücü yetmiyor.

Hocası hiçbir şey söylemez. Kaza ile şehir arasında insan taşıyan otobüsün şoförüne bu durumu söyler, “Hocası olmayıp da hoca arayan köylerden haber alırsan benim ihtiyaçlı bir talebem var çok bilgili ve terbiyeli ona bir imkan sağlayalım” der ve daha Ramazan gelmeden bizim Ali’nin hocasına haber gelir, “Hocam sen o talebeyi bana gönder ben onu bir köye götüreceğim o köyde 10-15 gün kalsın ve kendisine biraz gelir sağlasın” der. Hocası da Ali’ye “Sen otobüs şoförünün yanına git o seni bir yere götürecek oradan faydalan gel” der. Ali ertesi sabah valizini eline alır, otobüsün önüne çıkar, otobüse biner yoluna devam eder. Kazadan hayli uzaklaşırlar ıssız bir yerde otobüs durur. Bizim küçük Ali’ye muavin “Valizini al gel” diye çağırır. Ali valizi ile birlikte otobüsten iner muavin Ali’ye parmağı ile çok uzakta bir köyü göstererek, “Aha sen şu karşıda gördüğün köyün arkasındaki köye gideceksin rızkını orada arayacaksın” der. Ali “Orası çok uzak ben seninle geri döneyim diyecek olur amma otobüs daha Ali köye bakarken otobüs süratle gözden kaybolur. Ali çaresiz valizi omzuna vurup yola koyulur. Öğleden sonra o ilk köye ulaşır bu köyde bizim Ali mola verecek ama kimse Ali’ye sahip çıkıp da buyur etmez.

Ali kimseye bir şey söylemeden öbür köye doğru yola devam eder. Akşam vakti köyün girişine varır, üç beş kişi Ali’yi karşılar ve kendisine “hoş geldin” derler başında sarığı da görünce, “Sen hocasın galiba bizi çok beklettin” derler. Ali de “Hoş bulduk ağalar ben öyle sizin beklediğiniz gibi derin bir hoca değilim” deyince “Sen fazla mütevazı olma biz adamı duruşundan biliriz, iyi ki geldin bir cenazemiz vardı öleli 4-5 gün oldu sabah ilk iş onu bir yıka, kefenle de defnedelim” derler. Ali’yi bir eve alırlar karnını doyururlar “Yarın işin çok yat uyu dinlen” derler.

Aman ya rabbi… Ali’nin gözüne uyku mu girer? Ali daha toy hiç ölü görmemiş, yıkamamış, kefen bile nasıl biçilir bilmez, “Amanın nedir bu başıma gelen be adam ölecek zamanı bugün mü buldun?” diye düşüne düşüne sabaha kadar uyumaz. Sabah kalkar kapının önünde birçok köylü “Aman hoca kalk sabah namazını kılalım şu cenaze işini halledelim” derler. Ali kalkar abdest alır, sabah namazını kıldırır, camiden çıkarlar, ölü evine varırlar. Büyük yaşlı bir adam “Arkadaşlar, bir çarşafla şu ölüyü teneşir tahtasının üstüne getirin ve kimsenin görmeyeceği kapalı bir yere taşıyın” der. Ali hoca da “Bu işten şu ihtiyar amca anlıyor galiba bu adamı benim yanıma verin diğerleri dışarı çıksın” der ve herkes dışarı çıkar.

Ölü yıkama işinde ehil olan ihtiyar adam da Ali’nin yanında kalır. Yalnız cenazenin yıkanacağı yerin aşağısı biraz uçurum yüksekçe bir yerdir. Her taraf avlu duvarı ile çevrili içeriyi kimse görmez teneşir tahtasının durduğu yerde ise toprak çok gevşektir. Ali cesedi yıkamaya başlar ihtiyar su döker. Ölünün üstünden birkaç gün geçince ölü hem şişmiş hem de haliyle kokmuştur. Ölüye su döküldükçe toprak ıslanmış teneşir tahtasının ayağı kayınca ölü tahtanın üstünden aşağı uçmuş hem de biraz uzağa kaymıştır. Yardımcı ihtiyarla Ali çok uğraşırlar bir türlü cesedi yukarıya taşıyamazlar. Ali “Amca git dışardan bir urgan iste gel” der ihtiyar dışarı çıkar ve ölü sahibine “Uzunca bir urgan ver” der. Köylüler lafa karışır “Urganı ne yapacaksınız” deyince, ihtiyar “Sormayın komşular, bu hoca çok derin pek âlim. Ölünün boyunun ölçüsünü bu urganla alacak ona göre dua okuyacak” der. İçeri girer urganı Ali’ye verir. Ali urganı ölünün boğazına bağlar. İhtiyarla ikisi ölüyü yukarıya doğru asılmaya başlarlar. Zaten cesedi çürümüş olan ölünün kafası kopar, bu sefer belinden bağlarlar, zar zor cesedi yukarı taşırlar, teneşir tahtasına çıkarırlar. Amma adamın kafası kopuktur. Ali bu sefer ihtiyara “Amca bir çuvaldızla ip getir” diye dışarı tekrar gönderir. İhtiyar köylülere “Ben size demedim mi adam çok âlim ulema bir kişi diye, şimdi de çuvaldızla ip istiyor” der. Köylüler de “Peki onları ne yapacak” diye sorarlar ve “Sakın kefeni dikmesin kefen dikilmez ha” diye uyarırlar. İhtiyar “Yok kefeni dikmeyecek canım daha neler, ölüye çuvaldızla ip veriyor giderken bütün günahlarını soracak, onları ipe dizecek, tabutuna bağlayacak ki; ölü günahlardan arınacak” der. “Yahu çabuk olun” derler köylüler ve “Bir cenaze yıkamak bu kadar sürer mi?” diye meraklanırlar. İhtiyar da “Acele etmeyin adam bu işi bizden iyi biliyor der ve içeri girer. Ali’ye “Hoca çabuk ol geciktik bak, şimdi herkes buraya dolar. Foyamız meydana çıkar haaa” der. Ali cesedin kafasını vücuduna diker amma bu işte çok acele etmiştir ve ölünün kafasını vücuduna tersine dikmiştir. Ali ihtiyara “Yahu amca bu ölen adam sağ iken çok yaramaz bir adammış biliyor musun?” deyince, ihtiyar “Öyleydi be hoca oğlum, bu ne zalimdi kerata, sen nereden bildin?” diye cevap verir. Ali devam eder: Yahu amca baksana adamın daha dünyada iken kafası tersine dönmüş. Bu işler Allah’ın işi adam iyi olsa yüzü tersine döner mi hiç?...

Adam hemen dışarı çıkar ve köylülere “Ben size demedim mi bu adamın kıymetini iyi bilelim. Bizim köye böyle âlim bir imam daha gelmedi, cenaze hazır. Hoca ölen adamın nasıl bir zalim olduğunu bile biliyor hocanın eli de uğurlu daha yıkarken adamın yüzü tersine dönüverdi” der ve köylüye hocanın çok derin ve alim olduğunu ballandıra ballandıra anlatır. Cenaze kabre götürülür defnedilir bundan sonra neler olur bu olayı Ozan İsmail’in kaleminden okuyalım bakalım…

Yıllar önce bir köylü adam oğlunu okutmak ister
Tutar yavrusunun elinden okullu bir kazaya gider
Varır kaza da hoca okutan bir molla mektebine
Oğlunu teslim eder hoca mektebinin muallimine

Aman hocam okutun da yetiştirin benim Ali’mi?
Bu çocuk size teslim söz tutmazsa kır kemiğini
Benden çıktı bu çocuk eti de kemiği de senin
Hoca olup bana dua okusun isteğim budur benim

Diye bırakır adamcağız küçük Aliciği okula
Huzuru kalple döner gelir evine bucağına
Oğlan okurken anne baba düşer maddi darlığa
Para pul yollayamazlar kazadaki oğullarına

Ali çaresiz kalınca hocasından yardım ister
Aman hocam çaresizim bana doğru yol göster
Üç dört sene okumuş Ali biraz bilgi öğrenmiş
Hocası onu uzak bir köye ticarete göndermiş

Bizim Ali yorgun argın çok uzak köye ulaşır
Köylüler tarafından birçok iltifatla karşılanır
Başında fes ve sarık var sen hoca mısın derler
Hoca Ali’nin gelişine tüm köylüler sevinirler

Aman hocam hoş geldin bu gece dinlenesin
Bir haftalık ölümüz var yarın onu defnedesin
Bizim Ali çok şaşırır daha hiç ölü görmemiş
Ömründe okulunda da ölü de kefenlememiş

Uyku tutmaz Ali’yi uykusuz sabahı yapar
Namaz için köylüler erkence kapıyı çalar
Kalkar hoca Ali sabah namazlarını kılarlar
Cenazeyi yıkamak için ölü evine varırlar

Köylüler ölüyü getirirler teneşire koyarlar
Kapalı bir mekânda bırakıp kendileri çıkarlar
Yanına yardımcı korlar iş bilen bir ihtiyarı
Sen hocamıza yardım et ısıt ayarla suları

Yardımcı suyu döker hocada ölüyü yıkar
Sular yere akınca teneşirin bir ayağı kayar
Ölü düşer teneşirden rampadan kayar gider
İhtiyarla hoca ölüyü yerine getirmek ister

Ölü çok ağırlaşmış getirmeye güç yetmez
Eğer urgan olmazsa ceset yukarı çekilmez
Amca der git dışarıdan sağlam bir urgan iste
Hocamız urgan istiyor bu iş ölünün hayrına de

İhtiyar çıkar köylüler der bana bir urgan verin
Nedenini hiç sormayın amanın hoca çok derin
Getirir adam urganı ölünün boğazına bağlarlar
Yukarı asılırken mevtanın kafasını koparırlar

Aman amca biz ne yaptık şunu belinden bağla
Kafası da koptu ölünün şimdi durmadan ağla
Güç bela uğraşarak ölüyü teneşire koyarlar
Bu kafayı vücuda acaba ne ile tutturacaklar

Amca dışardan sen gidip çuvaldız ip isteyesin
Şu cesedin kopan kafasını vücuduna dikelim
İhtiyar çıkar dışardan çuvaldızla ip ister
Size nasıl diyeyim hocamız çok derin der

Urgan ile ölünün boyunun ölçüsünü alacak
Çuvaldızla günahlarını vücudundan çıkaracak
Köylüler aman sakın kefeni falan dikmeyin
Kefene cep dikerek onu da siz adet etmeyin

İhtiyar getirir çuvaldızı biraz acele ederler
Acele ölünün kafasını ters yüz edip dikerler
Birde ne görsünler ölünün yüzü arkaya bakar
Hoca yanındaki ihtiyara adamın geçmişini sorar

Derki, hocam bu mevta evvel çok mu zalimdi
Adam hocaya durumu sana malum mu oldu dedi
Evet, amca bu adam eskiden çok zalimmiş meğer
Dünyada zalim olanların yüzleri tersine döner

Kimselere bildirmeden ölüyü hemen kefenlerler
Götürürler cemaat adamı mezarına gömerler
İhtiyarın ifadesiyle köylüler hocayı iyi olarak tanır
On beş günlüğüne gelen Ali o köyde yıllarca kalır

Çünkü bizim hoca Ali ölüyü güzel defnetmiştir
Köylülerde ihtiyar amcanın sözüne güvenmiştir
Çocuklarımızı okutalım da ölüyü bekletmeyelim
Kendimiz imam olup ölülerimizi defnedelim

Evladımızı okutmazsak ardımızdan kim dua edecek
Allah’ın emri böyledir tüm canlılar ölecek
Dünyanın büyülü cazibesi bizleri aldatmasın
Haramdan toplanan mal vücudu ateşe atmasın

Ozan İsmail derki ölüleriniz çok beklemesin
Dürüst yaşayalım dünyada yüzümüz ters dönmesin
Hocamız çok sevilmiş o köyde uzunca zaman kalmış
Bir aylık rızk ararken kırk yıllık rızk bulmuş

Sıtkı sadakat la çalış sen yardımcın olur Allah
Doğrular hiç zarar görmez yeminle vallah billâh

İsmail Detseli 21 Mayıs 2003

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ankara escort, pendik escort, ankara escort, bursa escort, eryaman escort bayan eskişehir escort escort ankara
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ağızdan su gelmesi nedir
Ağızdan su gelmesi nedir
ŞANLI KONYASPORUM
ŞANLI KONYASPORUM