Bedir Köseoğlu Şehremini mi nefsemini mi?

Şehremini mi nefsemini mi?
Bedir Köseoğlu

Şehremini mi nefsemini mi?

 

Onların hizmet ve hürmetleri sana değil, kendilerinedir

 

Şehremini günümüzde İstanbul'da bir semt adı olarak kaldı sanırım. Ne anlamını tam kavrayan ne uygulayan pek kimseler bulunamaz oldular.

·                    Şehremini, İstanbul’da bir semt.

·                    Şehremini, Osmanlı Devletinde İstanbul’daki saray ve devlete âit binâların bakımı ve tâmiriyle uğraşan ve saraylara gerekli olan şeyleri satın alan kimse.

·                    Emin : Istılahta-lügatta inanılan, güvenilen, korkulmayacak, sağlam,kendisine inanılabilir,emanet olunan devlet dairelerinin başkanı, şehri emin şehrin başkanı idarecisi.

 

Hani çoğumuzun, hatta pek çoğumuzun bildiği; "Oğlum ben sana vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim" hikayesinin günümüzdeki versiyonu nefsine köle olan insanların kararmış gözlerle vurdumduymaz, okumaz, anlamaz hatta kin ve nefret ile idareci olmaları hali...

 

Oysa tarihimizde ne çok öğüt verilmiştir bizlere, ne çok ibret almamız gereken hikayeler anlatılmıştır. Gel gör ki "iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır" sözüne rağmen iğneyi ele almadan çuvaldızı başkalarına batırmayı marifet saymışız.

 

Bir göreve gelir gelmez ilk iş, nefse uyup daha önceki durumdan ötürü öç alma girişimleri oluyorsa eminlik gidip şeytana kölelik gelmiş olmuyor mu?

 

 

Ekmek su aş bulmak gecikebilir

Temele taş bulmak gecikebilir

Devlete baş bulmak gecikebilir

Adalet gecikmez! Tez verilmeli...

 

İlla adalet, illa adalet. Ne demişti Edebali Osman Gazi'ye?

 

Ey oğul! Beysin... 

 

Bundan sonra öfke bize, uysallık sana

Gücengeçlik bize, gönül almak sana

Suçlamak bize, katlanmak sana

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, 

Adalet sana...

 

Evet adalet size...

"Sultanın bir günlük adaleti, Allah'a (c.c) karşı yapacağı yetmiş yıllık nafile ibadetinden daha üstündür."

"Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki; Allah, adaletli sultanın amelini halkının ameli derecesine yükseltir. Adaleti müddetince kıldığı her namazın sevabı yetmiş bin rekat namaza denktir."

Durum bu olduğuna göre; kişi için liderlik/önderlik nimetinden daha büyük nimet yoktur. Onun ömrünün bir saati, başkasının ömrünün tamamı gibi kıymetlidir. Kim ki, bu nimetin kıymetini bilmez, zulüm ve nefsinin nevası ile meşgul olursa; onun Allah'ın (c.c) düşmanları arasında olmasından korkulur.(İmam Gazali)

 

Yine bir hadiste "Allah'ın laneti iki kişi arasında haksız olarak hüküm verenin üzerine olsun" denildiğine göre ADALET asıl olan değil midir?

 

Tevrat'ta da bu konu hakkında yazılanlar dikkate değerdir. "Sultan, memurlarının yapmış olduğu zulmü bildiği halde susarsa, bu zulüm sonuçta ondan bilinir; kendisinden hesap sorulur ve cezalandırılır."

 

Yöneticiyi aldatan kimse, onun zulmüne ortaktır

"Bir idareci şunu bilmeli: Başkasının dünyası için, dinini ve ahiretini satan kimseden daha fazla aldanan yoktur. Gerçekten insanlar, şehvetlerine ve nefislerinin kötü arzularına ulaşmak için gizli yoldan bir çok hilelere başvururlar. Devlet işlerinde görevli memurlar da böyledir. Onlar bir takım dünyevî nazlarına ulaşmak için, vali ve idareciyi aldatırlar, zulüm ve haksızlık olan işleri ona güzel gösterirler, böylece hedeflerine ulaşmak için onları ateşe atarlar. Elde edeceği birkaç kuruş için seni ve kendisini ateşe atan kimseden daha kötü hangi düşman olabilir?

 

Özetle, halkına karşı adaleti korumak isteyen bir idarecinin, hizmetçilerini ve görev yapan memurlarını adalet üzere tutması, amirlerinin hallerini gözetmesi, ailesinin, çocuklarının ve evinin durumunu görüp gözettiği gibi; onların da geçimlerini görüp gözetmesi gerekir.

Bunu tam olarak sağlamak için idarecinin önce kendi içinde adaleti koruması gerekir. Bu da, şehvetini ve kızgınlığını aklına ve dinine hâkim etmemesi, aklını ve dinini şehvet ve gazabın esiri yapmaması, hatta bunları aklın ve dinin emrine bağlamasıyla mümkün olur."(İmam Gazali)

 

Senin durumun, yeşil bir otlak görüp...

Hz. Ömer, valisi olan Ebu Mûsâ el-Eşari'ye şöyle bir mektup göndermiş:

"En mutlu idareci, halkına iyilikle; en kötü idareci ise halkına zulüm ile davrandığında olur. Gevşek ve laubali davranışlardan sakın; çünkü görevli memurların sana uyarlar. Senin durumun, yeşil bir otlak görüp ondan çokça yiyen, hatta onunla iyice beslenen, fakat bunun, kendisinin helakine sebep olacağını bilmeyen bir hayvanın durumuna benzer. Zira hayvan iyi beslendiğinde kesilir ve eti yenilir."

 

 

 

Şunu iyi bilmeliyiz ki, adil olmak aklın kemalini gösterir. Her şeyi asıl haliyle olduğu gibi görmek, işin içindeki gizli hakikati bilmek ve onun dış görüntüsü ile aldanmamak aklın kemalidir.

 

Dünya hırsı ile insanlara zulmetme, dünyadaki maksadının ne olduğuna bir bak.

 

Eğer dünyadaki gayen güzel yemekler yemekse, bil ki bu, insan suretinde ortaya çıkan hayvanî bir arzudur.

 

Çünkü yemeye aşırı düşkünlük hayvanların tabiatıdır.

 

Eğer idaredeki amacın başına süslü taçlar takmak ise, bu durumda sen, kadın tabiatlı birisin demektir. Çünkü süslenmek ve güzel elbiseler içinde zevk almak kadınların işidir.

 

Eğer amacın, düşmanlarına olan öfkeni tatmin etmek ise, bu durumda sen, insan şekline bürünmüş bir aslan veya yırtıcı bir hayvan olursun. Çünkü kalpte öfke ve kızgınlık bulundurmak, yırtıcı hayvanların tabiatıdır.

 

Eğer amacın, insanların sana hizmet etmesini istemekse, bu durumda sen, akıllı görüntüsünde bir cahil sayılırsın.

 

Çünkü akıllı olsaydın, sana hizmet edenlerin bunu ancak karınlarını doyurmak, keyiflerini yerine getirmek ve arzularına ulaşmak için yaptıklarını anlardın. Onların hizmet ve hürmetleri sana değil, aslında kendilerinedir.

 

Bunun ispatı şudur: Eğer onlar, idarenin senden alınıp başkasına verildiği işitseler, hepsi senden yüz çevirip ona giderler; para nerede ve kimdeyse ona hizmet eder, hürmet gösterirler. Gerçekte bu, bir hizmet değildir, ancak gülünç bir olaydır.

 

Akıllı kişi, her şeyin içine ve hakikatine bakar, dışı ile aldanmaz. Akıllı olmayan kimse, adaletli olamaz. Adaletli olmayan kimsenin varacağı yer cehennemdir.

 

Sultan ve idareciler çoğunlukla kibirli olurlar. Kibirlerinden dolayı kendilerinde hemen bir kızgınlık oluşur; bu onları karşı taraftan intikam almaya sevk eder. Halbuki kızmak, akıl için bir tehlikedir; o, aklın düşmanı ve afetidir. (İmam Gazali)

 

Oldukça uzun bir yazı oldu ama, anlamamız gereken nokta özetle şu; Nefsimize hakim, adaletimiz kaim dostlarımız Hak dostu olur ise, Şehr-i Eminlik olur yoksa ne yapsak olmuyor.

 

 

İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
HyperX'ten yeni oyuncu ekipmanları! ,Son Dakika
HyperX'ten yeni oyuncu ekipmanları! ,Son Dakika
Elektrikli uçan taksi CES 2018'de tanıtıldı ,Son Dakika
Elektrikli uçan taksi CES 2018'de tanıtıldı ,Son Dakika