Ahmed ALP Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanlığı
Ahmed ALP

Cumhurbaşkanlığı

Türkiye Cumhuriyet Cumhurbaşkanı'nın görev ve sorumluluklarını ilk öğrendiğimde, yürütmenin başı olması ama yürütmenin yaptığı işlerden dolayı sorumlu tutulmaması, bunun yanında vatana ihanetten başka hiçbir suçla yargılanamamaı bana çelişkili bir durm gibi gelmişti. Bu demektir ki, bir cumhurbaşkanı vatana ihanet edebiliyor, ama icraata karışamıyor. Vatana ihanet gibi en büyük cürmü işleyebilebilir ihtimali var olan bir insan vatanın iyiliği için en küçük icraattan sorumlu değil ve karışamıyacak, bu bira garip değil mi?

 

Arkadaşlarımızla girdiğimiz bir çok müzakerelerde, milletvekillerine verilen yetkilerden dolayı "Biz TBMM ile bir padişahdan kurtulduk drken 550 padişah sahibi olduk" diyordum. Cumhurbaşkanı da öyle. Padişah, devletin sahibi olmak hesabıyla icraattan sorumlu ve devletin başı ve yöneticisi idi. Bugünkü cumhurbaşkanı makamı nasıl? sadece devletin temsilcisi. Yasaları onaylamak, uluslararası anlaşmaları imzalamak ve bazı atamaları gerçekleştirmekten başka yetkileri yok, bunun da sonuçlarından sorumlu bile değil. Ve bu cumhurbaşkanının ayrı bir bütçesi var. Bu cumhurbaşkanının meşruiyeti de 550 kişinin oylarına bağlı idi. Halbuki Padişah meşruiyetini Hak'tan ve ülkeyi bileğinin hakkı ile Kur'an bir ailenin soyundan alıyordu. Madem böyle bir makama gerek vardı padişahlık niye kaldırıldı. Ülkeyi yöneten ve bundan kaynaklanan bir imtiyaza sahip padişahlığı kaldırdın yerine sadece ülkeyi temsil yetkisine sahip imtiyazlı bir makam neden getirildi. Böyle bir makam getirilecekse, ülkenin tüm işlerinden sorumlu bir makam ihdas edilemez miydi. Bu makama ait ayrı bir bütçe var. Eğer bu makam şekil ve isim olarak böyle devam edecekse, ülkeye yazık değil mi. Devletin temsilcisi diyoruz, işin de içinde olan bir temsilci olamaz mıydı.

 

Bu makam öyle şekillendirilmiş ki, bu devleti kuranlar hangi argümanlarla insanlarımızı padişahdan soğutmuşlar ve padişahlığı kaldırmışlarsa, aynı argümanlara sahip bir cumhurbaşkanlığı makamı şekillendirmişler. Yani içi boş bir isim ve temsil, bunun yanında bir padişah gibi ama sorumluluğu olmayan bir çok imtiyaz ve yetki.

 

Şimdi cumhurbaşkanlığı seçim esaslarının değişmesiyle, halkın cumhurbaşkanını doğrudan seçeceği yeni bir döneme giriyoruz. Dolayısıyla halkın da cumhurbaşkanından beklentilerinin ister istemez yükseleceği yeni bir döneme. 

 

Üç adayımız var, bunlardan biri ülkemizde gittikçe sorun haline gelmiş bir etkin kimliğin sorunsalından kendini kurtaramamış bir aday, diğeri eski sistem cumhurbaşkanlığını temsil eden bir aday, biri de hem kendi dinamikliği ile hem halkın dinamik yapısı ile uyumlu bir insan. Halk bu üçü arasından birini tercih edip seçecek. 

 

Karmaşık gibi görünse de aslında oldukça da basit bir durum da sözkonusu. Zira

ülkemizde bir iki başlılık söz konusu. En tepede müdahaleci bir yetkiye sahip ama sorumsuz bir baş, altta ise yetki alabilirse yapacağı her işten yetkili ve sorumlu diğer bir baş. Üstelik bu durm kanunla düzenlenmiş. Sorun da bu mantıksız düzenlemede. 90 yıldır bu iki başlı yapıdan ülkemiz çok çekti. Yapılacak işler gecikti, kimisi engellendi, kimisi sürncemede kaldı. Artık herne yaşandı ise geçmişte kaldı ve hayra tebdil edildi.

 

Artık yeni şeyler söylemenin zamanın geldi. Halkın seçeceği bir cumhurbaşkanı ile bu iki başlılığın da bir nevi sonunun başlangıcı, bütün bütün aradan çekilmese de yeni bir yolun açıldığının göstergesi. Zira bir şey bütün bütün elde edilmezse de bütün bütün kaybedilmemeli,

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Konya'da Merkezi sınavlar öğrenci alan okullar belli oldu
Konya'da Merkezi sınavlar öğrenci alan okullar belli oldu
ZEYTIN DALI ve AFRİN TÜRKÜSÜ İBRAHİM DEMİRTAŞ
ZEYTIN DALI ve AFRİN TÜRKÜSÜ İBRAHİM DEMİRTAŞ